Ahh bu siyasetçiler...

Bu haftaki yazımızda siyaset ve siyasetçilere bir göz atalım dedim.

YAŞLI SİYASETÇİLER…

‘‘ Siyasette 65 yaşın üstünde kim varsa EMEKLİ olmalı. Ya da emekli edilmeli. Bir kişinin 65 yaşında aday olması demek 70 yaşına kadar siyaset yapması demektir. Ki 70 yaşındaki insanın da işi bitmiş demektir…’’ demişlerdi bir zamanlar birileri. Bence yerden göğe kadar haklı.

Hatta ‘‘ 65-70 yaşındaki insanların kime ne faydası olacak ki hala siyasetin içinde yer almak için uğraşıp duruyorlar…’’ da demişlerdi bir başka birileri bir zamanlar. İşte önceki yıllarda YAŞLI SİYASETÇİLER için bu yorumları yapan o birilerine bakıyorum da bugün yolda zor yürüyorlar. Hatta birçoğu hastalıklarla boğuşmaktan normal yaşamaya bile fırsat bulamıyor.

Bu durumda 65 yaşının üstündeki tüm siyasiler siyaseti bırakmalı. Ya da bu millet ilk seçimde bu yaşlı siyasetçilere siyaseti bıraktırmalı. Onlara tavsiyem kendilerine zaman ayırsınlar. Hayatın gerçeği. Ne kadar ömürleri kaldı ki? Ülke ortalamasına göre en fazla 10-15 yıl. Çoluk çocuk torunları ile oyalansınlar. Eğer ülkeye ve millete hizmet etmek istiyorlarsa da AKIL HOCALIĞI yani DANIŞMANLIK yapsınlar gençlere. Kısacası GENÇLERİMİZE güvensinler…

SİYASETÇİNİN DİLİ…

‘‘ Gerçekten güzeldir bizim siyasetçinin dili. Hiç kimseye benzemez. Her biri çıkar millete ve vatana hizmet konusunda projelerini anlatırlar. Yarın bir araya geliriz, yüz yüze bakarız diye birbirlerine karşı saygıda kusur etmezler. Birbirlerine asla şerefsiz, alçak, kahpe, illet, hain gibi ifadelerle hakaret etmezler…’’ diye yazmak isterdim ama maalesef yazamıyorum.

Oslo, Habur, açılım, 17/25 Aralık, andımızın okul kitaplarından çıkarılması, ay-yıldızın gönderden indirilmesi, ülkemizde koridor açılması, özelleştirme adı altında birçok yerin satılması, gibi siyasi olaylarda siyasilerin birbirlerine söyledikleri hakaretleri dün gibi hatırlıyorum.   Siyasette olur böyle ufak tefek hakaretler demekten de kendimi alamıyorum.

Son olarak da sanki evden kaçıp İYİ yolda olmayan birisine seslenir gibi yapılan ‘‘ EVE DÖN…’’ çağrısı. Aklınca siyaset yaptığını zanneden o siyasetçiye cevap vermesine veririmde 65 yaş üstü olduğu için çoktan EMEKLİLİĞİ hak eden birisine cevap vermeye değmez deyip geçip gideyim. Sadece ‘‘ kendisine dönsün’’ diyeyim yeter. Birde EV mi kaldı ki çağrı yapıyor diye sorayım.  

SLOGAN SİYASETİ…

Ahh bu siyasetçiler demişken projeler yerine slogan ve vaatlerle siyaset yapmak isteyenler hakkında da bir iki çift söz edelim. Aday veya aday adayı olurlar. Sonra başlarlar… ‘‘Sizden biri… İçinizden biri… Sizin evladınız… Hizmet için varım…’’  gibi onlarca slogan. Cenazede, düğünde, parkta, bahçede, camide çekilen birkaç poz görüntü... Sosyal medyada trol hesaplarla yapılan reklam. Ve yandaş medyada bir iki yandaş tarafından yere göğe sığdırılamayan övgüler…

Sorsanız buna SİYASET derler.

Bulunduğu ilin veya ilçenin sorunlarını biliyor mu? Biliyorsa çözüm önerileri var mı? Çözüm önerileri varsa kaynak bulmuş mu? Sosyal ve kültürel projeleri var mı? Gençlerimize iş, aş imkânı yaratabilecek mi? diye sorgulayacak seçmen olmayınca da en iyi bildiklerini yapıyor bizim uyanık siyasetçiler. O da VAAT ETMEK.

Soracaksınız şimdi vaat etmek gibi her dönem geçerli SERMAYELERİ varken PROJE anlatmakla neden uğraşsınlar diye. Haklısınız. Öyle alışmışız ki vaatlerle uyutulmaya yeri geldiğinde aynı vaadi 2-3 seçim bile kullandıklarında sormuyoruz neden SÖZÜNDE DURMUYORSUN diye.

