Afet, Afad ve İnsan faktörü!.

Kısa adı (AFAD) olan İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü çalışmaları hakkında Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, bu kurumumuzu ziyaret etmesi nedeniyle ayrıntılı bilgi sahibi oldum.
Sayın vekilin basında çıkan ziyaretle ilgili beyanlarını okudum.
Ayrıca Sayın Özkoç’la ziyareti hakkında görü
şme fırsatımda oldu.
Sayın vekille bu konuda yaptığım görüşmeden anladığım, kâğıt üzerinde ve sahada, kurumun çalışmalarını eksiksiz sürdürdüğü anlaşılıyor.
Gönüllü ordusu ve toplanma alanlarına varıncaya kadar her
şey, her-an bir afet olacakmış gibi, hazır konumunda planlanmış ve harekete için hazır halde bekleniyorm.
Bu tür kurumlarımızın hazır durumda olmaları önemli.
Halkın bir afet ya
şamadan bu tür kurumlarımızın hazır olmalarını bilmeleri çok daha önemli.
Ancak bu yönüyle, halkın kurumu tanıma yönünde bir eksiklik gözlemleniyor.
Tanıtım eksikli
ğinin giderilmesi için, AFAD organizasyonu daha aktif olarak Sakarya kamuoyunda görünür olmalı.
Bunun için sosyal medya dâhil enformasyon yöntemleri daha sık ve aktif kullanılmalı. 
Örne
ğin ilimizde 500 küsur toplanma alanının olduğu bilgisine, 1 milyon nüfuslu ilimizin % kaçı sahiptir?
                                                    
 
***
AFAD kanunu eksikliklerle dolu!. 
Sakarya’nın kuzeyinde yakın tarihte bir sel afeti yaşandı.
Sebepleri, sonuçları ve etkileri hakkında yazımızın ilerleyen bölümünde görü
şlerimi paylaşacağım.
Ancak bu tür afetlerde AFAD gibi acil müdahale ekiplerinin tabi oldukları kanunların eksiklikleri yaşadığımız sel felaketinde kendini gösterdi.
AFAD kurulu
şunun tabii olaylardan zarar gören insanlara eksiksiz, yurttaşın tüm ihtiyaçlarının karşılanması için o bölgenin %10’nundan daha fazla alanının afetten etkilenme şartına sabitlenmiş.
Bu yasa sakat, eksik ve ihtiyaç anında hazır olan bir kuruluşu işlevsiz bırakan bir yasadır.
Bununla ilgili yapılması gerekenler bellidir.
Sayın vekillerin bu konuya gerekli duyarlılıkla e
ğilmemeleri zaruridir.
***
Sakarya valisi suç duyurusunda bulunacak mı?

Sakarya doğa olaylarıyla her an karşı karşıya kalan bir ilimiz.
İlimizi yönetenler bu gerçeklikle ne kadar yüzleşerek plan ve programlarını yapıyorlar bilemiyorum.
Son ya
şadığımız sel afeti bizlere bu konuda ipuçları vermektedir.
Bölgemizde daha önce hiç alışık olmadığımız şiddette yağan yağmur ve yağışın çokluğu nedeniyle oluşan sellerin, yaşam alanlarımıza ve gereçlerimize etkilerini hepimiz gördük.
Ya
şanan hasarların büyüklüğü karşısında oldukça şaşırdık.
Hâlbuki doğa, kendine saygılı biz insanlara, “gök kuşağı” hariç yakın tarihe kadar sürpriz yapmazdı.
Yani her
şey biz insanların doğayla ilişkileri sayesinde yaşanmaktadır.
Örneğin bir yönetici dere yatağının içinde su arıtma tesisi yapıyorsa, bunun sorumlusu yağan yağmurun şiddeti değildir.
Bununu sorumlusu, bu tesisi tüm olumsuzlukları, en kötü senaryoyu hesaplayarak proje hazırlamayan mühendislerdir.
Bu mühendisleri çalı
ştıran firmadır.
Bu firmaya ihale veren SASK
İdir.
SASKİyi yeterince denetlemeyen, milletin bir kuruşunu bile korumakla mükellef, halef-selef büyükşehir belediye başkanlarıdır.
Milletin paras
ını, ani bir yağışta yapacağı etkiyi  sucu Mehmet amca kadar hesaplayamayan, Sakarya Büyükşehir Belediyesinden kamu ihalesi alan firmaya müşavirlik hizmeti veren ilgili kurum ve kuruluşlardır. 
Bu firmanın yaptığı işi kamu adına teslim alan, kurum içi sorumlu kişi, ya da kişilerdir.
Sonuç olarak do
ğa dışarıdan müdahaleyi kabul etmez.
Doğa, kendine saygı duyana saygı duyar.
Bu saygıya doğanın bir parçası olduğunun farkında olmayan insanoğlu dahil!..



 

YORUM EKLE

banner7

banner6