Amerika'dan Biri mi Gelmiş?

Türkiye’de “ayrılıkçılar” yani teröristler, silah ve politika gücüyle üç kademeli bir program izliyorlar.

1. Kültürel imtiyazlar talep edilmesi,
2. Ekonomik imtiyazlar talep edilmesi,
3. Siyasi imtiyazlar talep edilmesi,

PKK, kültürel safsata kısmını halletmiş, ikinci kademeye ulaşmıştır. Bugünlerde özerklik ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesi gibi (Avrupa destekli) konuların tartışılıyor olması bu kategorinin içeriğidir.

Peki, rahatlıkla at koşturacağı bir ortamı bulmuşken silahlar neden yeniden patlamaya başlamıştır? Çünkü PKK, Suriye'deki gelişmelerden cesaret alarak acele etmiş, direkt üçüncü kademeye atlamak istemiştir.

Çözüm süreci buzdolabından yeniden çıkarsa; müzakereler, “ekonomik imtiyazların kazanımı” noktasından devam edecektir. Buna yüz yıl önce kapitülasyon adı veriliyordu. Şimdilerde fiyakalı yeni bir isim mutlaka bulunacaktır.

***

Kimse kusura bakmasın; günümüz dünyasında ülkeleri, gelişmişlik düzeyi ne olursa olsun kapitalistler, sermaye sahipleri ve onların "yol verdiği" siyasetçiler yönetmektedir. Sermaye sahipleri, milli ise devlet görece güvendedir. Sermaye sahipleri küresel ise ülke, tehlikededir.

İşte bu nedenle; Atatürk’ün işe başladığı ilk safha burasıdır. Milli sermaye, milli üretim araçları, milliyetçi müteşebbisler…

Oysa durum bugün bambaşkadır. Devlet, son elli yıldır artarak büyüyen dış borcunu ödemek üzerine kurduğu finans sistemi ile boğuşurken, 2006 yılından bu yana büyük bir hızla yayılan "kalkınma ajansları" ve “Avrupalı fon yöneticilerinin” yönlendirmesiyle vatandaşlar ve özel şirketler de küresel sermayeye büyük miktarda borçlanmış bulunmaktadır.

Açık ekonomilerde ülkenin büyümesi ve güçlenmesi, güçlü milli şirket stokları ile doğru orantılıdır. Ancak, Cumhuriyetin ilanından bu yana kendi milli sermaye kesimini oluşturmaya çalışan Türkiye, rakiplerine oranla başarısız olmuştur. Bu başarısızlığın temel nedeni:

Üretilen katma değeri, iktidardaki partinin kendi kendine bölüştürmek istemesidir. Bölüşümü, “özelleştirme” ve “vergi sistemi” ile topladığı kaynakları, “ihale sistemini” ile dağıtarak yapmaktadır.

***

Gelinen son kertede, terör örgütü PKK, ekonomik kalkınma için kaynak talep etmektedir. Daha açık bir anlatımla, bölgenin ürettiği katma değeri (sanki kendi malıymış gibi) hükümetten bağımsız, kendi iradesi ile bölüştürmek istemektedir. Sözde bir devlet kurabilmek için bu para kaynağına ihtiyacı olduğunu düşünmektedir. 

Kültürel imtiyazların dağıtımı konusunda oldukça bonkör olan hükümet, konu paraya gelince dizginleri en sert şekilde çekmiştir. İyi de yapmıştır ancak işin içine “akçe” girince fazlaca dikkatli olmak gerekir. Küresel sermayeye hala muhtaç isen… Haydi, halk tabiri ile söyleyelim: Parayı veren, düdüğü bırakmayacaktır!

Millet oturmuş, tartışıyormuş: Amerika’dan biri gelmiş, acaba neler söylemiş? Ne söylediğinin önemi yoktur, neyin peşinde olduğunu bilmek kâfidir!

YORUM EKLE