Alkışlar Manisa’ya

Birkaç ay önce gazetelerde ünlü bir Alman otomobil firmasının (Volkswagen) Türkiye’ye yatırım yapacağına ilişkin haberler yayınlandı. Sonra bu yatırımın Türkiye’ye yakın başka yerlere yapılmasının söz konusu olabileceği konuşuldu.

Elbette Türkiye’nin adı geçince ülke içinde de bazı hareketlenmeler oldu.

Yeni yapılan limanı, bitmesi ekonomik krizin bitmesine bağlı karayolu, bitmesi Allah’a kalmış demiryolu ile Karasu da akıllara geldi.

Liman var, karayolu var, yersen demiryolu da var… Ki onlarda da az zorlasan Yersen Kirşen var…

Biz bu felsefe ile yola çıkarken Manisa da bir girişimde bulundu. Denize uzak, dağa yakın Manisa bizden daha yakın olmamalıydı yatırıma…

Yaslandık arkamıza Türkiye’nin Alman firmasını ikna etmesini bekledik. Oysa Manisa boş durmuyor, yurt dışında olduğu kadar yurt içinde de lobisini, hazırlığını yapıyordu.

Biz de dağa denize, yola suya falan güveniyorduk.

Finalde önceki gün Ticaret Gazetesi’nde Volkswagen’in Türkiye’ye yatırım yapma kararı aldığı haberi yer aldı. Gazetede yer aldığına göre şirketin adı da Volkswagen Turkey Otomotiv Sanayi ve Ticaret AŞ oldu.

Heyecan yapmayın. Karasu’ya değil, Manisa’ya…

Şirket 2020 yılı içinde yatırıma başlayacak ve 2022 yılında da ürünlerini piyasaya sürmeye başlayacak.

Şirketin kuruluş sermayesi 943 milyon lira. Toplam yapılması düşünülen yatırım 1.4 milyar Euro…

Şirketin çalıştırmayı düşündüğü personel sayısı 4 bin. Yılda 300 bin civarında da araç üretilmesi planlanıyor.

Şimdi bu kıtlıkta Sakarya’ya bu tesis kurulsaydı…

Her gelirini bir kenara bırakalım. Bu ekonomik kriz ortamında 4 bin kişi iş bulmuş olsaydı…

Piyasaya 4 bin yeni maaş girmiş olacaktı. Sakarya’daki pek çok kişinin işleri kendiliğinden düzene girmiş sayılacaktı.

Haber Sakarya’da duyulmadı bile.

Kimse oralı olmadı.

Olmayan fırsatı kaçırmış olmaktan kimse şikayetçi değil çünkü.

Fırsatlar yanımızdan akıp gidiyor, biz kaçırdıklarımızın farkında bile değiliz.

Kaçırdıklarımızı yakaladığı için Manisa’yı tebrik etmek lazım… Lazım da…

Manisa’dan bu yatırımın gelmesine katkı sağlayanların benzerleri bizde de var. Adamsa adam, vekilse vekil, bürokratsa bürokrat…

Onlara da bir iki şey sormak lazım mı?

“Adamlar kendi illerine bu yatırımı getirirken siz nereye bakıyordunuz” demek de hakkımız değil mi?

Bunun iktidarı, muhalefeti, eleştirisi, övgüsü yok.

Bu bir iktidar eleştirisi değil, oradaki yatırımı alan da iktidar gücünü kullanmış. Sakarya’da da iktidara destek yüksek. Onun için burada başka bir şey var. Burada deşilmesi gereken, irdelenmesi gereken, tartışılması gereken bambaşka şeyler var.

Otomobil konusunda bunca deneyimi olan Sakarya göz göre göre bu firmayı Manisa’ya kaptırıyorsa bazı şeylerin yeniden değerlendirilmesi lazım.

Yoksa sadece Manisa’yı alkışlamak yetmez. Kalkıp gidip yerinde tebrik etmek, fabrikanın açılışına falan da katılmak lazım gelir…

Bir açıklık getireyim

Okul müdürlerinin atamaları ile ilgili yazımızın ardından pek çok telefon aldık. Bunlardan bazıları haklarının yendiğini, bazıları iktidara yakınlığı ile bilinen sendikanın korunduğunu söyledi. Hatta Eğitim Sen Sakarya Temsilcisi Aliyavuz Köse artık sendika olarak müdürlük gibi konularda sendika üyelerinin müracaatta bulunmadığını, bulunsalar da mülakatta eleneceklerini söyledi.

Bir başka sendikanın yetkilisi de (arayanların isimlerini vermenin sakıncalı olup olmadığını bilmiyorum. Aliyavuz Köse sendika temsilcisi olduğu için adını vermekte sakınca yok. Ama bizde memurlar da kendilerini bizim onları düşündüğümüz kadar düşünmedikleri için biz daha dikkatli davranmak zorundayız) bu sene müdür atamalarında yazılı sınav notu ile mülakat notunun aynı olacak şekilde verilmesi yönünde bir talimat geldiğini ve Sakarya için buna uyulduğunu söyledi. Yani Sakarya’da yapılan müdür atamalarının herkesin içine sinmesi gereken atamalar olduğunu söyledi.

Bu durumda bize düşen her iki açıdan önemli bulduğumuz görüşleri size aktarmak.

Elbette bunun yanı sıra müdür olan arkadaşların da istediği makamı elde edememiş arkadaşların da aslında işlerinin eğitim olduğunu unutmadan çalışmalarını beklemek.

“Ölen öldü kalan sağlar bizimdir” demek istemiyorum ama önümüze bakmak gerektiği konusunda da hemfikir olmalıyız. Müdür olup olmamanız temelde sizin sorununuz. Bizi ilgilendiren yaptığınız ve yapmayı planladığınız iş.

Onun için her şeyi bir kenara bırakıp eğitim ile ilgilenmeyecekseniz müdürlüğü kaybetmiş olsanız da kazanmış olsanız da eğitim camiası için birer kayıpsınız.

Ben böyle düşünüyorum…

YORUM EKLE