Basın özgürlüğü ve RTÜK

Basın özgürlüğü bir ülkenin gelişmişlik kıstaslarından birisidir.

Ama ne yazık ki evrensel kurumların “Basın Özgürlüğü” ile ilgili düzenledikleri raporlarda Türkiye uluslararası sıralamalarda çok gerilerde kalmaktadır…

Basın geçmiş yıllarda “sansür” ile kontrol edilirdi. Sansür,  gazete ve dergilerin yayınlanmadan önce yapılan denetimiydi. Sansür kurullarının onaylamadığı yazı ve haberler yayınlanmaz, sansürlenen yazıların yerine yenisi yetiştirilemediğinden gazetelerin bir kısmı boş olarak satışa sunulurdu.

Sansür zamanla kalkmışsa da sansürcü kafa hep var olmuştur. Muhalif sesler hep kesilmiş, kesilmek istenmiştir. Yönetimlerin hatalarının arttığı dönemlerde yasakçı anlayışlar daha da güçlenmiş; medyanın, daha doğrusu düşüncenin üzerinde Demokles’in kılıcı gibi durmuştur.

İktidarlar ve vesayet odakları muhalif sesleri kısmak için çeşitli araçlara başvurmuşlardır.  Kanunlarla, kâğıt teminine konan teşvik veya engellerle, ilan ve reklam dağıtımıyla, frekans tahsisiyle, medya sahiplerine verilen veya verilmeyen ihalelerle, hakaret ve tazminat davalarıyla, basın kartı tahsisleriyle, yayın kuruluşunu devletin kontrolündeki yayın platformlarına aldırıp/aldırmamakla,  gazetecilere yönelik tutuklamalarla, akredite edip etmemekle, yurt dışı gezilere davet edip etmemekle, hatta gazeteci cinayetleri ile medyayı kendi istedikleri gibi yönlendirme çabasında olmuşlardır…

Türkiye’de okuryazarlık oranının düşük, gazete okurluğunun daha da düşük olmasına rağmen, basılı yayın organlarını kontrol altına almaya önem veren siyasi erkin, televizyon yayınları başlayınca, televizyon yayınlarını kontrol etmek istemesi kaçınılmazdı.

Ancak TRT’nin tek kanal olduğu dönemde, TRT kuruluş kanunun çok adil esaslara bağlı olması, ülkenin genel olarak koalisyonlarla yönetilmesi, muhalefet yanında koalisyon partilerinin birbirini denetlemesi, TRT çalışanlarının “hükümet memuru” değil “devlet memuru” olduklarının farkında olması, TRT’nin en ufak tarafgir hareketini bile kamuoyuna duyurduğu için iktidarın “ TIRT Osman” lakabını taktığı Osman Bölükbaşı gibi dişli muhaliflerin olması uzun yıllar TRT’yi tarafsız yayın yapmaya yöneltti. Dolayısıyla en azından haber programlarında TRT tarafsızdı… Yalnız siyasi parti temsilcilerine değil STK’lara da haberlerde eşit yer verilirdi…

Anayasanın cevaz vermemesine rağmen, Cumhurbaşkanı oğlu olmanın gücüne dayanan Ahmet Özal arkadaşı Cem Uzan ile birlikte 4 Ağustos 1990 tarihinde ilk özel Tv. kanalı olan STAR Tv.yi kurdu.

Yasadışı olarak kurulan bu kanalı TeleOn, Show tv. HBB, Samanyolu ve TGRT takip etti… Devlet fiili durumu Anayasa’ya uyduramayınca, Anayasa’yı fiili duruma uydurmak yolunu seçti.

1993 yılında Anayasa’nın 133. Maddesi değiştirilerek, “Radyo ve televizyon istasyonları kurmak ve işletmek kanunla düzenlenecek şartlar çerçevesinde serbesttir.” Hükmü getirildi… Ve televizyon yayınlarını düzenlemek amacıyla hazırlanan 3984 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun 20 Nisan 1994 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu kanun devlet teşkilatına yeni bir denetim kurumu armağan ediyordu: RTÜK. Yani Radyo Televizyon Üst Kurulu.

