Amaç; sis ve gölge  


    Her zaman olduğu gibi; dört tekerlekli sandalyemden, hayatı, insanlığı, dillerden düşen cümleleri, ülkeyi ve dünyayı izliyorum yine. Yüreğim; her ne kadar, evimin bahçesinde, huzurlu ve mutlu olsa da sıcak ve son derece sıkıcı bir yazın son günlerini yaşıyorum. Koyu bir sis, bir isim veremediğim, karanIık bir gölge içindeyim adeta. Yalan yok; memnunum idrak ettiğim şu günden. Önümde bilgisayarım, bilgisayarda internet, internetin içince de büyük ilgi duyduğum siyasete dair, sayısız haber, yazı ve tartışma programları ile, incir ağaçları altında, huzurlu ve keyifliyim ben. Ki; elimde de, ikinci bir seçenek yok zaten. ya evin bir köşesinde yatıp, ömrümün son bulmasını bekleyeceğim ya da her şekilde yazarak, her zaman hayatın içinde olacağım. 
    Açıkçası, yazma aşkım ve yazma isteğimde en ufak sis ve gölge olmasa bile, duygularıma sis de düşüyor, gölge de. Zaman zaman, zora düşüyorum zira. Beklenmedik bir anda, dara düşüyor yüreğim. İşte o an, dünya üstünde olan tüm anlamlar, tek tek anlamını yitiriyor. Değerler, görevinden istifa edip, değersizleşiyor birden bire. Ama sonra, sonra nasıl olduğunu bilmediğim bir şekilde, tekrar sarılıyorum koptuğum hayata. Dibin, en dibine inen ben, yavaş yavaş dönüyorum fabrika ayarlarına. Sabır yeniden yükleniyor iken, sis ile beraber, gölge de gidiyor duygularımın üstünden. 
    Her zaman olduğu gibi, kendi halimi bir kenara koyunca, ülkemin gündemi ve ülkemin garip, gölgeli hali çıkıyor karşıma. Evet, ülkenin gündemi, her zaman olduğu gibi, çok fazla yoğun. Her zaman olduğu gibi, her kafadan bir değil, bin ses çıkıyor. Bütün bunlar, Türkiye için, hatta tüm dünya ülkeleri için, olağan ve gayet doğal şeyler. Her bir parmak izinin farklı olduğu bir dünyada, düşünceler de farklı olacak, sergilenen tavırlar da. 
    Ama 24 Temmuz 2020 gününden, yani; Ayasofya’nın açıldığı o tarihi günden sonra, bu ülkede, diyanet işleri başkanı, Erbaş hocanın hutbesi üstünden, birileri farklı bir rüzgar estirmeye başladı. Erbaş hocanın, ayasofya Camii’nde okuduğu hutbede, Gazi Mustafa Kemal’i lanetlediğini iddia edildi. Bu içi boş iddia yüzünden, 86 yıl sonra yaşadığımız ayasofya sevincimize, koca bir sis düştü. Bu kaosun amacı; Yunanistan’ın yasına ortak olmak, Papa’nın acısına ilaç olur iken, İslam’ın yükselişine gölge düşürmekti. 
    Oysa ben, kendine ‘’Atatürk’çü’’ diyenlerden, daha çok seviyorum o büyük askeri. Hatta sadece benim değil, bu ülkede nefes alan her insanın, baş tacıdır Asker Mustafa Kemal. Rabbim günahlarını af, mekanını cennet eylesin. Ancak birileri, ortak değer Atatürk üstünden bizi bölüp, Türkiye’nin destansı yükselişine, gölge düşürmek istiyor. 
    Bu yüzden bugün ben; ‘’amaç; sis ve gölge’’ diyorum. Bu yüzden, bu bayrağa, bu vatana gönül veren her insanı, birlik beraberliğe davet ediyorum. Ve ben, üstünde sis ve gölge olsa da, yükselen Türkiye’ye, yürekten inanıp, güveniyorum. 

 

YORUM EKLE
YORUMLAR
Özgür Paşa
Özgür Paşa - 2 ay Önce

Rabbim gerçekleri görmeyi nasip etsin. Maskeler düşsün, gerçekler ortaya çıksın.Kimin ne olduğu ortaya çıksın. Bu millet bu devlet bu din ne çektiyse münafıklardan çekti.

Zafer yıldırım
Zafer yıldırım - 2 ay Önce

Sevgili kardeşimiz, bu dünya imtihan dünyasıdır, unutma, unutmadığından da yüzde yüz eminim zaten. " yada her şekilde yazarak hayatın içinde içinde olacağım her zaman." İşte doğruyu bulduğun o cümlen.
ALLAH herşeyi en iyi bilen ve görendir.
ALLAH'a emanet ol.

Nursel52
Nursel52 - 2 ay Önce

Omercigim,senin gibi aynı duyguları yaşıyorum..Ta ki yazını okuduğum da tüm sisler ve gölgeler kayboluyor Biz ki iman edenler salih amel işleyenler ve birbirlerine hakkı ve sabr i tavsiye edenler müstesna hepsi hüsrandadır...İnananlara Selam olsun

Nursel52
Nursel52 - 2 ay Önce

Omercigim,senin gibi aynı duyguları yaşıyorum..Ta ki yazını okuduğum da tüm sisler ve gölgeler kayboluyor Biz ki iman edenler salih amel işleyenler ve birbirlerine hakkı ve sabr i tavsiye edenler müstesna hepsi hüsrandadır...İnananlara Selam olsun

Mehmet  oğuz
Mehmet oğuz - 2 ay Önce

Sayın arkadaşım azmine kendine güven duyman en büyük sevincim muulugum.sakin yazmadan okumadan vaz geçme bir Aşık Veyseli unutma ama gözleri ile insanlara birşeyler bırakmış en azından onu kendinize rehber edinin.Allah azmi olana eksik uzuvlarının yerine başka yetenekler verir.
Ayasofya kilise değildi zaten camiydi ibadet de yapılıyordu sadece bi bölümünde işin içine siyasetten nemalanma girince böyle oldu .Sayin erbaş bal gibi bilerek isteyerek hutbenin içine onu yerleştirdi. Bu işte 24 temmuza anılması o gün tüm Ülke de lozan barış ANLAŞMASININ YIL DÖNÜMÜ KUTLAMASI yaptırılmadi.
Art niyet kimde dersin