Banka mı, mafya mı?

19 yaşımın son günlerinde kaptan olduğum 1981 yılından beri yöneticilik yapıyorum. 1996 yılından 2012’nin şubat ayında şirketin satımına kadar, 18 ortaklı, Quebec Eyaleti’nin en büyük depolama şirketinin CEO’su idim. Depotium Mini-Entrepot benim kurduğum ve satıncaya kadar başında olduğum bir şirkettir. Bugün Depotium neredeymiş, Google amcaya bir sorun. Beni biraz tanımak için aşağıdaki adresi ziyaret edin.

http://bizimanadolu.com/archives/Toplum/tpl120701.htm

38 yıllık tecrübelerime dayanarak size verdiğim tavsiyeleri ciddiye almanızı tavsiye ederim. Yaptığım hatalardan dolayı ödediğim bedeller çok fazladır, siz de aynı hataları yapmayın.

 Türkiye’nin çok iyi tanınan ve devletin sahibi olduğu bankalarla olan ilişkilerimi anlatacağım size, okuduklarınıza inanamayacaksınız ama tamamı gerçektir, eminim benden önce bunu yaşayanlar çoktur ama onların gazeteleri yoktu yazıp sizleri uyaracak.

Atalarımızın söylediği birçok sözü severim ama bazılarını mutlaka uygularım. “Beyinsiz dostunuz olacağına, akıllı düşmanınız olsun” bunlardan biridir. O yüzden çok az arkadaşım vardır.

Dostlarımızı seçmek elimizde ve sorunlu gördüklerimizden uzak durabiliriz ama bazı “beyinsiz” insanların sadece “dayı”ları sayesinde oturdukları koltuklar önemli bir bankanın içinde ise onlarla çalışmak zorunda kalırsınız. Günün sonunda onlar işlerini gerektiği gibi yapmazsa başka bir şubeye transfer edilirler ama hatalarının cezasını size ödetirler. Çünkü bankalar güçlüdür, avukatları sağlamdır, devlet onların arkasındadır. Tanıdığınız herkes onlarla savaşılmaz, öde ve kurtul der size. Bana da öyle diyorlar.

Ben Kanada inşaat işçileri sendikasını mahkemeye verip kazanmış bir insanım. Haklı olduğum konularda asla geri adım atmam, yorganı yakarım.

Bugün “sıfırdan 2” yazımı kesip bu konuyu ele aldım çünkü bugünlerde Türkiye tarihinde hiç olmamış bir şekilde bankalardan kredi alma yarışına girmiş insanlarla dolu. Bunlardan bazılarını sizde tanıyorsunuz ve belki sizin kapınızı çaldılar bir küçük imza için.

Bugün ki tavsiyem:

6- ASLA, JAMAIS, NEVER, NUNCA hiç kimseye kefil olmayın. Babanızın oğlu, karınızın kardeşi, oğlunuzun dedesi olabilirler ama sizin geleceğinizle oynama hakkına sahip değiller. Kendi olanakları ile kredi alamayan insan, olanaklarının müsait olduğu günü beklemeli. Siz de asla kimseden size kefil olmasını istemeyin onları zor durumda bırakmayın.

Türk bankaları size aldığınız riskleri anlatmaz ve imzaladığınız kontratın bir kopyasını vermez. 35 okumadığınız sayfanın sonunda attığınız imzanın sizi nasıl bir cehennem odasına yıllarca hapsettiğini kapınızda zebella gibi bir haciz memuru görünce anlarsınız.

Sağlıcakla kalın.  

YORUM EKLE
YORUMLAR
Mustafa cambaz
Mustafa cambaz - 1 hafta Önce

Turan bey haklıdır essek ve otla oluşturulmuş bir metafor var burdan söylemeye dilim varmaz kredi kredi kartı gibi olgular toplumumuzda malesef pek ciddiye alınmıyor TV lerde boy boy reklamlar insanları özendirici ve tahrik edici mesajlar gösterilmekte fakat herhangi bir sivil toplum kuruluşu veya tüketici hakları savunucuları bile büyük sermayeye pek bulasmiyorlar hep şöyle söylemiyorlar mi şimdi al Eylül'de öde üstelik 0.69 faiz oranlarıyla kimse bileşik faizin goturduklerinden bahsetmiyor ama hak bize bisiyleri anlamamak bisiyler öğrenmemek için cabaladigimiz ortada nedemisti aziz nesin bir romanında
Sahte mücevherlerle namuslu bir kadını kandırıp şaapmak ayıp degilmi ama olsun ben yine namusumu korudum

Hasan Güzel
Hasan Güzel - 1 hafta Önce

Üstadım dediklerinize sonuna kadar karlıorum ama, sizin gibi 18 yaşından beri yöneticilik yapan birisi,bir krediye kefil olduğunda olumsuz bir durumda başına neler geleceğini bilmiyorsa, biraz da meseleye bu açıdan bakmalı..Yeine de geçmiş olsun umarım hallolur

Turan
Turan @Hasan Güzel - 1 hafta Önce

Hasan Bey, yazının devamını okursanız anlayacaksınız.
Mantıklı ve kanuni bir durum olsa haklısınız ama atılan adımlar ve söylenen özürler bir komodi kitabında yada Kafka'nın kitabında olur ancak.