2005 yılında yapılan Anayasa değişikliği ile RTÜK bir Anayasal kurum haline getiriliyor, 2011 yılında kabul edilen 6112 sayılı yasayla da RTÜK’ün yasal yapısı nihai olarak belirleniyordu. Gerek Anayasa derişikliğinde, gerekse yasa çıkarken RTÜK üyelerinin siyasi parti gruplarının üye sayısına göre seçilmesi hususuna “üyelerin, parti temsilcisi gibi çalışacakları, tarafsız olamayacakları” yolundaki itirazların doğruluğu, uygulamada kendini gösterdi. Yasanın RTÜK üyelerine verdiği yetkiler, muhalif ve tarafsız kanalları cezalandırmak, onları hizaya sokmak için kullanıldı… RTÜK’teki iktidar temsilcileri “Alo Fatih…” ikazıyla karşılaşmamak için canla başla çalıştılar…

Kurulun 1 Ocak-30 Ekim 2020 dönemindeki kararları incelediğimde;

Pazarlama amaçlı kurulan televizyon kanallarına, aldatıcı bilgi nedeniyle verilen cezaların oy birliği ile verilirken, diğer kararların genelde oy çokluğu ile alındığı görülmektedir..

Aynı mahiyetteki kanun ihlallerine farklı cezalar verilmesi de kararların adilliğine kuşkuyla bakmamıza neden olmaktadır. Kanalların siyasi yaklaşımları ile verilen cezalar arasında paralellik olması, kararların genellikle oy çokluğu ile alınması, üyelerin objektif olmaktan öte kendilerini seçen partilerin çıkarına göre hareket ettiklerinin göstergesidir.

Pazarlama kanallarını hariç tutarsak, 2020’de en fazla ceza alan yayın kuruluşlarının; Halk Tv., Kanal 1., Fox Tv ve KRT gibi “muhalif” olarak tanımlanan kanallar olması, buna karşılık “yandaş” diye tanımlanan ve sert üsluplarıyla bilinen kanalların daha az ceza alması veya hiç ceza almaması ilginçtir.  

 2015 yılında 6 farklı ceza alan ve MHP’ye yakınlığı ile bilinen Bengü Türk TV’nin son yıllarda hiç ceza almaması, 2017’den önce kararların çoğuna muhalif kalan MHP temsilcilerinin Cumhur ittifakı kurulduktan sonra Ak Parti kontenjanından seçilen üyelerle aynı doğrultuda oy kullanmaları, RTÜK üyelerinin kendilerini seçen partinin görüş ve çıkarları doğrultusunda oy kullandıkları iddiasını doğrular niteliktedir…

Yazıya başlarken amacım RTÜK’ün Haber Türk kanalına verdiği cezayı değerlendirmekti… Gerekçesi ne olursa olsun, ne amaçla söylenirse söylensin CHP Milletvekili Başarır’ın söyledikleri yanlış, yanlış ötesi… Ancak programı izledim, yöneticinin olayın gelişmesinde dahli olmadığı gibi, kullanılan ifadenin yanlış olduğunu belirterek, milletvekilinin görüşünü tevil etmesini sağladı. Bu nedenle, kanala verilen 5 kez yayın durdurma cezası çok ağır…

Ama buraya kadar yazdıklarımdan da anlaşılacağı üzere, RTÜK’ün kararlarının büyük bölümü gibi bu karar da objektif olmaktan öte siyasi… Son aylarda muhalif seslere daha fazla yer veren Haber Türk’ün kulağını çekmeye yönelik bir karar…

Muhtemelen de idari yargı tarafından iptal edilecek… Ama kanal yöneticileri de verilen mesajı almışlardır kuşkusuz…

Tabii burada göz ardı etmememiz gereken bir husus var; RTÜK üyeleri, RTÜK uzmanları tarafından yasa ihlali tespit edilen konuları değerlendiriyorlar. Konu Kurula intikal etmezse kurul da karar alamaz. Bu nedenle izleyicilerin yayınlarda gördükleri yasa ihlallerini şikâyet etmeleri önem taşıyor.

