Aile

Ailenizi “emanet bilinci” ile kucaklayın: Affedici olun. Öfkenizi yutun. Ayıpları örtün. Hata ettiğinizde özür dileyin.

“Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle.” (Furkân, 25/74)

Aile, çocukluktan gençliğe, yetişkinlikten yaşlılığa uzanan hayat serüveninin her adımında insanı anlamla tanıştıran muhteşem birlikteliğin adıdır. Farklı hayatları aynı çatı altında buluşturan aile, aralarında dokuduğu bağlarla onların birbirlerine geçmelerini, birbirlerini bütünlemelerini ve güçlenmelerini sağlar. Başka evlerde yaşasalar bile, aslında görünmez bir cam çatı altında birleşen insanlar olarak akrabalar da bu bağların birer ilmeğidir. İnsan, ailesi ve akrabaları sayesinde korunup kollanmanın, sevilip sayılmanın, güvenip inanmanın, acıyı da mutluluğu da paylaşmanın, huzura kavuşmanın tadına varır. Ahlâkını, inancını, kültürünü, geleneğini ve değerlerini ailesinden miras alır. Duyguları aile okulunda öğrenir, ilk alışkanlıklarını orada kazanır, ilk çarelerini orada dener. Kısacası aile demek birlik demektir; birlikte dirlik demektir… (Ailem, DİB Yayınları, Halk Kitapları, s,10)

Aile, yaratılıştan itibaren var olan, insanlığın en eski ve en köklü kurumu olarak kabul edilmiştir. İnsanlık, bu saygın kurum sayesinde neşv-u nema bulmuştur. İlk insanlık ailesi Adem ile Havva’dan teşekkül etmiştir. Evlilik müessesesi yoluyla da varlığını devam ettirmektedir. Aile hayatı, karşılıklı anlayış, saygı, sevgi ve olgunlukla yürütülebilecek insani bir müessesedir. Bu yüzden dinimiz, aile fertlerinin hak ve görevlerini tam olarak yerine getirebilmeleri, aile bireylerinde temel insani ve ahlaki erdemlerin oluşması, aile müessesesinin sağlam kurulması ve iyi işlemesi için vazgeçilmez bir takım kurallar koymuştur.

Bir aile sahibi olmak fıtrî bir duygudur. Bir yuva kurmak ve hayatı bir aile ortamında sürdürmek, hayatın olmazsa olmazıdır. Sevgi, şefkat ve merhametle dolu bir ailede doğup büyüyen insan, hayata ve insana aynı duygularla bakar. Bu bakımdan sevgi, şefkat ve merhametin hâkim olduğu bir aile iklimi, insanların, toplumların ve yeryüzünün huzuru için vazgeçilmezdir.

Kur’an-ı Kerîm insana ve insanlar üzerinden topluma hitap eder. Bu yüzden insan ve insanın yetişmesinde büyük öneme sahip olan ailenin Kur’an-ı Kerim’de özel bir yeri vardır. Onda ailenin kuruluşu, aile bireylerinin hak ve sorumlulukları, aile saadetinin ilkeleri ve olası problemlerin çözümüne ilişkin evrensel nitelikte öğütler bulunmaktadır.

“Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması, aranızda sevgi ve merhamet var etmesi Allah’ın varlığının ve kudretinin delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.” (Rum, 30/21)

Kültürümüzde ‘Allah’ın emriyle ve peygamberin kavliyle’ ilkesiyle temeli atılan yuvaların sağlam temeller üzerinde huzurlu bir şekilde devam edebilmesi, ancak Allah ve Peygamber’inin (s.a.s.) bu konudaki emir ve isteklerini yerine getirmekle mümkündür. “Sizin en hayırlınız ailesine en güzel şekilde davranandır. Ben, aranızda ailesine en güzel davranan kişiyim.”  (İbn Mâce, Nikâh, 50)

Aile bireyleri arasında tesis edilmesi elzem olan sevgi, saygı, adalet, anlayış, merhamet, vb. duygu ve ilkeler, Müslüman toplumlara başta Kur’ân-ı Kerîm olmak üzere hadisler, sünnet ve Müslüman toplumun maruf örfü aracılığıyla intikal etmiştir. Aile hayatının tanziminde her ferdin ihtiyaç duyduğu bu temel ilkeler, sünnet ve hadisler aracılığıyla tespit edilmiş ve nesiller boyunca Müslüman toplumlarda uygulanmaya çalışılmıştır.

Yüce Yaratıcımızın en güzel nimetlerinden biri ailedir. Aile, insanı hayata gözlerini açtığı anda sarıp sarmalar. Koruyup kollar ve bağrına basar. Aile, Rabbimizin rahmeti ile desteklediği, çocuklar ve temiz rızıklar ihsan ederek güzelleştirdiği mukaddes bir yuvadır. Aile insan için huzura ermenin ve güven duygusunu derinden hissetmenin adıdır. Aile, muhabbetin, neşenin ve lezzetin paylaşılarak kıymet kazandığı yerdir. Vefanın fedakârlıkla, imanın ihsanla, bilginin hikmetle ve sevginin hürmetle harmanlandığı bir eğitim ocağıdır. Aile bizim en değerli hazinemiz, vazgeçilmez değerimizdir.

