Atatürk'e saldırmanın dayanılmaz hafifliği

Son yıllarda "Tarih" adına tarihi çarpıtmak moda oldu.

"Resmi Tarihi Sorguluyoruz" iddiası ile ortaya çıkan bazı madrabazlar, fesli tanzimat zamparaları, Türk'e ve Türklüğe düşman azınlık ırkçıları, hilafetin ne olduğundan habersiz hilafet özlemcileri, bid'at muhafazakârlığını İslam zanneden İslamcılar, okumayan, araştırmayan, ezberci Müslüman (!) papağanlar televizyonlarda, gazetelerde koro halinde Atatürk'e saldırıyorlar: “Atatürk yüzünden bir günde cahil kaldık.”, “Atatürk bizim dinimizi öğrenmemizi engelledi.”, “Cumhuriyet döneminde İslam yasaklandı.”,  “Hilafetsiz Müslümanlık olmaz. Atatürk hilafeti kaldırarak, Müslümanları başsız bıraktı.”… Ne hazindir ki, kendilerini “Milliyetçi” olarak tanımlayan bazı kişiler de, benzer “muhafazakâr” (!) gerekçelerle Atatürk’e saldırdılar.

Ve ilginçtir, bu saldırılar her milli bayram sırasında zirveye taşınır… Atatürk’e saldırmanın dayanılmaz hafifliğine kapılan bir güruh, Milli Bayramları sanki Atatürk’e saldırma günü ilan ederler… Nitekim “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramında”  da, bu güruh yine Atatürk’e saldırıda sınır tanımadı…  Atatürk’ü, Anıtkabiri’i hedef alan paylaşımlar birbirini kovaladı…

Bu iddia sahipleri ya 1923 öncesi Türkiye’den habersizler. Ya da en iyi ihtimalle, peşin hükümlüler.

Şevket Süreyya AYDEMİR’in hayat hikâyesini anlattığı SUYU ARAYAN ADAM isimli kitabında, yedek subay iken karşılaştığı “Anadolu İnsanı”nı anlattığı şu bölüm “Cumhuriyet Öncesi Türkiye”yi tanımamızı sağlayacak en ilginç metinlerdendir;

“Yaz sonuna doğru alayın makineli tüfek bölüğüne(Kafkas cephesinde) geçtim. İlk işim, talim saatlerinden başka bir de ders saatleri ayırmak oldu. Bu makineli bölüğünde, İstanbullu bir başçavuştan başka okuma yazma bilen kimse yoktu. Derse başlarken İstanbullu başçavuşa dersi sadece dinlemesini, sual cevaplara katılmamasını söyledim. Sonra da askerlere sordum: “Biz hangi dindeniz?”  Hep birden:  “Elhamdülillah Müslüman’ız!”   Diye cevap vereceklerini sanıyordum. Öyle olmadı. Kimisi “İmamı Azam dinindeniz” dedi, kimisi “Hz Ali dinindeniz” dedi, arada “İslam’ız” diyenler de çıktı. 

Peygamberimiz kimdir?  Deyince, akla gelmez peygamber isimleri ortaya atıldı. Hatta birisi: “Peygamberimiz Enver Paşadır.” dedi.    İçlerinden peygamberin adını duymuş olan birkaçına da:  “Peygamberimiz sağ mı? Ölü mü?” Deyince, iş gene çatallaştı. Bir kısmı “sağ”, bir kısmı “ölüdür” tarafını tuttu. Peygamberimiz sağdır diyenlere: O halde peygamberimiz hangi şehirde oturur, diye sordum. İstanbul’da, Şam’da, Mekke’de oturtanlar oldu.

Hiç biri namaz surelerini yanlışsız okuyamadı.  Köyünde cami olan ayağa kalksın dedim, birkaç kişi kalktılar. Köylerinde mektep olan bir tek kişi çıkmadı.

İlk ders beni sarsmıştı. Bu bölük o zamanki milletin bir parçasıydı. Hepsi de Anadolu köylüleriydiler. Asıl şaşkınlığım ikinci derste oldu. Daha ilk sual cevaplarında anlaşıldı ki, bu askerler yalnız hangi dinden olduklarını değil, hangi milletten olduklarını da bilmiyorlardı.”

 “Biz hangi milletteniz?”  Deyince her kafadan bir ses çıktı. “Biz Türk değil miyiz?”  Deyince de hemen, “Estağfirullah!..” Diye karşılık verdiler.

Türklüğü kabul etmiyorlardı. Estağfurullah!.. Diye cevap verenlerin görüşüne göre Türk demek Kızılbaş demekti.

Dininde, milliyetinde birleşemeyen bölük, dersler ilerledikçe görüldü ki, devletin şekil ve adını, vatanımızın neresi olduğunu da bilmemektedir.

