Balık ölümlerinin suçunu atacak yeri bulduk

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Meclis Toplantısı’nda bir gündem maddesinin kabul edilmemesi üzerine yaptığı konuşmada, Sakarya Nehrinin zehir taşıdığını söyledi.

Oh be. Hepimizin yüreğine su serpti.

Biz de Sakarya’daki fabrikaların, evsel atıkların, denetim eksikliğinin falan balık ölümlerine neden olduğunu ve nehri ölme noktasına getirdiğini düşünüyorduk.

Allah razı olsun Mansur Yavaş’tan. Hepimizi bir anda kurtarmış oldu.

Artık hepimizin bildiği gibi balık ölümleri de nehrin kirliliği de Ankara’dan kaynaklanıyor.

Az daha zorlasak bu işi de dış mihraklara bağlarız ama şimdilik bu kadarına da şükür.

Şaka bir yana elimizde hem tarihi değeri olan hem de havzaya hayat katan bir akarsuyumuz var. Bu akarsuya verdiğimiz zarar kısa vadede hepimizin hayatını olumsuz etkileyecek.

Sakarya’nın geçtiği yerin iklimi değişiyor. Getirdiği alüvyonlar sayesinde tarımı değişiyor.

Meteorolojiyi olumlu etkiliyor. Balık yiyorsun en azından…

Yediğin sebzelerin sulama işlemleri nereden gerçekleşiyor?

Onun için Sakarya’da yaşayan kimse “Bana ne Sakarya Nehrinden” deme lüksüne sahip değil.

Yediğimiz yemekten, içtiğimiz suya kadar (İstanbul’a zaman zaman Sakarya Nehrinin suyu veriliyor. Bu artık sır değil. Melen Barajı yetişmedi. Ne yapalım), ıslandığımız yağmurdan soluduğumuz havaya kadar her şeye katkısı olan bu Nehri korumak hepimizin görevi.

Kurum için önlemler tamam da

Koronavirüs tedbirleri alınırken sıklıkla kurum içi tedbirler düşünülüyor. Kurum dışındakilere yönelik bir düzenleme yok.

Banka içine belli sayıda müşteri alınıyor. Ama banka dışında insanların duracağı mesafe belli değil. Oraya aslında belli aralıklarla bant yapıştırmak ya da çizgi çekmek mümkün. Ama “Bana ne” diye düşünülüyor.

Toplu taşıma araçlarına belli sayıda yolcu alınıyor. Ama duraklarda insanlar dip dibe.

Pazaryerine belli sayıda müşteri kabul ediliyor. Zabıta ne kadar düzenlese de pazara girecek insanlar birbirinin dibinde duruyor.

Her şeye eyvallah da şu süpermarketlerin içeri müşteri alma meselesine kimse müdahale etmedi. Hiç duydunuz mu ki, süpermarkette sosyal mesafe kuralını ihlal eden bir kişi ceza almış ya da en azından uyarılmış?

SASKİ’nin açıklaması

Gerçek politikacı çok uzun konuşup hiçbir şey söylemeyen kişidir. Zaten politikacı ne kadar az şey söylerse o kadar başarılıdır.

Hendek’te sulardan koku gelmesi üzerine SASKİ bir basın açıklaması yaptı. Birbirinden güzel tekrarlarla süslü metin aslında PR (halkla ilişkiler ve pazarlama) açısından mükemmele yakın bir metin. Ama vatandaşa hiçbir şey söylemiyor.

Özetle diyor ki, “Biz baktık. Bir şey yok!”

İşi o kadar ileri götürmüşler ki “Biz Emniyet’e suç duyurusunda bulunduk” diyor. Yani bundan sonrası SASKİ’nin değil polisin işi.

Vatandaştan SASKİ’ye intikal eden konu SASKİ’den de Emniyet’e intikal ediyor. Orada yargıya intikal ederse oradan da Allah’a havale edilecek ve konu bu şekilde kapanacak muhtemelen.

Ne AVM imiş arkadaş!..

Vatandaşın gündemi AVM’ler.

Açıldı mı? Açılacak mı? Kaçta açılacak? Ne kadar açık kalacak? Kimler gidebilecek?

Açılırsa virüs yayılır falan…

Herkesin bir fikri var, şükürler olsun.

Kardeşim açılırsa açılır, açılmazsa açılmaz. Dilersen gidersin dilemezsen gitmezsin. Gidenlerle de temas etmezsin. Konu senin için kapanır.

AVM’lerin açıldığı kadar camilerin açılmamasını dert etmediniz şu mübarek Ramazan’da…

HECATİ: Güçlü olmak mutlu etmeyebilir. Ama mutlu olmak güçlendirir.

YORUM EKLE