Alkışlar UKOME’ye

Dünkü gazete için önceki gün yazdığım ancak yayınlanamayan yazımda şöyle diyordum: “Halk otobüsleri sefer sayısını azalttı. Ancak bir araçta taşınan yolcu sayısı düşmedi. Hal böyle olunca sefer sayısının azaltılmasının koronavirüsün yayılmasını engelleme konusunda bir işe yaramayacağı ortada.

Ülke olarak ekonomik anlamda zor bir dönemden geçiyorduk. Koronavirüs üstüne tuz biber oldu. Ancak bu sıkıntılarımızı ne yazık ki halk otobüsü işletenler de çekmek durumunda. Araçların sefer sayısından önce aldıkları yolcu sayısı azaltılmalı.”

Ulaşım Koordinasyon Merkezi dün bu konuda bir karar aldı. Aldığı karar uyarınca toplu taşıma yapan halk otobüsleri ve belediye araçları kapasitelerinin yarısı kadar yolcu alabilecek.

Bu durum taşımacılık işini meslek edinenleri pek memnun etmemiş gibi görünse de aslında onların sağlığı için de önemli bir adım atılmış oluyor.

Toplu taşımada ne kadar az insan varsa o kadar az koronavirüs riski var demektir. Sürücü de araçta sürekli kalmak zorunda olduğuna göre bu karar aslına sürücünün de sağlığını korumaktadır.

Bu konuda duyarlı davranan ve çözüm odaklı bir karar veren UKOME’ye de teşekkür etmek lazım.

Gerektiğinde cesur kararlar alınmalı ve denetimlerde bulunulmalı. Alınan kararların toplumun tamamını memnun etmesi gerekmez ama toplumun tamamını düşünmeniz gerekir.  

İnsansız iş sahası

Koronavirüs dolayısıyla pek çok işi insana ihtiyaç duymadan da halletmeyi öğreniyoruz. Devlet dairesine gitmeden pek çok evrakı E-Devlet üzerinden almaya alıştık. Faturaları internetten ya da otomatik ödeme talimatı ile halletmeyi öğrendik. Alışverişlerimizi telefonla ya da internetten yapmayı başarıyoruz. İşyerine gitmeden evden çalışma yöntemleri geliştiriyoruz.

Yavaş yavaş insansız ve dijital yaşamaya alışıyoruz. Virüsün bu şekilde yaşamayı öğrenmemiz noktasında katkısı oldu diyebiliriz.

Eldiven öyle mi kullanılır?

Uğur Dündar’ın bir programında fabrikaya işe giden adamlar traktörde kafalarına bone takıyordu. Dündar’ın ekibindeki muhabirler sorduğunda da “Hijyen önlemi olarak takıyoruz” diyorlardı. Şimdi tam da o durumdayız. Adam eldiven kullanıyor. Parayı o eldiven ile tutuyor. Ekmeği aynı eldiven ile veriyor. Eve de aynı eldiven ile gidiyor muhtemelen. Elinde eldiven olduğu için elini de yıkamıyor.

Sorsan hijyenik…

Bankaların yarı zamanlı çalışması

Bankalar yarı zamanlı olarak çalışmaya başladı. Personel azaltıldı muhtemelen.

Bankaya giden müşteri genel olarak işlerini bilgisayardan halledemeyen kişiler. Bu kişiler de genel olarak risk sayılan yaşlarda.

Bu kişiler bankaya ikişer ikişer alınıyor. O durumda da banka çalışanlarının sağlığı garantiye alınmış.

Peki dışarıda kuyruk olan vatandaşlar ne olacak?

Tam zamanlı çalışsaydınız herkes daha sağlıklı olmaz mıydı?

 HECATİ: Eskiden samimi olduğumuz insanlara elimizi uzatırdık. Yetmezdi sıkı sıkı sarılırdık. Özlediklerimizi öperdik. Kokularını içimize çekerdik... Eskiden dediğim geçen hafta falan bu arada...

YORUM EKLE