Adamın ödünü koparırım!

Yıllar-yıllar evvel..

Anadolu’nun ücra köylerinden birinde…

İlkokul 3. Sınıfta, öğretmen küçük Ali’yi kaldırır ve sorusunu sorar:

- Söyle bakalım Ali, senin elinde 9 tane elma var, diyelim. Bir tane de ben verdim. Senin elinde kaç tane elma olur?

Bizim küçük Ali, öğretmenin sorusuna bir başka sorusuyla karşılık verir?

- Öğretmenim, yalan konuşma! Sen bana ne zaman elma verdin?

Öğretmen ne kadar dil döktüyse de Ali’yi ikna edemez.

Ali, akşam paydosundan sonra eve gidince, gözyaşları içinde, öğretmenini annesine şikâyet eder: Sanki ben öğretmenin elmasını çalmışım!

Anne de durumu babaya anlatınca iş kızışır.

Baba, doğru muhtarın kapısına gider ve öğretmeni şikâyet eder: Bizim bahçeler elma dolu. Benim oğlum kala- kala öğretmenin bir tek elmasına mı kalmış?

Muhtar meselenin ne olduğunu anlar.  Ama o da aileyi ikna edemez.

Bu arada olay bütün köyde duyulur..

Falangillerin Ali öğretmenin elmasını çalmış.

Köyün yarıdan fazlası; ‘Ali yanlış anlamış, öğretmen derste, sözün gelimi böyle bir şey söylemişse bile, bunda yanlış anlaşılacak bir şey yok’ dese de, milletin yorumları dur- durak bilmemiş.

- Öğretmenin canı elma çekmiştir. Çocuklar elma getirsin, diye böyle bir laf atmıştır ortaya.

- Ali zaten tembel bir çocuk, bir elma getirirsen seni bir üst sınıfa geçiririm, demek istemiştir.

- Öğretmeni severiz ama o bu köyden memnun olmadığı için böyle bir şey yapıp, tayinini mi çıkarttırmak istiyor acaba?

Sonrasında ne olmuştur bilmiyorum.

Sevdiğim abilerimden biri anlattı. Liseyi bitirince vekil öğretmenliğe başlamış. Derste yakın akrabaların kim olduğunu ve onlara nasıl hitap edilmesi gerektiğini öğretmeye gayret ediyormuş;

- Amca- dayı kimdir? Hala- teyze kime denir? Kimler enişte- bacanaktır?

Her anlatıştan sonra da 3- 5 tane öğrenciye soruyormuş:

- Mehmet söyle bakalım amca kimdir?

- Babamızın erkek kardeşi öğretmenim.

- Teyze? Annemizin kız kardeşidir.

Bir ara orta sıralardan birini kaldırıp;

- Sen söyle bakalım ‘Dayı’ kime denir?

Çocuk şöyle bir düşündükten sonra, farz edelim ki annesinin köyünün adı benim köyüm olan Karapelit. Çocuğun cevabı şu:

- Karapelit’tekine dayı denir öğretmenim.

Orada da duralım.

Bir keresinde 5 tane lise öğrencisi yanıma geldi.

Öğretmenleri; ‘Meşhur bir şairle röportaj yapın!’ demiş.

Yaptıkları araştırmaya göre en yakın Şairci benmişim.

Hiçbirinin ŞAİRCİ kelimesine itirazı olmadı.

Resmi dairelerden birinde işimiz var, diyelim. 3-5 tane fotoğraf istenir ya!

Kendi aramızda konuşurken; ‘3- 5 resim istediler, çektirip teslim ettim!’ deriz.

Kimsecikler de; ‘Sen resim değil, fotoğraf çektirip teslim ettin,  Fotoğrafı fotoğrafçı çeker. Resmi de ressam yapar!’ demez

Şimdi bunca tatava da neyin nesi be kardeşim? Diyebilirsiniz.

Unutmayın ki bu memleketi bu toplumun içinden çıkanlar yönetiyor.

Şu tutarsızlıklara, kargaşaya bakar mısınız?

Sayayım mı tek- tek?

Devam edeyim mi?

Adamın ödünü böyle koparırım.

Sahi, öğretmen, Ali’ye ne zaman elma vermişti?

İsterseniz kalkın gidin o köye, hala tantanası vardır, diye düşünüyorum.

Bizler 50 yıllık 100 yıllık meseleleri köpürtmeye ne kadar da meraklıyız!

Sonumuzu hayırlara tebdil eyle Yarabbi!..

YORUM EKLE
YORUMLAR
Sinan Ulusinan
Sinan Ulusinan - 7 ay Önce

Adrese teslim güzel bir mesaj. Teşekkürler Ömer Bey...

Yasemin Saka
Yasemin Saka - 7 ay Önce

Teşekkürler