Aziz Nesin’den Necip Fazıl’a

Şiir okunmaz, yaşanır.

Şair düşünendir, şiirse düşündüren.

Şairin emsalsiz bir ayrıcalığı vardır. Dilediği zaman istediği kişiliğe girer.

Bu yüzden olsa gerek aykırı insanlardır şairler. Onları belli bir kalıba sokup ömür boyu o halde tutamazsınız.

Sığmazlar sizin sokmak istediğiniz kalıplara.

Montaigne; Büyük şiir düşüncelerimizi doyurmaz, allak bullak eder, demiş.

Düşünceleri allak bullak eden dizeleri yazan insanları anlamak da zor iştir.

Onları anlamayan çapsızlar ne yapar?

Çoğu zaman şunu yapar: Cezalandırır.

Ve fakat şairler yine de yazmaya devam eder.

Bizim gibi alkış da beklemezler, ödül de..

Bir Sezai Karakoç’umuz var, bilirsiniz.

Büyük ödüllerle taltif edilen bu koca Üstadı hiçbir ödül töreninde göreniniz oldu mu?

Valiler, bakanlar, başbakanlar ve hatta cumhurbaşkanları birçok ödül törenine davet etmiştir de o sadece: adresime gönderin demekle yetinmiştir.

‘Yaşamak direnmektir, sevmek güvenmektir. Unutma; insan çoğu zaman dünyanın hâkimi, bazen de küçük bir kalbin esiridir.’  Demiş ya Mevlana…

Karakoç da Şiir konusunda dünyaların hakimi olduğunu göstermiştir ama küçük bir kalbe esaretten de beri olamamıştır, Mona Rosa şiiriyle..

Yahya Kemal ne demiş: Bir milletin şiiri, devirler aşırı elden ele gezen bir meşale gibidir..

Mona Rosa da öyle.. Ve öyle olmaya devam edecek.

Öyle olmaya devam edecek dizeleri yazabilenlere şair deniliyor aslında..

Hikâyeden tayyareler uçuranlara değil.

Olağanüstü bir süreçten geçtiğimiz için fasara fistan işlere öylesine dalmışız ki Yahya Kemal’in dediği türden; bir milletin şiiri, devirler aşırı, elden ele gezen bir meşale gibi olma özelliğini kaybetmiş, zarafet, estetik ve incelik, yerini korkunç bir nobranlığa bırakmış, bu süreçte ne düşünen şairler ve ne de düşünceleri allak bullak eden şiirler hak ettiği saraylardaki yerini alabilmiştir..

Şimdilerde politikacılar revaçta.

Onlar ne dese o..

Velâkin kazın ayağı hiç de öyle değil.. Olmamalı..

Ne zaman ayıkırlar bilmem?

Allah yardımcıları olsun.

Satırlarımıza Aziz Nesin’den Necip Fazıl’a bir mesajla son verelim.

‘Üstat; çoktan beri ziyaretinize gelmek istiyorum. Ancak ben sizden çok uzakta oturuyorum. Yine de ziyaretinize geleceğim.

Kültür Bakanlığı Büyük Ödülünü kazandığınız için sizi candan kutlarım.

Bu ödülü almakla Kültür Bakanlığını onurlandırdınız.’ 05 Aralık 1980 Aziz Nesin..

Yazımızın başında; ‘Şiir okunmaz, yaşanır.

Şair düşünendir, şiirse düşündüren’ demiştik değil mi?

İşi bulandıran sizce de politikacılar mıdır?

Kültür ve sanata uzak, işin farkında olmayan, muhayyilesi geniş politikacılar?

Konuya devam edeceğiz Efendim..

YORUM EKLE