Başlangıç

“Bismillahirrahmanirrahim

Hamd, Alemlerin Rabbi, Rahman, Rahim, hesap ve ceza gününün (ahiret gününün) maliki Allah'a mahsustur.

(Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.

Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.” (Fatiha Suresi, 1-7)

Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’de bir sure vardır ki; onun adı, Ümmü’l-Kitap’tır, yani Kitap’ın anasıdır. Peygamber Efendimiz (sa) de, bütün namazlara onunla başlamamızı istemiştir. (Buhari, Ezan, 95)

Mekke döneminde inmiştir. Yedi âyettir. Kur’an-ı Kerim’in ilk süresi olduğu için “başlangıç” anlamına “Fatiha” adını almıştır. Surenin ayrıca, “Ümmü’1-Kitab” (Kitap’ın özü) “es-Seb’ul-Mesânî” (Tekrarlanan yedi âyet) , “el-Esâs”,“el-Vâfiye”, “el-Kâfiye”, “el-Kenz”, “eş-Şifâ”, “eş-Şükr” ve “es-Salât” gibi başka adları da vardır. Kur’an’ın içerdiği esaslar öz olarak Fâtiha’da vardır. Zira övgü ve yüceltilmeye lâyık bir tek Allah’ın varlığı, onun hâkimiyeti, tek mabut oluşu, kulluğun ancak O’na yapılıp O’ndan yardım isteneceği, bu sürede özlü bir şekilde ifade edilir. Fatiha suresi, aynı zamanda baştan başa eşsiz güzellikte bir dua, bir yakarıştır.

Bu sure ilâhî kitabın bütün amaçlarını; getirdiği mana, bilgi ve hükümleri özet halinde ihtiva etmektedir. Kur’an-ı Kerîm’in gönderiliş amacı insanların dünya hayatını düzene koymak ve iyi (ilâhî irade, rıza ve düzene uygun) bir dünya hayatından sonra ebedî saadeti sağlamaktır. Bu amaca ulaşabilmek için:

1. Emir ve yasaklara ihtiyaç vardır.

2. Bu emir ve yasakların hayata geçmesi, bunların kaynağının “yaratıcı, varlığı zaruri, kemal sıfatlarına sahip, her çeşit eksiklik ve kusurdan uzak bulunan Allah” olduğunun bilinmesine bağlıdır.

3. Bu imanı, bu bilgi ve şuuru desteklemek üzere de mükâfat ve ceza vaadi gerekir. Sürenin başından “yevmi’d-dîn”e kadar birincisi, “müstakîm”e kadar ikincisi ve buradan sonuna kadar da mükâfat ve ceza vaadi ile –konuları desteklemek, canlı bir şekilde tasvir etmek ve geçmişten ibret alınmasını sağlamak üzere verilen– Kur’an kıssalarının özü veciz bir şekilde ifade edilmiştir. Kur’an-ı Kerîm’in bilgi, irşat ve talimatla ilgili bütün muhtevası “bilinmesi ve inanılması gerekenler” ve “yapılması gerekenler” diye ikiye ayrılabilir. Birincisinde Allah, peygamberlik, gayb alemi hakkında bilgiler, öğütler, misaller, hikmetler ve kıssalar vardır. İkincisinde ise ibadetler, hayat düzeni gibi amelî, ahlâkî hükümler ve öğretiler vardır. Fatiha süresi bütün bunları ya sözü veya özüyle ihtiva etmektedir ya da bu konularda aklın önünü açarak ona ışık tutmaktadır. (DİB Yayınları, Kur'an Yolu Tefsiri c,1 s, 60)

“Elhamdülillâh” vb. şeklinde ifade edilen hamdin ve gerekse bütünüyle Fatiha Suresinin değeri ve müminin dinî hayatındaki yeri hakkında birçok sahih hadis bulunmaktadır: “Zikrin en üstünü ‘lâ ilâhe illallah’, duanın en yücesi ‘elhamdülillâh’tır” (Tirmîzî, “Duâ”, 9) “Allah’a hamd ile başlamayan her önemli işin sonu güdüktür” (İbn Mâce, “Nikâh”, 19)

Allah’ın resulü, Ebû Saîd b. Muallâ isimli sahabeye, Kur’an-ı Kerim’deki en büyük sureyi mescitten çıkmadan bildireceğini ifade buyurmuş, sonra da bunun Fatiha olduğunu açıklamıştır. (Buhari, Fezâ’ilü’l-Kur’ân, 9)

