Bekçilerin günahı yok

“Bekçilerin günahı yok, acıtan bu zihniyet içimi…

Hangimiz istedi söyle, bu adaletsiz seçimi…“

Ciddiyetsiz girişim, sütten ağzımın yanışından. Zira ciddi biçimde olan biteni objektif biçimde yorumladığım yazımdan sonra, bekçilerden ve yasa teklifinin destekçilerinden öyle olumsuz tepkiler almıştım ki bari bu sefer daha sempatik görüneyim, şarkıyla şiirle anlatayım meramımı dedim.

Çünkü bekçilerle, polislerle, siyasilerle değil kavgam, meclisteki yasa tasarılarını, yasama organının gündemini hukuki zeminde değerlendirmek benim işim, dolayısıyla ben de görevimi yapıyorum. Üstelik aylık 4.527 TL falan da kazanmıyorum…

Çarşı ve mahalle bekçilerinin görev, yetki ve sorumlulukları ile özlük haklarını düzenleyen kanun teklifi, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı. Ülkemiz için hayırlı uğurlu olsun. Çarşı ve mahalle bekçileri artık zor ve silah kullanma yetkisine sahip olan, genel kolluk kuvvetlerine yardımcı bir kuvvet olarak devlet memurluğu görevlerini icra edecekler.

İşin can sıkıcı kısmı, yasa metnine vakıf olanların bileceği üzere, tanınan yetkilerin somut sınırlarının hiç belirtilmemiş olması. Zira bu boşluklarla, büyük hak ihlallerinin yaşanmasına imkan verilmiş oldu.  Dikkat ederseniz, bekçiler bu hakkı kötüye kullanacak, vay efendim onlar beceremez bu işi demiyorum. Yeni bir güç yaratılmasındansa, herkesin saygı duyduğu, kimsenin eğitiminden yana, niteliğinden yana, liyakatinden yana tereddüte düşmeyeceği, yetkileri kanunca sınırlanmış bir kitle bu göreve getirilmeliydi diyorum. Tabii maksat memlekette güven sağlamak ise…

Amerika’da olup bitenleri görüyoruz; zor ve silah kullanma yetkisi, somut sınırları çizilmemiş biçimiyle oldukça tehlikeli, halkı kaosa sürükleme olasılığı olan, korkutucu bir yetki.

İşte bu anlattıklarımdan dolayı, ülkenin hukukçularının bas bas “Anayasa’ya aykırı!” , “Temel hak ve özgürlüklere tehdit bu!” dediği düzenlemeyi, sırf kendi ideolojisine benzer kişiler “gerekli” görüyor diye destekleyenlere saygı duyamıyorum. O yüzden burada size uzun uzun, Polis Vazife Salahiyet Kanunu’nun hükümlerini, orada anlatılan zor ve silah kullanma yetkisinin çerçevesini anlatmayacağım. Çünkü görüyorum ki, hukukçu yorumu dinlemektense siyasi yorumu dinlemek daha su serpiyor içinize, konu hukukken bile.

“Bekçiler de iyi eğitimden geçiyorlar, hepsi çok iyi çocuklar vallahi…” diye savunuyorlar bana bekçilik kurumunu, sanki derdim o görevi yapan insanlarlaymışçasına.

Diyorum ya, “Bekçilerin günahı yok, acıtan bu zihniyet içimi…”

YORUM EKLE
YORUMLAR
Emre Koç
Emre Koç - 4 ay Önce

Kanunen sınır koyulmayan güçlerin, ruhu kirli insanlara teslim edilmesinden sonra ortaya çıkan olaylarda canı en çok yanan insanlar, bugün sessiz kalanlardır. Etme, bulma dünyası. Siz doğruları yazmaya devam edin. Severek okuyoruz.

Yilmaz
Yilmaz - 4 ay Önce

Guzel Kardesim bekcilerin sucu yok demis kadin bekciler de polislerde basimizin ustunde yeri var mevzu o degil itibarsizlastirma niyeti yokki

Oğuz Şahin
Oğuz Şahin - 4 ay Önce

Ben 4.527 tl almıyorum diyerek ne demek istediniz bekçilerin hakkettiği maaş ne onu söyleyin devlette ona göre ödeme yapsın. Polis vazife salahiyet kanundan bahsetmiş hukuk bildiğinizi iddia etmiş ama içeriğine değinmemişsiniz kolluk kuvvetlerinin tabi olduğu o kanuna bekçilerde tabidir. Çarşı ve mahalle bekçileri kanunun 19.maddesine bakarsanız vazifeleri ile ilgili riayet etmeleri gereken kuralların iç işleri bakanlığınca çıkarılacak olan yönetmelikle belirtileceği yazmaktadır. Her şey kanunlarda belirtilmiyor. Hali hazırda bekçilerin silah kullanma şartlarını belirten ve şartlara bağlayan yönetmelikler polisin olduğu gibi bekçilerin de vardır bu ülkede bir çok başı boş var ama bu başı boşlar hiç bir zaman asayiş ve güvenliğimizden sorumlu olan bu kutsal meslekler değildir endişe etmeyiniz. Fazla sabır isteyen zor bir meslek ve göz önünde olan bir meslek olmasından sebep zaman zaman olumsuz olaylar olabiliyor bunu tüm teşkilata mal etmek bekçileri itibarsızlaştırma trendine uyum sağlayıp prim yapmak en basit tabiriyle devlete çamur atmaktır. Eleştirilecekse yanlış olayları eleştiriniz ki bu alanda da üç beş olay harici emniyet teşkilatının geçmişi tertemizdir. Birde Amerika benzetmesi, hatırlatması yapmışsınız. Türkiye öyle bir ülke değil bizim ülkemizin polisi vur izni ve yetkisi olmasına rağmen karşıdaki şahsın akli dengesinin bozuk olduğunu bilmesinden sebep şahsı vurmayıp kendi kafasına kürekle vurup kendini yaralamasına izin veren bir teşkilat bunu da size hatırlatırım.