Bu adamlarla, bu birbirini tutmayan, birbirine yapışmayan insan malzemesiyle hangi toplum yapısı düzenlenebilir? Galiba biz kendimizi aldatıyoruz. Galiba ileride Turan’ı kurmak isterken, gerçekte, arkamızdaki Türkiye bile bizim değil… Hatta ilk iş, belki de Turan’dan önce Türkiye’yi kurmak ve kazanmak.”[1]

Bu hatıra metni bile tek başına “Atatürk yüzünden bir günde cahil kaldık.”, “Atatürk bizim dinimizi öğrenmemizi engelledi.” , “Cumhuriyet döneminde İslam yasaklandı.” İddialarının ne kadar mesnetsiz olduğunu gösterir…  Demek ki, Yavuz Sultan Selim ve 2. Abdülhamit dışında hiçbir padişahın siyasi argüman olarak kullanmadığı, adı var kendi yok “hilafet”; Anadolu İnsanına bırakın temel dini bilgileri, dininin adını bile öğretememişti… Ama dün cevaplanamayan basit soruları, bugün tahsil düzeyi ne olursa olsun herkes cevaplayacak durumdadır…

Her insan gibi Atatürk de eleştirilebilir. Ama eleştiri ile yalanın, iftiranın, düşmanlığın da farkı olmalıdır. Bu milleti Türkçe hutbeyle, Kuran-ı Kerim Mealleri ile Sahih-i Buhari Tercümeleri ile tanıştıran, dinini birincil kaynaklardan öğrenme, camide söyleneni anlama imkanını hazırlayan bir lidere “dinimizi öğrenmemizi yasakladı” demek, en hafif tabiriyle; insafsızlıktır…

Hele kendisine “Türk Milliyetçisi” (?) diyen bazı kişilerin Atatürk karşıtlığını anlamak ise mümkün değil… Devletimizin adını “Türkiye” yapan, “Ne Mutlu Türküm Diyene” diyerek Türklük gururunu bu millete yaşatan, Gençliğe Hitabesini “Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki kanda mevcuttur” diyerek bitiren, Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumunu kurarak bilime dayalı bir milliyetçilik anlayışını yerleştirmeye çalışan, her fırsatta Türk Milliyetçisi olduğunu söyleyen Atatürk’e düşman olmak, Türk Milletine düşman olmaktır…

 

[1] Şevket Süreyya Aydemir, SUYU ARAYAN ADAM s. 101-106. 20. Basım, 2008 Remzi Kitabevi-İstanbul

YORUM EKLE
YORUMLAR
HÜSEYİN TEPE
HÜSEYİN TEPE - 6 ay Önce

Merhaba Fazlı Hocam
Maalesef günümüzde Atatürk'ümüze saldırmak pirim yapıyor, bu saldırılar bu yüzden,
Atatürk'e saldırmanın dozu sadece devlet işleyişindeki işleyişindeki fikirsel saldırılar olsa neyse Annesi Zübeyde Hanımın Selanik kerhanesinde sermaye çalıştığını söyleyecek kadar soysuzlaşan şerefsizler var. bu lafı söyleyenleri arayıp bulan bile yok.

Mümtaz Özköö
Mümtaz Özköö - 6 ay Önce

Tebrik ederim.Sonuna kadar haklısınız.Çok güzel bir konu ve çok güzel bir yazı.

Hakan
Hakan - 6 ay Önce

Elinize yüreğinize sağlık! Özellikle milliyetçiler bu yazıyı tüm çevresiyle paylaşmalı, çerçeve yazıp asmalı

HÜSEYİN TEPE
HÜSEYİN TEPE - 6 ay Önce

Merhaba Fazlı Hocam
Maalesef günümüzde Atatürk'ümüze saldırmak pirim yapıyor, bu saldırılar bu yüzden,
Atatürk'e saldırmanın dozu sadece devlet işleyişindeki işleyişindeki fikirsel saldırılar olsa neyse Annesi Zübeyde Hanımın Selanik kerhanesinde sermaye çalıştığını söyleyecek kadar soysuzlaşan şerefsizler var. bu lafı söyleyenleri arayıp bulan bile yok.

Ramazan DOĞAN
Ramazan DOĞAN - 6 ay Önce

Değerli Başkanım konular birbirinden değerli ve çok anlamlı kalemine sağlık başarılar dilerim.

Şükrü Yıldırım
Şükrü Yıldırım - 6 ay Önce

Tek kelime ile mükemmel bir yazı.Bu corona günlerinde tekrar Suyu Arayan Adamı okudum ve kendini Yeni Osmanlıcı diyenlere tavsiye ettim. Gelen cevap Ş.S.Aydemir kominist ve Kemalistdir dedi bir kaç kişi.Yazık artık okumuyor ve anlamıyoruz

Ercan Kaptanoğlu
Ercan Kaptanoğlu - 6 ay Önce

Elinize sağlık çok güzel bir yazı. Gençliğimizin o zamanki askerlerden pek farkı yok.

Mehmet DENİZ
Mehmet DENİZ - 6 ay Önce

Ancak bu kadar güzel anlatılabilir. Uslubunuza ve yazılarınızdaki akılcılığa hayranım. Yüreğinize sağlık.
Suyu arayan adam kitabindaki o bölümü okuyunca abartılı bulmuştum ama daha sonra bir kaç kaynaktan doğrulayınca şaşırmıştım. Bu kadarmı cahil bırakılmış toplum diye.