Allah Resulü, Fatiha’nın, Rabbimiz ile aramızda bir konuşma,  olduğunu haber vermiştir. Bizlere sayısız nimetler bahşettiği ve bizleri muhatap kabul ettiği için Fatiha’nın hemen başlangıcında Rabbimize hamd ederiz. “Hamd, övgü, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.” dediğimizde, Âlemlerin Rabbi, “Kulum bana hamd etti.” buyurur. Bizler, “O, Rahmân ve Rahîmdir.” dediğimizde, Yüce Allah, “Kulum bana senâ etti. Beni övdü, methetti.” buyurur. Bizler, “O, hesap gününün, ahiret gününün sahibidir.” dediğimizde, Rabbimiz, “Kulum beni yüceltti.” buyurur ve Fatiha’nın bu ilk bölümünde bizim kendisine hamd-ü senâ etmemiz vesilesiyle hoşnutluğunu ifade eder. Fatiha’nın ikinci bölümünde ise halimizi ve isteklerimizi Rabbimize arz ederiz. “Yalnız sana ibadet eder ve yalnız senden yardım dileriz.” dediğimizde, Rabbimiz, “Bu, kulum ile benim aramdadır. Kulumun isteğine icabet edeceğim.” buyurur. “Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanların ve sapmışların yoluna değil.” dediğimizde, Allah Teâlâ, “İşte kulumun bu talebi karşılıksız kalmayacaktır. Kulum ne istiyorsa onundur.” buyurur. (Müslim, Salât, 38)

Fatiha, Kitabımızın muhteviyatının, insanlığa gönderiliş amacının özü ve özetidir. Yaratılışımızdaki gaye ve hikmetin bir beyanıdır. Bizler, nazm-ı celili açtığımızda evvela Fatiha’yı okuruz. Her gün beş vakit namazda Rabbimizin huzuruna Fatiha’yla çıkarız. Kelime-i şehadetle Allah’a verdiğimiz kulluk misakımızı, her gün onunla tazeleriz. Mümin olma ve kalma şuurumuzu, Fatiha ile diri tutarız. Allah’ın yüceliği, adaleti, engin merhameti ve sonsuz kudretini tekrar tekrar onunla idrak ve ikrar ederiz. Rabbimize şükrümüzü, Hamdi’mizi, övgümüzü, minnetimizi her gün onunla dile getiririz. Bir beşer olarak kusurlarımızı, niyazımızı, mağfiret talebimizi her gün Rabbimize onunla arz ederiz. Gönüllerimize Fatiha’yla şifa dileriz. Dert ve sıkıntılarımıza onunla deva ararız. Hâsılı yaratılışımızı ve varlığımızı anlamlandıran Fatiha, kalplerimize dermandır. Akıllarımıza rehberdir. Bitmez tükenmez bereketlere açılan rahmet kapımızdır.

Namazların her rekâtında Fatiha’yı okumamızın istenmesi, sadece dilimizle onu terennüm etmek için değildir. Bilakis, onu derinden kavramak ve hayatımıza onun anlamıyla yön vermek içindir. Zira Fatiha’nın her ayeti, her kelimesi, mümince bir bilinç, mümince bir duruş, mümince bir hayat bahşeder bizlere. Gönüllerimize ferahlık verir. Gözlerimizin ve zihinlerimizin önünde muazzam bir ideal ve ufuk açar. Fatiha, her gün bizim için yeni bir canlanışa, yeni bir dirilişe vesile olur. Rabbimize sunduğumuz özlü bir dilekçemizdir o. Besmele ile dilekçeyi sunduğumuz makamı belirtiriz. Hamd ile o makamın sahibini yüceltiriz. “Rahman” ve “Rahim” isimlerinin verdiği ümit ile “din gününün sahibi” ifadesinin verdiği korku arasında Rabbimizin huzuruna çıkarız. Tüm acizlik ve güçsüzlüğümüzle arzu halimizi Rabbimize sunarız. Biliriz ki; sığınağımız, dayanağımız, tükenmeyen ümidimiz yalnızca O’dur. Kendisine kullukta bulunulacak, el açılıp medet umulacak yegâne güç ve kudret O’dur. Bizi sırat-ı müstakiminde, yani Kur’an’ın, peygamberlerin, şehitlerin, salihlerin, iyilerin dosdoğru yolunda sabit kılacak O’dur.

Bizi gazap ve azabından koruyacak, bu yolun sonunda ebedi nimetlere ulaştıracak olan da yine yalnızca Yüce Rabbimizdir. Bizi ve nesillerimizi, Fatiha’nın hakikatlerinden ayırma! Bizleri Fatiha’nın bereketinden mahrum bırakma! Ya Rabbi! Fatiha’yı çokça okuyan, anlayan ve hayatına yansıtanlardan kıl bizleri! (DİB Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Hutbe, 18.11.2016)

 

YORUM EKLE

banner7

banner6