Akıl Bilim İnanç

Akılcılar (usçular), dünya üzerinde yaşayan canlılar içinde akıl sahibi olan sadece insan olduğu için toplumsal mekanizmaların akıl ile açıklanmasını veya değerlendirilmesini istiyor. Toplumsal kararlarda akla ve bilime uygun davranılması gerektiğini savunuyor. Hatta aklın ve bilimin kullanılmasının düşünen canlı olarak insanın “haysiyetine özgü” bir durum olduğunda ısrar ediyor. En azından benim anladığım bu şeklide…

İnancı (vahyi) veya dini ön plana almak gerektiği savununlar ise, inancın da sadece insanlar için olduğunu ve insan yaşamına etki eden bütün toplumsal sistemin Yaratıcı tarafından dizayn edildiğini vurgulayarak, dinin yeterli kabul edilmesini ve aklın/bilimin kutsallaştırılmamasını istiyor.

Gereksiz bir tartışma olduğunu söylemek için artık çok geç. Bu topraklarda bin seneden fazla süredir tartışılır durur.

Geçmişte akıl ile dini aynı cümlede kullanarak orta bir yol arayan düşünürler çoktu. Bu düşünürlerin her ikisinin de birbirini tamamladığı şeklindeki sözleri genel kabul görürdü.

Bugünkü iklim buna pek müsait değil! En son Milli Eğitim Bakanı Sayın Ziya Selçuk’un imam hatip okulları konusundaki açıklaması konuyu tekrar gündeme taşıdı.

Sayın Bakan şöyle dedi: “Maddede manayı, kâinatta hikmeti, biyolojide azameti görmekle alakalıdır. İmam hatip okullarımız bu manada vicdanın ve liyakatin bilim ve teknolojiyle birleşerek insanlığa hizmet etmenin yolunu açıyor.”

Ben imam hatipte okumadım. Çocuklarım da gitmedi. Çevremde ve ailemde giden / gitmiş olan da yok. O nedenle bu okulların kapsamını bilmiyorum. Ancak Türkiye’de, özellikle eğitim alanındaki problemleri yakından takip ediyorum ve üniversitede görevli bir öğretim üyesi olarak çok önemsiyorum.

İmam Hatip Okullarının varlığı önemlidir. Diğer liseler kadar kaynak kullanmaları da orada okuyan çocukların hakkıdır. Fakat, farklı alanlar içinden sadece birinin ön planda tutulmasını anlamakta zorlanıyorum.

Tartışmaya dönecek olursak; tarafların akıl ve bilimden kastı aslında benzer gibi. Tam olarak doğru olmasa da akıl dedikleri felsefe, bilim dedikleri matematik.

Konu Allah’ın (cc) rızasını kazanıp cennete gitmekse eyvallah! Ama bu toplumsal bir olgu değil ki! Neticede her koyunun kendi bacağından asılacağını biliyoruz. Kişinin amel defterinin kendi sağından veya solundan verileceğini de…

Mesele işin toplumsal boyutu…

Medeni sistem, üretim sistemi, finans sistemi, eğitim sistemi, ahlak sistemi, savunma ve silah sistemleri hatta sağlık sistemi… Çünkü hiçbir kul, bir an önce ölüm gitmek istemiyor. Aksine sağlıklı, refah içinde ve mümkün olduğunca uzun yaşamaya çaba sarf ediyor.

Sayın Bakan, yukarıdaki sözünü siyasi rollünün etkisi ile mi söyledi, bilmiyorum ancak tespiti doğru değil. Maddede manayı, kâinatta hikmeti, biyolojide azameti görmek için imam hatipli olmak gerek şart değildir.

Ayrıca ülkemizde fen, sosyal, teknik, meslek veya Anadolu gibi birden fazla öğretim kurumu vardır ve orada okuyan gençlerin manadan, hikmetten ve azametten geri kalacağı gibi bir algının oluşmasına sebep olmak normal değildir.

YORUM EKLE

banner7

banner6