Yüce Rabbimiz erkek ve kadını adalet üzere yaratmıştır. Dinimize göre erkek ve kadının yaratılış gayesi birdir. Her ikisi de değerlidir, temel hak ve dokunulmazlıkları vardır. Kulluk ve sorumluluk, mükâfat ve ceza, iffetli ve onurlu bir hayat yaşamada aralarında hiçbir fark yoktur. İslam’ın ailede en ideal yaklaşım olarak gösterdiği hedef adalet ve ihsan ahlakıdır. Aile bireylerinden her biri, diğerini hoşnut etme gayesini davranışlarının merkezi yapmalıdır. Zira adalet ve ihsanın hâkim olduğu aileler huzur yuvasıdır.

Yüce Dinimiz İslam, bizlere aile saadetinin ve mutluluğunun yollarını göstermiştir. Bizler için aile hayatında en güzel örnek Peygamberimiz (s.a.s)’dir. O, ailede ihsanı, iyiliği ve adaleti emretmektedir. Zira ailede ihsan üzere iyilikte yarışma vardır. İhsan, ailede sevgiyi ayakta tutan, diğerkâmlık ve fedakârlığı içinde barındıran yüce bir değerdir. İhsan, hiçbir karşılık beklemeden ve asla minnet altında bırakmadan yapılan iyiliktir. Ailede adalet, karşılıklı sevgi ve saygının gözetilmesidir. Fertlerin onurunun korunması, emeğin takdir edilmesidir. Haklar ve sorumluluklarda hakkaniyetin ve insaflı bir yolun benimsenmesidir.

Ailede karşılıklı anlayış hâkim olmalıdır. Eşler birbirine güven duymalı ve bağlılık göstermelidir. Sevinç, keder, yorgunluk ve sıkıntılar paylaşılmalıdır. Aile fertleri arasında yardımlaşma ve dayanışma asıldır. Ailede her fert sorumluluk bilinciyle hareket etmelidir. Alınan kararlarda istişare hâkim olmalıdır. Ailedeki her fert, kendisinden daha çok karşısındakini düşünmelidir. İşte o zaman ilahî rahmet tecelli eder ve meveddet yani sevgi ve muhabbet kalıcı hale gelir.

Anne-babalar hem birbirlerine hem de çocuklarına karşı cinsiyet farkı gözetmeksizin adalet ve hakkaniyetle davranmalıdır. Zira, her anne-baba; “Allah’tan korkun ve evlatlarınız arasında adaletli olun.” (Buhari, Hibe, 13)  emrinin muhatabıdır. Bu yüzden ebeveynler, sorumluluklarına uygun hareket etmeli ve çocuklarını asla ihmal etmemelidir. Sevgili Peygamberimizin; “Bakmakla yükümlü olduğu kimseleri ihmal etmesi, kişiye günah olarak yeter.” (Ebû Davud, Zekât, 45)  nebevi uyarısına kulak vermelidir.

Hz. Peygamber, hanımlarına her zaman değer vermiş, gerektiğinde onlara danışmış, ev işlerinde yardımcı olmuş, onlarla sohbet etmiş, dini meseleleri onlara anlatmış, onlara hoşgörü ve şefkat göstermiş, onlarla şakalaşmış, maddi-manevi yönden destek olmuş, onlara nezaket ve zarafet içerisinde davranmış, fedakâr, sürekli mütevazı kalarak ilgi ve sevgiyle yaklaşmıştır.

O halde geliniz, Yüce Rabbimizin emaneti olan ailemizi gözümüz gibi koruyalım. Gün gelip emanetin sahibi olan Yüce Allah’a hesap vereceğimizi aklımızdan çıkarmayalım. Aile hayatımızın her alanında adalet ve ihsan ahlakının güçlenmesi için çaba gösterelim. Anne-babamızla, eşimizle, çocuklarımızla el ele verip hep birlikte ailemizin kıymetini bilelim. Unutmayalım ki ailemizi maddi-manevi her türlü tehlikeden ve tehditten korumak hepimizin öncelikli vazifesidir. (DİB Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Hutbe, 11.05.2018)

Zaman ve mekan değişse de ailenin önemi ve insanın aileye duyduğu ihtiyaç asla değişmeyecektir. Dolayısıyla Müslüman’ın bir taraftan yaşanan değişimi dikkatle izlemesi, diğer taraftan da Kur’an ve sünnetin aile hakkında öngördüğü ilkelerden ödün vermeden yaşaması gerekmektedir.

O halde Yüce Rabbimizin “Üsve-i Hasene” (en güzel örnek)3 diye takdim ettiği, iyi bir aile reisi olan Sevgili Peygamberimizi kendimize örnek alalım. Kuran ve sünnette üzerinde çokça durulan sevginin ve saygının, ailenin temel taşı olduğunu unutmayalım. Annelerin, babaların ve diğer canlıların yuvalarını ve yavrularını sevgi sayesinde devam ettirdiklerini tefekkür edelim. Kavgalı değil, barışık olan, aile saadetini ön planda tutan, muhabbet ve ülfeti eksik etmeyen ebeveynler olarak bu sahadaki sorumluluğumuzu unutmadan hayatımıza yön verelim. İnsanların ve toplumların bozulmaya başladığı bir dönemde el ele, gönül gönüle birlik ve beraberlik içinde umut ve sevgi dolu yuvalarda yaşamamız temennisiyle yüce rabbime dua edelim.

Peygamberimiz şöyle dua ederdi: “Allah’ım! Senden dinim, dünyam, ailem ve malım hakkında af ve afiyet dilerim.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 100-101)

YORUM EKLE

banner7

banner6