Arafın yazısı

Hatırlayacaksınız geçen yılın içinde, ‘’arafın değil, tarafın yazısı’’ başlığında, bir yazı kaleme almıştım. Yüreğimde olan her bir nokta, netti çünkü. Bana ait duygular net, istekler net, düşünceler net, dualar netti çünkü. Gökkuşağı gibi değil, gökkuşağı içinde bir renktim ve dünyada bu şekilde var olup, bu şekilde kabul edilmek istiyordum. 
Evet, o dönemde de, bedenim, zincirler içinde, tutsaklığın en koyusunu yaşıyor idi. Ancak nedenini bilmediğim, hayata baktıran, güçlü bir huzur, bedenimde olan zincirlere, kolay sabır etmemi sağlayan, çılgın bir mutluluk ve bedenimin tutsaklığını hiçe sayan, güçlü özgürlük vardı. Bugün ise, hiç bir şekilde tarif edemediğim, ne şekilde davranacağımı çözemediğim ve hangi yöne gitsem, daha iyi olacağını bilemediğim, garip bir araf yaşıyor yüreğim. 
Hayata, yaşadığımız güne, olaylara, yürekte olan duygulara, hislere, akılda yedi gün, yirmi dört saat volta atan düşüncelere baktığım vakit, her zaman rahat edici ikilem, her zaman bir araf görüyorum. Kabul, yürekte siyah ta var, huzur verici beyaz da. Fakat biz, ne siyaha tam olarak ait olabiliyoruz, nede beyaza. İşin kötüsü, biz, gri iken de, tam olarak mesut olamıyoruz. Çünkü hayati, her zaman bir seçim, her zaman hüzün veren bir vazgeçiş ve bizi her zaman muğlak yapan, bir araf hali ile yaşıyoruz. 
Kabul ediyorum, ‘’hayatı, akışına bırakarak yaşamak gerek.’’ ‘’zaman, her şeyin ilacıdır.’’ ya da ‘’takma kafana, her şey olacağına varır.’’ gibi cümleler, elbette güzel ve elbette hayata bağlayan cümleler. Ancak bu cümleleri kurmak, ne kadar kolay ise, bu cümleleri, dil ve akıl ile değil, yürekten kabul etmek, bir o kadar da zor işte. Zor çünkü, hayati yaşar iken, çoğu zaman akıl, başka yerlere gidiyor, yürek, çok başka yerlere. Hangisi daha haklı ya da hangisi daha doğru söylüyor bilmiyorum. Ancak sadece bunun bile, insanın koyu bir arafa götürdüğünü, çok net bir şekilde görüyorum. 
Evet, yüreğim ve ruhum, hem dibin dibinde, kalemimi çöpe atıp, yatak, kanepe ve televizyon üçgeninde, ölümü beklemek istiyor, hem de, başıma ne gelecekse o gelsin, kalemimden düşen, hayat kokan, aşk kokan ve siyaset kokan her cümleyi baş tacı edip, satırlar üstünde dansa devam etmek istiyor. Yüreğim ve ruhum darda, hangi yöne gideceğimi bilmiyorum ve bu yazıyı okuyan her insandan da, dua bekliyorum. 
 

YORUM EKLE

banner22

banner21