Ayasofya kılıç hakkı değil miydi?

İstanbul’un fethedilmesinin ardından kılıç hakkı olarak Ayasofya Kilisesi, camiye çevrilmişti. 1934 yılında Cami’nin müzeye dönüştürülmesine karar verilmişti. Dün de Ayasofya’nın yeniden cami olmasına karar verildi.

Bazı öngörü sahipleri bu durumun Türk ve İslam Dünyası’na zarar verecek nitelikte olacağını beyan ediyor. “Siz böyle yaptınız. ‘Avrupa da kalkıp tüm camileri kiliseye çeviriyoruz’ diyebilir” diyorlar.

Güzel kardeşim, biz Türkiye’deki tüm kiliseleri camiye çevirmiyoruz ki. Fatih Sultan Mehmet’in 1453’te kılıç hakkı olarak kabul ettirdiği, Doğru Roma İmparatorluğu’nun borcunu tahsil etmiş oluyoruz.

Ben yargıç değilim. Ama kılıç hakkı döneminde tüm dünyada tanınmış bir hak olduğu için, Ayasofya da kiliseden camiye dönüştürülmediği için (son hali müze olduğuna göre müzeden camiye dönüşmüş oluyor) kimsenin dinine bir tavır söz konusu değil.

Ha siz derseniz ki “Zulüm 1453’te başladı” o zaman yolunuz Batı Roma İmparatorluğu’na kadardır…

Çekirdek yasak

Hepimizin gezerken çekirdek yeme hobisi var. Ya da sahil kenarında oturup kabuklu fıstık yemeyi hepimiz severiz. Ama aynı zamanda hepimiz bu yemişlerin kabuklarının yerlere atılmasından rahatsız olur.

Üsküdar Belediyesi Üsküdar Sahili’nde kabuklu yemiş yenmesini yasaklamış. İşi bir adım ileri götürüp sahildeki büfelerde çekirdek ve fıstık gibi yemişlerin satılmasını da yasaklamış.

Sakarya’daki pek çok parkta ve sahil kenarında aslında benzer kriz yaşanıyor da… Çevre duyarlılığı olmayan kişileri engelleyemediğiniz için aslında kurallara uyan insanları cezalandırmak neden?

Sen adamın çöpünü yere atmasını engelleyemiyorsun bunun gerekçesi olarak da çerez işini kökten yasaklıyorsun. Süper çözüm.

Kuş gribi ortaya çıkınca tüm tavukları imha etmeye kalkan, deli dana çıktığında sığır üretimini sonlandırmayı düşünen mantık halen egemenliğini sürdürüyor.

Bunların yanında koronavirüs vakası ortaya çıksa Allah korusun, Kore Devlet Başkanı’nın yaptığını yaparlar…

Seni ilgilendirmez

Her gün maske ile ilgili haber okumaktan sıkıldım. Yazmamdan da siz sıkılmışsınızdır muhtemelen. “Ben maskemi takıyorum ve maske takmayanlara da sinir olmuyorum” diyen bir Allah kulu yoktur muhtemelen.

Dolmuşta maske takmayan adamı bir başka yolcu uyardığında maskesiz kardeş, “Seni ilgilendirmez” diye cevap vermiş. Peki kimi ilgilendirir. Sende virüs varsa ya da virüs olma ihtimali varsa ve sen benim olduğum ortamda maske takmıyorsan, bu durum beni ilgilendirmez de kimi ilgilendirir?

Kimse kimseye sinir olmasın ama herkes de şu virüs belası bitene kadar kurallara uysun be kardeşim!

Yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik. Şurada şu saçma tartışmaları yapmayalım artık…

Şeker gibi memlekette yaşıyoruz

İl olarak gerçekten şeker gibi memlekette yaşıyoruz. Beş dakika yağmur yağıyor, şehir eriyor. Şehir merkezlerinden seller akıyor. Bu arada köyleri (kırsal mahalle diyince adları değişmiyor. Oralar köy halen) zaten söylemiyorum.

Her yağmurda Kaynarca’ya bakın. O anda uydudan fotoğraf çekmek mümkün olsa Venedik sanırsınız.

Ya şehir güzel kıymetini bilmiyoruz ya da şehir planlamasını…

HECATİ: Duygular insanlardan uzun yaşıyor bazen…

YORUM EKLE