Askerliğin bedeli

Askerlik muayenesi olduğumuz sırada hızlıca kontrolden geçiriliyoruz. Kısa dönem yapacağımız için muhtemelen hızlıca gözden geçiriyorlar. “Boy, kilo, sağa bak, sola bak. Bu elimdeki resimde hangi harf var” falan.

Sonuçta benim sağ gözümde bir sıkıntı olduğu ortaya çıktı. İzmit’e sevk edildik. Heyet falan. Sonunda bir doktor geldi. “Atış gözünde sorun var. ‘Askerliğe elverişli değildir’ yazıyoruz” dedi. “Patates falan da mı soyamıyorum” dedim. Kısa bir sessizlikten sonra “Ne yani! Askere mi gitmek istiyorsun” dedi. “Askere gitmek istemesem burada ne işim var” dedim. Yeniden içeri girdi. Tekrar yanıma geldi. “Askere gitmek istediğine emin misin? Millet bunun için para veriyor. Senin de yaşın geç olduğu için gitmek istemeyeceğini düşündüm” dedi. Ben de okulu bitirdikten sonra askerdeki kardeşimin dönmesini beklediğimi sonrasında da askerlik başvurumu yaptığımı söyledim.

“Neden gitmek istiyorsun” dedi. Ben de “Bunun üç gerekçesi var. Birincisi ben bu ülke için bir şeyler yapmak istiyorum. Ve vatan için yapabileceğim en büyük iş de askerlik. İkincisi biri benim yerime askere gider ve ola ki şehit olursa hiç bilmeden kul hakkı yemiş olurum. O sayede muhtemelen cehenneme giderim. Üçüncüsü de askerde şehit olursam cennete gitme imkanım var. Cennete gidecekken cehenneme gitmeyi de hiç istemem…”

Görevli doktor bana baktı ve “Bundan sonra değerlendirme yaparken bu söylediklerinizi dikkate alacağım” dedi.

Neden yazdım bunu?

Dün bedelli askerlik bedelleri açıklandı. Türkiye’de yaşıyorsanız veriyorsunuz 37 bin lirayı eğer yurtdışında yaşıyorsanız da 5 bin 500 avroyu. Konu kapanıyor.

Bedelli askerlik yapan kimseyi suçlamıyorum. Tercihtir. Üstelik bu toprakların da kaderidir.

Bedelli askerlik ne bu hükümetin ne de bu devletin icadıdır. İnanmayan Yemen Türküsü’nün sözlerine kulak versin:

Yemen yolu çukurdandır
Karavana bakırdandır
Zenginimiz bedel verir
Askerimiz fakirdendir…

Kiminin kabusu kiminin rüyası

Anneniz tarafından yapılmış ve beğenmediğiniz bir yemek, para bulamadığı için karnını doyuramayanların rüyası aslında.

Beğenmediğiniz için çocuğunuza vermediğiniz oyuncak, çocuğuna oyuncak alamayan bir babanın hayali.

Bir eğlence masasında dokunmadan parasını ödediğiniz ve kimse dokunmadan çöpe gidecek olan yiyecek, evine ekmek götüremeyen aile babasının hayali.

Çöpe attığımız kağıtları toplayarak geçinen insanlar var gözümüzün önünde.

Ayakkabımızın desenine alıştığımız için giymediğimiz oluyor. Ayağı olmayanları görmemeye çalışıyoruz.

Dün bir haber vardı. Görmüşsünüzdür belki. 29 yaşındaki gencin en büyük hayali protez bacak sahibi olmak. Şimdi bize deseler ki “Size protez bacak takalım” hepiniz “Allah korusun” deriz.

Ama gözümüzün önünde protez bacağın hayalini kuranları görmeyen gözümüz var.

Biz halen kör olmadığımızı iddia ediyoruz.

Keşke dediğiniz gibi olsa

Anarşizm aslında temelde diyor ki, “Ben insansam benim devlete, denetime ihtiyacım olmaz. Ben insansam kendimi denetlerim. Karşımdaki de insansa bana saldırmaması gerektiğini bilir. Benim hakkımı korumalıdır…”

Aslında temelde mantıklı ama uygulanabilirliği olmayan bir sistem.

İç İşleri Bakanı Süleyman Soylu en kapsamlı koronavirüs taramasını yapacaklarını duyurmuş. Bizim millet hasta olduğunu birbirinden gizliyor. Çünkü “Hastalıklı” olmak aşağılanacak bir şey bizim toplumumuzda. Sanki bir kusur gibi…

Adam hastalığını mahalle halkından gizlemiş ve tüm mahalleye bulaştırmış.

Ev hapsi almış yazlığa tatile gelmiş.

Bu adamı denetlesen ne olacak cezalandırsan ne olacak.

Dövmek cezalandırmak çare değil. Bu saatten sonra bilinçlendirmek mümkün mü? Ona bakmak lazım…

HECATİ: Ayağımı keyfime göre uzatırım. Yorgan işine baksın…

YORUM EKLE