Aman moraller bozulmasın (!)

Hendek’te kain Coşkunlar isimli havai fişek fabrikasında geçtiğimiz cuma günü yaşanan büyük patlamalarda 7 kişinin hayatını kaybettiğini, 122 kişinin yaralandığını öğrendik ne yazık ki...

Olaya bizzat tanıklık eden çalışanlara, yaralanan işçilere üzüntülerimi iletiyor, hayatını kaybeden işçiler için Allah’tan rahmet, yakınlarına baş sağlığı diliyorum…Tabii hem insani acılar hem ticari kaygılar yaşadığına emin olduğum fabrika yönetimine de büyük geçmiş olsun, diyorum.

Tabii patlama sonrası en merak edilen soru şu oldu: Fabrika sahibi Yaşar Coşkun’un “Avrupa’nın en büyük ve en güvenli havai fişek fabrikası” diye tanımladığı böyle bir fabrikanın başına nasıl bunlar geldi?

Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı derhal soruşturma başlattı tabii ki. Bu patlamanın işbu fabrika için ilk olmadığının bilinmesi, akıllara direkt fabrika yönetiminin ihmali olduğunu getirse de bu hususu yorumlamayı şu an için doğru bulmuyorum. Soruşturmanın sonucunu beklemek daha sağlıklı olacağından şu noktada bir suçlu işaret etmek hukukçu kimliklere yakışmayacaktır.  

Değinmek istediğim bir başka husus ise, herkesçe ayıplanan ve neredeyse patlama kadar gündem yaratan MÜSİAD başkanlarının Yaşar Coşkunlar’a destek maksatlı ziyaretleri.

Fabrika sahibinin Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği Sakarya Şube Başkanı olmasından mütevellit, diğer dernek üyeleri, başkanın yanında olmak, yardıma hazır olduklarını belirtmek için yapmışlar bu ziyareti. Her ne kadar ziyafete dönmüş olsa da ben bu ziyareti pozitif karşıladım. Ancak sosyal medyada bu etkinliği “başkana moral yemeği” olarak adlandırmaları hakikaten büyük talihsizlikti. Yaralılar ve ölülerin olduğu bir iş kazası sonrası, dernek başkanlarının halen patronun moralini düşünüyor olmaları büyük hassasiyet içeren bir arkadaşlığı, kardeşliğe varan bir dostluğu işaret eder bana kalırsa.

Bu vahamete ev sahipliği yapan benim yakın bir dostum olsa, ona yardım etmek için yemek yedirmeyi düşünmezdim şahsen. Gerçek bir dostsam eğer onu kenara çekip şunları sorardım:  

“Patlayıcı madde bulundurma miktarı ile ilgili sınırlar varken 110 ton patlayıcı depolamaya kalkmak kimin fikriydi, depolama şartları böyle riskli mallarda ihmale gelmez, söyleseydin biz senin başka depo ayarlamana yardım ederdik, bu riske niye girdin sevgili dostum?

En son tatbikatı ne zaman yaptırdın, işçiler bir patlamada ne yapacağından habersiz savrulmuşlar dört bir yana, belki de hiç can kaybı yaşanmadan atlatılacaktı, neden böyle oldu bir ihmal yok değil mi dostum?  

Yaralanan işçiler, mallarda ısınma olduğunu, dört gündür seni uyardıklarını söylüyor, sen böyle iş yapmazsın, neden kalkıp bir açıklama yapmıyorsun şu yalan haberlere dostum ? ”

Eğer ziyafete gelen dostları bu soruları sormadıysa ben iyiliğini düşünen biri olarak sormuş olayım. Çünkü ben Yaşar Bey’in yerinde olsam profesyonel bir iş adamı olarak, bu soruları medyanın gözü önünde gönül rahatlığıyla yanıtlar, belgelerimle açıklamamı yapar, bu patlamada zerre kusurumun olmadığını gösterirdim herkese…

Sonra da ben yemek düzenlerdim tüm çalışanlarıma, hiç ihmalimiz yokken yaşadığımız bu “afet” sonrası herkese “moral” olsun diye…

Av. Berna Çatalbaş

YORUM EKLE
YORUMLAR
Hamide vural
Hamide vural - 4 ay Önce

Çok duyarlısınız keşke devlette sizin kadar duyarlı olabilse insan canı bu kadarkıymetsiz olmasa