Ayhan Sefer Üstün’ün tavrı şaşırtıcı mı?

Dört dönem iktidar partisinin milletvekilliğini yapmış, henüz kurulan bir partinin genel başkan yardımcılığı görevini üstlenmiş, “Vatan Millet” denince akla gelen Sakarya ilini temsil eden Ayhan Sefer Üstün terör örgütü ile arasına mesafe koyamamış partinin kongresine katılmış.

Şaşırdınız mı?

Ya da daha öncesinde, Ayhan Sefer Üstün bu hareketi bilinçsiz olarak mı yaptı?

O kongreye giderken ne olacağını bilmiyor muydunuz? En basit bir akraba ziyaretine giderken ne olacağını hesap eden, tahmin eden bir toplumda yaşıyoruz.

Bir düğün davetiyesi geldiğinde “Burada ne yazıyor” diye maniyi okuyan insanlarız. Size davetiye geldiğinde akış da yazıyor muhtemelen. Onu okumamış olma ihtimaliniz var mı?

Siz o kongreye giderken ne olacağını bilmiyor muydunuz? Yoksa bile bile mi gittiniz?

Eğer bilmeden gittiyseniz sizin dört dönem milletvekilliği yapmanızın kıymeti harbiyesi kalmaz.

Gideceği kongrede ne olacağını bilmeyen bir kişinin dört dönem milletvekilliği esnasında yaptıklarının tamamı tesadüf sayılabilir.

Avukat şapkası da takan Ayhan Sefer Üstün eğer o kongrede ne yaşanacağını bildiği halde gittiyse, kongre okunmadığı halde o kongreyi terk etmediyse, dahası bizim askerlerimizi şehit edenlerin manevi huzurunda saygı duruşunda bulunduysa…

O zaman da Ayhan Sefer Üstün “Vatan Millet” ön unvanına sahip Sakarya’yı temsil edemez.

Yani bilinçsiz olarak yaptıysanız sizden siyasetçi olmaz. Bilinçli olarak yaptıysanız da kusura bakmayın sizinle aynı görüşte değiliz.

Siz kongreye gittikten sonrası ise açıkçası bizi ilgilendirmiyor. Çünkü bilinçli de olsa bilinçsiz de olsa sonuç bizim için değişmiyor.

Açık söylemek gerekirse bu hareketiniz şahsi olarak beni şaşırtmadı. Ben şaşıranlara şaşırmakla meşgulüm.

Ülkece amele pazarı gibiyiz

Bir yerde iş olduğuna ilişkin ilan çıkıyor. Hepimiz aynı yere başvuruda bulunuyoruz. “Ben bu işin adamı mıyım?” “Bu işin eğitimini aldım mı” diye düşünmeden “Ne iş olsa yaparım abi” mantığı ile…

Türkiye Vagon Sanayi AŞ işçi alacağını duyurdu. Hepi topu 20 kişi alınacak. 20 kişilik ilana 200 değil 2 bin 575 kişi başvurdu.

Bu kadar kişiyi tek tek dinlemek mümkün olmadığı için denk geliş kura çekildi. Burada 2 bin beş yüz yetmiş beş kişinin iki bin dört yüz yetmiş ikisi elendi. Elenme kriteri “kurada çıkmamak.”

Yine de her koltuk için beş aday kalıyor. Bir de 3 kişi. Neden 100 değil de 103 onun da mantıklı bir açıklaması vardır muhtemelen.

Netice olarak 20 kişi bugün iş sahibi olacak. Geriye kalan 2 bin 555 kişi için ise başka bir iş ilanı bekleme zamanı başlıyor.

Kemal Sunal filmi gibi bir durum yaşıyoruz. Allah sonumuzu hayretsin.

Yavuz ile Sevinç arasındaki dava siyasi mi hukuki mi?

İktidar Partisi Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz Bolu’da Karasu ve Kocaali’nin fındığının bir tank satın alamayacağını söyledi. Bu konuyu biz dahil pek çok kişi eleştirdi. Yavuz, Sinanoğlu eski Belediye Başkanı Hüseyin Sevinç’in yazdıklarını yargıya taşıdı. Sevinç ile Yavuz aynı partiden. Hüseyin Sevinç yargıya taşınan konu ile alakalı olarak kendisinin partili oluşunu anlatıyor.

Belediye başkanlığını, kurucu belde başkanlığını hatırlatıyor. Tayyip Erdoğan’ı sevdiğini ve partililiğinin tartışılmaması gerektiğini söylemiş.

Tamam da Yavuz parti meclisine başvurmamış ki. Yargıya başvurmuş. Yani konu aslında siyasi olmaktan çıkıp hukuki bir boyut kazanmış.

Dava sonucu ne olur, aynı partide olanların birbirini dava etmesi etik midir değil midir konuları bizim ilgileneceğimiz şeyler değil.

Ama konunun siyasi mi hukuki mi olduğunu bilmek ve ona göre açıklama yapmak gerekir diye düşünüyorum.

Eğer Hüseyin Sevinç hâkime de “Ben kurucu belde başkanıyım” diye savunma yaparsa davayı kazanamayabilir.

Onu demek istiyorum.

HECATİ: Çin malı moralim var. Dışarıdan havalı duruyor ama çok çabuk bozuluyor...

YORUM EKLE