AYM’YE JET ÜYE : İRFAN FİDAN

İrfan Fidan, 23 Ocak 2021 tarihinde Anayasa’nın 146. Maddesindeki usule uygun olarak Cumhurbaşkanı tarafından Anayasa Mahkemesi üyeliğine atandı. Ancak bu sürecin hızı ve biçimi, bugüne kadar gelmiş geçmiş hiçbir AYM üyesi için benzer geçmediğinden, mesele, sorgulayıcı bakışları üzerinde topladı. Bilmeyenler için anlatayım, olaylar şöyle gelişiyor:

Yargıtay Genel Kurulu’nun Anayasa Mahkemesi’ndeki boş koltuk için Cumhurbaşkanına üç aday önermesi gerekiyor. İşte bunun oylamasının 1 Aralık 2020 tarihinde yapılması gerekiyordu. Ancak Yargıtay Başkanlığı, bu seçimi Covid-19 sebebiyle 17 Aralık 2020 tarihine erteledi.

Benzer tarihlerde İrfan Fidan’ın kariyerinde de ciddi değişiklikler oldu. Sayın İrfan Fidan, İstanbul Başsavcısı iken, Hâkimler ve Savcılar Kurulunun 27 Kasım 2020 tarihli kararıyla Yargıtay üyeliğine seçildi. Mazbatası ise HSYK tarafından 11 Aralık 2020 tarihinde verildi. Gördüğünüz gibi seçim tarihindeki kayma Sayın Fidan’ın bu görev için önerilebilmesini sağlıyor.

Önerilmek demişken, saygıdeğer Yargıtay üyeleri, 17 Aralık 2020 tarihindeki seçimde, İrfan Fidan’ı önerirken neyi kıstas aldılar acaba? 27 Kasım 2020 tarihinde atanmış bir üyenin böylesine kısa bir sürede içinde ne artısını gördüler, Yargıtay’da kaç dosyaya baktığına tanık oldular, hangi kararından etkilendiler, hangi başarısını AYM üyesi olmaya layık bir başarı olarak saptadılar, diğer kıdemli adaylardansa Fidan’ın bu görev için daha uygun olduğunu düşündüren ne oldu onlara, çok merak ediyorum.

Merak ediyorum, çünkü bu saygı değer üyeler, biz avukatların, nihai kararı Yüksek Mahkeme verir, merak etmeyin Yargıtay bozacaktır/onayacaktır, diye müvekkillerimize yüce bir makam olarak anlattığımız, yargıya güvenin, diye yüreklerine su serptiğimiz o anlamlı kurumu oluşturan insanlar. Bir karar alırken, enine boyuna düşündüklerine emin olmak istemek en doğal hakkım diye düşünüyorum.

İrfan Fidanı öneren üyelerin çözemediğim bakış açıları yetmezmiş gibi, öncesinde AYM üyesi olmak için aday olan Mikail Özdemir ve Şaban Kazdal’ın 17 Aralık 2020’de yapılan seçim başlamadan önce adaylıktan çekilmeleri daha da sarpa sardırıyor işi. Tamamen kendi iradelerince bir geri çekilme ise yazıklar olsun derim. Yargıtay üyesi olmuş bir insandan, gelmek istediği mühim makam için devamlı bir irade beklerdim, 3-A sınıf başkanlığına aday olmadılar hoş, neden aday olmak istedin, neden vazgeçtin? Kendi iradeleri dışındaysa daha büyük yazıklar olsun derim. Hukuku, kuvvetler ayrılığını emanet ettiğimiz insanların siyasi baskılara boyun eğip tarafsızlıklarını yitirmiş olması ihtimali daha da fena.

Fark ettiyseniz hatalı bulduğum ne İrfan Fidan ne de kendisini atayan Sayın Cumhurbaşkanı. Ben siyasi fikirlerin ve iktidarın gelip geçici olduğuna inanırım. Değişmemesi gereken en önemli kurum, her adama, her döneme, her siyasi saike karşı sapasağlam duracak bağımsız bir yargıdır bana göre. Zira kuvvetler ayrılığının en önemli manası budur. Yargı erkinin bel kemiği olan Anayasa Mahkemesi, Yargıtay gibi kurumlara gelmiş isimler, kendilerine verilen yetkilere sahip çıkamıyorlarsa, kuvvetler ayrılığından da siyasi iktidarı sınırlandırmaktan da, bağımsız yargıdan da bahsetmenin manası yoktur. Benim bu vaziyette hatalı bulduğum, bu anormal akışın açıklamasını yapmayan/yapamayan üyelerdir.

Özetle, ne İrfan Fidan ne de yürütmenin siyasi gayesi beni çok bağlamıyor. Zira yüce saydığımız Anayasa’nın ve Anayasa Mahkemesi’nin düştüğü hal bu iken Türk siyasetinde olup bitenler çok da dramatik gelmiyor…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Las Palmas
Las Palmas - 4 hafta Önce

Ooo politika yazmaya da başlamışsınız bu yazıları babanızmı yazdırıyor acep..