Ben 2020 yılı içerisinde üç yayını ve bunları yayımlayan üç yayın kuruluşunu ALO 178’e şikâyet ettim;

1) “Esra Elönü ile Arafta” programına katılan Sevda Noyan’ın “halkı kin ve düşmanlığa yönelten sözleri” için ÜLKE TV’yi.

2) “İki Bakış İki Yorum” programında Levent Gültekin’in “Azerbaycan’ı aşağılayan” ifadeleri için Halk TV’yi,

3) 10 Kasım 2020 günü yayımlanan haber bülteninde alt yazı olarak Anıtkabir yerine aşağılayıcı bir cümle yazan ve bunu uzun süre ekranda tutan AKİT TV’yi şikâyet ettim…

Sonuçta her üç yayın kuruluşu da bu yayınlar nedeniyle ceza aldılar…

Beni sevindiren nedir biliyor musunuz? Uygulamada çok az görülen bir şekilde üç karar da oy birliği ile alındı.

Her ne kadar kurul üyelerinin siyasi mensubiyetleri olsa da toplumun hassasiyeti olan konularda aynı doğruda birleşebiliyor olmaları RTÜK’ün geleceği hakkında umuda kapılmama neden oldu…

Ancak; RTÜK’ün tam bağımsızlığını ve tam tarafsızlığını sağlayacak bir yapılanmaya gidilmeden, görsel medya üzerinde siyasi baskının kalkması pek mümkün gözükmüyor…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Aydın GERİŞ
Aydın GERİŞ - 1 ay Önce

Günaydın. Sorumlu bir vatandaş olarak görmüş olduğun ihlallerle ilgili tutum ve davranışını takdir ediyorum. Mücadelende başarılar, saygılar..

Nh
Nh - 1 ay Önce

Insan diğer görüşlere ,özellikle ortak milli değerlere hakaret etmediği sürece, fikrini söylemeli. Zıt fikirlerden bazen farklı düşüncedeki kişiler de bir fayda sağlar. Fikrini gözden geçirebilir. Sabit fikirliler zaten tedaviye muhtaçdır. Tahammülsüzlük şiddeti doğuruyor.
Güzel ifadeler ve güzel bir bakış ortaya konulmuş. Tebrik ederim.

Musa Can
Musa Can - 1 ay Önce

Kalime sağlık Başkanım guzel bir konuya parmak basmışsın Vatanımıza bayrağımıza ve bütünlüğümüze karşı kin ve nefret haricinde RTü kurumu dum muhalif görüşlere yer veren kanallara karşı yaptırım yapmaması lâzım

Sait Kılıç
Sait Kılıç - 1 ay Önce

Kaleminize sağlık. Haklısınız, kendi kendimize söyleneceğimize şikayetlerimizi yetkililere iletmeliyiz.

Necdet
Necdet - 1 ay Önce

Bir ülkede şikayet mercii tarafliysa, kimi neye şikayet edecek

Selahattin Coşkun
Selahattin Coşkun - 1 ay Önce

Başkanım teşekkürler yazı için bence rütük de kendi başına kararları almıyor.
Talimatlar doğrultusunda hareket ediyor benim görüşüm. Saygılarımla.selamlar.

Ayhan Turhal
Ayhan Turhal - 1 ay Önce

TV lerde genelde çok yanlış haberler yorumlar yapilan programlar halkı yanlış yönlendiren

dizi adı altında toplumu hayal ürünü yaşamlara kavga ve şiddete özendiren yayınlar var ancak RTÜK diye bir şey yok maalesef