Aynı kalacaklar

Bugün kalemim, her telden çalmak istiyor yine. Her zaman olduğu gibi, zihnim ve gönlüm, dolup dolup taşar halde. Bir tutam siyasette var içimde, haddini bilmeyen sözlere, söylenecek iki çift söz de. Şelale gibi, mutluluk akan, huzur akan yerler de var hayatın özünde, bunları görmeyen perde inmiş gözler, hissetmeyen, sadece et parçası olan gönüller de var. Evet, her birimiz kirlendik geçen zaman ile birlikte. Düşünceler, cümleler, hayaller kirlendi. Sevgiler, hisler, ilişkiler kirlendi. Ve hatta tavırlar, tarzlar, farzlar kirlendi. 
Son yıllarda, yaşayıp, izlediğim hayat ile çocukluk yıllarımdaki hatırladığım hayat arasında, doğru yanlış, iyi kötü ve anlamlı anlamsız birçok fark olduğunu görüyorum. Her şeyi çabuk ve çok kolay elde ettiğimiz, bu zaman mı daha güzel, yoksa her noktası son derece zor olan, dakikalar, duygular, çok yavaş ilerleyen ama her yanı masumiyet kokan, eski zaman mı daha değerli bilmiyorum.
Kim bilir, belki de en masum, en temiz kalan zamandır, bu kirlenen dünyanın içinde. Kim bilir, cümleleri kirleten, yine bizim dilimizden düşen cümlelerdir. İlişkileri kirleten ego, duyguları kirleten ruh açlığı, aşkı kirleten sabır eksikliği ve insanları, insanlığı kirleten de, yine biz insanlardır belki de…
Sanki bir güç, edebin, ahlakın, sabıkın, saygının, sevginin, özetle insanlığın zehri olan, pis kokulu bir duman saldı dünyamıza. ‘Her şeye çabuk ve çok kolay ulaşma’ ‘Oturduğumuz yerden bir santim bile kıpırdamadan, dünyayı gezme’  ya da ‘Zaman kazanma’ gibi, kendimizi zorlarsak ‘İyi’ diyebileceğimiz yan etkileri olsa da, çok şey götürdü bu duman bizden.
Evet, hadi hakkını yemeyelim bu dumanın. ‘Biz’ olma duygusunu alıp götürdü ama ‘Ben’ olma duygusu ile koca bir yalnızlık getirdi. Bir bilgiye ulaşmak için, koca koca kitapları karıştırmayı götürdü ama bilgi kirliğini, cümle çöplüğünü getirdi. Anlık paylaşım zevkini getirdi ama gerçek paylaşımı, yüreklere dokunmayı, kanlı canlı sohbet etmeyi, göz göze bakmayı götürdü. Kitap okumayı ve hatta oturup, boş boş düşünmeyi götürdü.  
Her şeyden çok fazla olan, son derece karışık, son derece kirli bir hayatın içinde yaşıyoruz. Her kafadan bir ses çıkıyor, ne hikmetse her seste, kendine göre haklı oluyor. Göz, bin şey görüyor, gördüğü her şey, yüreğe farklı hikaye anlatıyor. Ve gönül, birçok şey istiyor, istedikleri, bedene de, akıla da uymuyor.
Her şey, her zaman birbirine uymadı, uymuyor ve hiç bir zaman da uymayacak işte. Bazen, dillerden düşen cümleler karışık olacak, bazen duygular, bazen düşünceler, kısacası bazen, yaşadığımız hayat, karışık olacak. Ancak aynı kalacak, ayni kalması gereken, noktalar da var hayatımızda. Mesela, kimlikte yazan din ile dil, her zaman ayni kalacak. Düşünce ile eylem ayni ve temel ile çatı her zaman ayni olacak.
Bu noktalar aynı bırakmak lazım hayatin ucunu arada sırada. Gökten yağmur yağınca, çıkıp biraz ıslanmak, dikenine inat, gülü koklamak ve yaşayamıyor olsak ta, her duyguyu yüreğimize koyan Allah’a, delice şükür etmek lazım. Yaradana delice şükür etmek. 

YORUM EKLE

banner22

banner21