Ağzı olan konuşuyor

       İnsan sözle değil, davranışlarla tanımlanır. Bizim insanımızın hafızası öyle tersyüz edilmiş ki ilgisiz-bilgisiz habire konuşuyor ama davranışları tezatlarla doludur. Kendi içindeki kardeşlerini fikir farklılıkları sebebiyle çok kolay hainlik, din düşmanlığı, ajanlıkla suçlar ama kendi fiillerinin çoğu da aynı karakterdedir, farkında bile değildir. Kendi taraftarı olduklarının yaptıklarına çok kolay kulp takar, kabullenir ama rakip gördüklerini ise hiç toleransı yoktur. Hemen onu yaftalar, öyle ki kendi yaptığı veya desteklediklerinin aynısını yapsa bile. Çünkü bizim insanımız takım tutar gibi parti tutuyor.

       Müslüman toplumlarında ve ülkemizde manzara bu iken bize durumumuzu görmek için bir ayna lazım. Kur’an-ı Kerim Fatır Suresi 32. Ayette İslam mirasına sahip olan Müslümanları üç kategoride tasnif ediyor, şimdi bunu bir okuyalım da bize hangisi uyuyor değerlendirelim ve kendimizi bir üst gruba atmak için gereğini yapalım:

1-Kendilerine zulmedenler: Emir ve yasaklara uymazlar. İsyan etmeseler de inançlarının gereklerini yerine getirmezler yani günahkârdırlar. Kitabı ve onun işaret ettiği kâinat kitabını okumazlar veya anlamazlar. Ya da anladıklarını yaşama çabası göstermezler. Oraya buraya savrulurlar, gözü kapılı birilerinin arkasına düşerler, yanılırlar ama bunun farkında bile olmazlar. Onların nefislerine zulmedişleri aslında yaptıkları haksızlıklar, kendilerini ve yakınları için torpil ve rüşvetle iş görmeler, birilerini yalnız bırakmalar. Bir nevi mirasyedi olmuşlardır.

2-Ortalama bir yol tutanlar: Emir ve yasakları yerine getirmeye çalışırlar ama gevşektirler. İnişli çıkışlı bir İslami hayat yaşarlar. Çoğu zaman bireysel takılırlar. Tarzlarının bir değeri vardır ama mirasın hakkını veremedikleri için yeterli düzeye ulaşamazlar. İyilik, güzellik adına hayalleri vardır ama bunlar gerçeğe dönüşmeyen ham hayallerdir. Bir bakıma ne yardan geçebilirler ne de serden. Bazen tahterevallinin bir tarafına kayarlar, bazen de diğer tarafına. Sanki çoğunluktan kopmak istemezler çoğunluğun yaptıkları yanlış da olsa.

3-Davanın tutkunu olanlar: Bunlar aldıkları mirasın şuurundadırlar. Kur’an ve sünneti terk etmezler. Hem Müslüman kardeşlerini, hem de tüm insanlığı uyarmaktan (tebliğ) geri durmazlar. Temel amaçları haktan yola çıkarak yeryüzünü imar etmek ve böylelikle zulmü ortadan kaldırmaktır. Gerektiğinde öne geçer yol gösterici olurlar, gerektiğinde de doğruluk önderlerine destek olurlar. Bunlar erdemlilerdir. Kim mağdur, mazlum ise ona yardım ederler. Hangi grup, parti, cemaat, görüş ve düşünceden olduğuna da bakmazlar. Tek amaçları Allah’ın rızasıdır ama rızanın Allah’ın gösterdiği yol olduğunu da bilirler. Hurafelere itibar etmedikleri gibi kınayanların da kınamasına aldırış etmezler. Çoğunluğun değil hakkın ve haklının yanındadırlar, tek kişi kalsalar bile.

       Yeryüzündeki bütün haksızlıklardan ve zulümlerden kendi bilgi, beceri ve imkânları ölçüsünde sorumlu olan Müslümanların nerede durmaları gerektiği açık değil mi? Yoksa Doğu Türkistan’daki, Arakan’daki, Filistin’deki inanç zulümlerinin hesabını nasıl verebiliriz? Ya da Afrika’daki aç bırakılmışlığın hesabını verebilir miyiz?

  • Eee Hocam, her şeyden de biz mi sorumluyuz?
  • Ne sandınız, Müslüman olmak öyle kolay mı?
YORUM EKLE
YORUMLAR
Mehmet Ali Turhan
Mehmet Ali Turhan - 4 hafta Önce

Hocam Allah razı olsun aynen katílıyorum Müslümanlık sotumluluk ister