Bedevi Toplumlarda Önce Kadın Ölür

Daha önce merhum Özgecan için şöyle yazmıştım.

“Bir insan katledildi. Toplumsal tepki çığ gibi büyüdü. Katledilen gençti, kadındı, öğrenciydi. Yalnızdı ve savunmasızdı. Katiller, kalabalıktı, erkekti, güçlüydü. Ama vicdansızdılar! Biliriz, giden canlar geri gelmeyecektir. Yine çok iyi biliriz ki; “kadına kalkan eller kırılacaktır” mealindeki boş laflardan çok daha fazlası lazımdır. Ve inanırız ki; el – kol kırmaya meraklıların şiddet içerikli söylemleri, peynir gemisini bile yürütmeye yetmeyecektir. (19 Şubat 2015)”

Bugün sadece Emine Bulut için yazmıyorum.

Çünkü aradan geçen zamanda yüzlerce kadın ve çocuk katledildi. Hunharca öldürüldü. Darp edildi, tecavüze uğradı.

Mevcut durum, toplum için hastalıklıdır. Güçlünün güçsüzü bulduğu yerde yok etmeye çalışmasıdır.

Tek başına hiçbir yazı, hiçbir eylem veya yasa bu hastalığı tedavi edecek güce sahip değildir.

Ahlak yoksunluğu almış başını gitmiş ise (ki hapishanelerin doluluk oranı bunu ispatlar) içinde bulunduğumuz çukur, anlayabildiğimizden daha büyüktür.

İslamiyet’ten önce Arap toplumunda kız çocukları diri diri toprağa gömülerek öldürülürdü. Bu vahşiliği elbette her aile yapmazdı ama yapana da kimse müdahale etmezdi. Bedevi olmanın – medeni olmanın tersi olduğunu İslamiyet, güzel ahlak ile öğretti. Tabi o zaman için…

Bugün sokak ortasında kadın öldürmek, kız çocuklarını diri diri toprağa gömmek gibi bir şeydir.

Bugün içinde yaşadığımız toplumda, kadın cinayetleri için yoğun tepkiler var ama engel olacak bir düzen maalesef yok! Bunun anlamı, toplumun sosyolojik olarak medeniyetten uzaklaştığı ve Bedevileştiğidir.

Türk kültüründe hiç olmadığı kadar ahlaki ve kültürel erozyona uğramış insanlar, canavarlaşmış bir şekilde ortalıkta gezmektedir.

İmkân bulan karısını öldürüyor, imkân bulan küçük çocuklara tecavüz ediyor. İmkân bulan vatandaşın/devletin parasını çalıyor, imkân bulan açıktan yalan söylüyor.

Elbette herkes kadın öldürmüyor ama katiller için “ama” ile başlayan cümleler kurarak meseleyi kadın – erkek ilişkilerine bağlayanlar, kadın davranışları üzerinden sözde fikir s.çanlar, eli öpülesi anneleri suçlayanlar ya da sütre gerisine çekilip uzaktan bakanlar öylesine fazla ki.

Akşam içişleri bakanı televizyondaki bir programa telefon ile bağlandı. Problemin çözümü için yaptıklarını anlattı. “Karakollara kadın polis atamışlar.” Seyrederken içim sızladı. "Bu mudur yani?” dedim içimden.

Aslında tam da budur!

Devlet, devlet olmaktan çıkarsa medeniyeti kim tesis edecektir? Yasa yapacak meclis kıraathaneye dönerse hakkı, hukuku kim koruyacaktır?

Sanatçı, yazar, gazeteci satılık olursa doğru ile yanlışı kim ayırt edecektir?

Kadın – çocuk derneği veya dini hizmetler için vakıf kurdum ayağından belediyelerden, bakanlıktan alınan veya vatandaşın kendisinden toplanan paraları hüp’letenler çoğalırsa mazlumun ahını kim duyacaktır?

Siz cevap verin!

YORUM EKLE

banner7

banner6