Ne diyebilirim ki? Bazı seçmen vaatlerle idare edilir demekten başka.

PARTİCİLİK…

Ahh bu siyasetçiler demişken siyaset cambazı PARTİCİLERE değinmeden geçemeyeceğim.

Önce şu fikrimi söyleyeyim. Herkes parti değiştirebilir. Hatta partide kurabilir. Buna saygım sonsuz. Ama ben PARTİCİYİM, çocukluğumdan beri DAVAMA hizmet ediyorum gibi büyük laflar söyledikten sonra kendi yetersizliğini ve başarısızlığını örtbas etmek için parti değiştirenler ve özelliklede parti kurmaya kalkanlara itibar etmeyin. Hele hele SÖZ verdiği halde sözünde durmayanlara hiç itibar etmeyin. Asla da güvenmeyin. Dün sizleri nasıl satıyorsa yarında öyle satar bu siyaset cambazları.

Şimdi gelelim particilere…

Herkes bir koltuğa oturana kadar particidir bizim ülkemizde. Hatta Genel Başkanların himayesinde bir yerlere gelmiş olanlar bile kerameti kendilerinde bulurlar. Sanki bulunmaz hint kumaşıdır mübarekler. Her şeyi onlar bilir. En iyi partici onlardır. Taa ki oturdukları koltuğu kaybedene kadar. İşte o zaman gerçek yüzlerini de gösterirler. Neyse yazmayayım ne olduklarını. Zaten anladınız.

YERLİ ve MİLLİ SİYASET…

Sendense Yerli ve Milli. Senden değilse İllet ve Zillet. Ne oluyor bu durumda? Ne olacak ki? Benimle aynı düşünen ve benle aynı safta olan herkes YERLİ ve MİLLİDİR. Gerisine gelince boş ver. Onlar zaten kendilerinin ne olduklarını çok iyi biliyorlar.

Şimdi soracaksınız nasıl YERLİ ve MİLLİ olunur diye? Veya kime İLLET ve ZİLLET denir diye?

Açıklayayım;

Öyle detaylı uzun uzun yazmaya gerek yok. Kısa bir örnekle anlatmaya çalışayım.

Ailenizden miras kaldı. Çimento, demir, çelik, tekstil, yağ, un, şeker fabrikaları. Bakır, krom, çinko, alüminyum, doğalgaz ve petrol işletmeleri. İletişim şirketleri. Yüzlerce Otel. Maden sahaları. Limanlar. Binlerce irili ufaklı arsa ve tarla. Tabii ki en az 10 yıl yetecek yerli ve yabancı para. Ve birde tüm ailenizin kötü günde kullanacağı yedek para.

Siz hiçbir şey üretmeden tıpkı askerde olduğu gibi yan gelip yatarsanız. Bunların üzerine yenilerini koyacağınıza tek tek yerli ve yabancılara satma becerisini gösterirseniz. Tek tek sattıktan sonrada ailenizin kötü günde kullanacağı parayı harcamaya kalkarsanız sana YERLİ ve MİLLİ denir. Sana karşı çıkan kardeşlerin olursa elbette onlara da İLLET ve ZİLLET. Bilmem anlatabildim mi?

Yerli ve Milli demişken aklıma geldi. Olur ya birileri çıkıp T.C.’lerin kaldırılmasını, ANDIMIZIN yasaklanmasını, AY-YILDIZLI bayrağımızı en güzel anlatan BAYRAK şiirinin okul kitaplarından çıkarılmasını, MİLLİYETÇİLİĞİN ayaklar altına alınmasını eleştirerek YERLİ ve MİLLİ edebiyatı yapmaya kalkarsa sakın itibar etmeyin bu tür insanlara. Bir zamanlar birileri ne demişti bunlar için? IRKÇI...

Yazımızı GÜNDEMLE kapatalım.

ALTIN ve DÖVİZ yükseliyormuş.  Tek sorumlusu asker kaçağı İSMET İNÖNÜ ve hatta 70 yıl öncesinin CHP’si desem inanan akıllılar çıkar. Hatta ciddiye alıp protesto etmeye bile kalkarlar. En iyisi söylemeyeyim. Neden yükseldiğine gelince? Açıklayayım.

Son seçimlerden önce idi. Sadece şunu söylemiştim. ‘‘ İnanmayın bunların DÖVİZ ve ALTININ yükselişini durduracağız vaatlerine. Eğer bunlara oy verirseniz DÖVİZ ve ALTIN yükselir. Bir senede dolar 7 TL’yi geçer demiştim.’’

Cuma günü itibarı ile doları 7.28 yaptılar. Beni mahcup etmediler. Şimdi anladınız mı altın ve dövizin neden yükseldiğini?

Ayrıca teşekkür ederim kendilerine. Biraz döviz ve altın almıştım…

Saygılarımla,

Sinan Ulusinan

10.08.2020

 

YORUM EKLE