Acılarla dolduk!

Ne yalan söyleyeyim, ilk günlerde dolu dolu geçen ev günleri benim için sıkıcı bir hal aldı.

Tam 9 ay oldu. Yeni şeyler öğrenmek için farklı yöntemler, kaynaklar bulundu. Projeler, araştırmalar, filmler bitti.

Ama şahsen ben sıkıldım! Bunu hisseden tek kişi ben miyim? 

Kar düştü güzel şehrin yükseklerine, ağaçlar yaprak döktü. Doğa kendini en güzel şekliyle gösterdi şehir sessizken.

Bu güzel cümlelerin ardında bir “ama” var...

Ben ve şehirdeki binlerce kişi böyle hissediyor, eski günlerin hayalini kuruyor. 

Ancak bir grup var ki, onlar standart yaşam tarzını bozmamak için çok uğraştılar, çok!

Her akşam bir arada oldukları insanlardan ayrılamayan, mekanlar kapalı da olsa topluluk oluşturup kalabalığa karışmaktan geri durmayan insanlar...

Her gün, koronayla ilgili son gelişmeleri takip eden bir haberci olarak; merak ediyorum bir taraf her şeyden fedakarlık edip, diğer taraf bunu yaptığında sonuca nasıl ulaşılabilir?

Günlük vaka 400’lere düştü. Yazıyoruz ama sakın sevinmeyin! 
Hafta içi, hafta sonu sokağa çıkmak yasakken, tüm işletmeler müşteriye mekanını kapatmışken sayının ancak buralara düşmesi süper bir gelişme değil.

SEAH’ın, Yenikent’in, Eski Kadın Doğum’un tamamen dolduğu günlerde yoğun bakım sırası bekleyen hastalarımızın aileleriyle ben görüştüm. Bunu hissetmek gerekir, rabbim kimseye yaşatmasın.

Peki nasıl olacak, ne yapabiliriz?

Teması sıfıra düşürüp, korunmayı tam anlamıyla başarırsak günde 3 vakaya kadar düştüğümüz Ağustos günlerine döneriz...

Sayın Valimiz Çetin Oktay Kaldırım’la görüşüyorum. Yeni konuştuk. Kimse durum böyleyken misafirliğe, buluşmalara katılmasın diye sahada sürekli çalışan bir ekip var. 

“Asla taviz vermiyoruz” diyor Vali bey; “Her ihbara gidip, cezalar yazıyoruz. Apartman yöneticileri, muhtarlar, vatandaşlar elini taşın altına koydu çalışıyorlar” diye anlatıyor...

Sahada gerçekten çetin bir mücadele var. Sakarya’da 24 saat hasta takibi yapan hemşireler, bir umutla yaşasın diye hastanın başucunda bekleyen doktorlarımızla görüşüyoruz sürekli.

Bu insanlar çocuklarına dokunamıyor, öpemiyor. Bugünlerde kaç kişi farkında?

Ben özledim sevdiklerimle yan yana gülmeyi, eğlenmeyi, kahkahalar atmayı. Güzel haberler almayı. Tebessüm ettiren fotoğraflar paylaşmayı...

Her gün sevdiğim, tanıdığım birinin bu hastalık yüzünden acısını yaşamaktan çok yoruldum. 

Siz de böyle düşünüyorsunuz değil mi? Lütfen sabır. Kimseye dokunmayın!
Yeni yıla yeni umutlarla girelim.

Kalın sağlıcakla.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Elagözlü
Elagözlü - 1 ay Önce

Çok güzel söylediniz fakat yasağı çiğneyen cezayı göze alan o kadar çok insan varki aylarca bunu yaşamaktansa 1 hafta yada 15 gün ne kadar gerekiyorsa tam yasak olsa bir çırpıda kurtulsak şu hastalıktan çok şükür Bu zaman kadar kendimi korudum virüs kapmadım ama babam şeker hastası onun için çok endişe ediyorum rabbim kimseyi sevdiklerinden ayırmasın Allah tüm hastalara şifa versin tez zamanda kurtulalım inş

Fazlı
Fazlı - 1 ay Önce

Yerinde tespitler, başarılar

Emine
Emine - 1 ay Önce

Kaleminize sağlık çok üzücü keşke anlayabilseler

Sabahat yavuz
Sabahat yavuz - 1 ay Önce

Keşke herkes sizin bizim gibi düşüne bilse onların yüzünden bizlerde çekiyoruz

Sust yüzücü
Sust yüzücü - 1 ay Önce

Allah yardımcınız olsun Bütün Doktorlar

Ayhan
Ayhan - 1 ay Önce

Duygulara tercüman olmuşsunuz. Başarılar

Seher turak
Seher turak - 1 ay Önce

Azim ablacim guzek yurekli kardesim kalemine saglik seninle duygularimiza tercuman oldun ama malisef koronoyi atlatan biri olarak gercekten basina gelmeyince insanlar malisef anlamiyo.Rabbim anlattigin guzel gunlere ermeyi nasip etsin.