Ben size işin aslını anlatayım

Belediye meclisleri gerçekten enteresan yerler. Zaman zaman toplantıya katılanlar boğa güreşi seyrediyormuş hissine kapılabiliyor. Bunda bir şey yok da belediye meclis üyeleri ve hatta zaman zaman belediye başkanları kendilerini boğa ya da matador gibi görüyor. Sorun da aslında buradan çıkıyor.

Karasu Belediye Meclisi’ni izlemek neredeyse her dönem bu etkiyi sağlıyor. Sakin meclis geçiren ilçelerimiz de var ama Karasu Belediyesi bunlardan biri değil.

Pazartesi günü yapılan meclis toplantısında BBP’li Mehmet Çatalbaş 6 bin 800 civarında bir oyu temsil ettiğini belirterek konuşmasına başladı. Zamanın Belediye Başkanı Mehmet İspiroğlu’nun listesinden seçime girmiş ve kazanan tek belediye meclis üyesi olmuştu. Haliyle doğru söylüyor. BBP’nin aldığı tüm oyların tek temsilcisi Mehmet Çatalbaş.

Çatalbaş Doğruyol zamanının hızlı siyasetçilerinden aynı zamanda. İldeki pek çok siyasiden daha deneyimli. Anap, Doğruyol, Refah dönemlerinde siyaset sahnesinde yer almış bir isim.

Doğruyol’un tarih sahnesinden silinmesinin ardından geride kalan dönem MHP’den şimdi de BBP’den belediye meclis üyeliği yapıyor. Üstelik iki listeye de seçim kazanılması durumunda Büyükşehir Belediye Meclisi’ne gidecek yerden girmeyi başardı. Yani dışarıdaki siyaset kadar parti içinde de başarılı bir siyasetçidir.

Neyse gelelim pazartesi günkü meclise.

Çatalbaş eline bazı kozlar geçirmiş, bunları değerlendirme hazırlığında. Belediye çalışanının belediyeye 5 bin 500 lira fatura kestiğini ve maaşını bu şekilde karşıladığını belgelemiş.

Ama bir aksilik var.

Siyasetçiler yapacakları etkinliğin ses getirmesini ister. Bunun için de önceden gazetecilerle paylaşır. Burada söylenmek istenen, “Ben dikkat çekici şeyler söyleyeceğim. Bu ayrıntıyı kaçırmayın” demektir. Gazeteci de biraz daha fazla detay öğrenmek adına kurcalamaya başlar. Ardından da haber taslağını çıkarır.

Çatalbaş gazetecilerle durumu paylaşınca gazeteciler de durumun taslağını çıkarıyor. Birbirlerine atıyor. Gazetecilerden biri belediye başkan yardımcısına, o da belediye başkanına atıyor. Hal böyle olunca Çatalbaş’ın konuşması güme gidiyor. Hatta Çatalbaş taslağın oluşturulmasında söz sahibi gibi görünüyor.

Durum aslında bu şekilde değil.

Ama olayın finali bu şekilde. Çatalbaş bu durumun faturasını ödüyor. Ama burada gazetecilerin kendi aralarındaki bilgi paylaşımı, paylaşılan bilginin siyasilere aktarımı konusunda sıkıntı var.

Gazeteci aslında halka haber verme görevinin ötesine geçmiş ve yönetime müdahalede bulunmuş oluyor. Bu şekilde olayın akışı değişmiş ve nasıl biteceği öngörülemeyen bir tartışma gazetecinin müdahalesi neticesinde şekil değiştirmiştir.

Bu noktada herkesin kendi yaptığı işi önemsemesi, hassasiyet göstermesi ve sonunda da işine saygı göstermesi gerekir. Eğer siz kendi işinize saygı göstermezseniz kimse size saygı göstermez.

Yine de siz bilirsiniz. Koca koca adamlarsınız. Size işinizi öğretecek kadar iş bilmiyorum.

Savaşa hayır

Türkiye’de güzel bir özellik var. Sıkıntı halinde iktidar muhalefet bir araya geliyor ve tüm dünyaya ayrılmadığımızı belirtiyor.

Bir takım da var ki sadece aykırı olmak için, sadece kendinden bahsettirmek için marjinal çıkışlar yapıyor.

Türkiye sınır dışı operasyona kalkışmış, tüm ülke yek vücut olmuş, dualar, tekbirler, tam motive olunmuşken bir ekip çıkıyor “savaşa hayır” diye açıklamalar yapıp gündem oluşturmaya çalışıyor.

Birincisi Türkiye savaş yapmıyor, operasyon düzenliyor. Farkının ne olduğunu bilmiyorsanız cahilsiniz, bildiğiniz halde insanlara bu şekilde lanse etmeye çalışıyorsanız farklı şekilde adlandırılırsınız.

İkincisi Türkiye operasyon düzenlemeden önce sürekli duyuruda bulunuyor. Gerçi siz o zaman da “Davul zurna çalarak savaşa mı gidilir” diye saz çalıyorsunuz ama… Türkiye o esnada operasyon düzenleyeceği yerlerdeki sivillerin tahliyesini bekliyor. Tam tahliye olmadan da operasyon başlamıyor. Onun için Türkiye’nin operasyon yaptığı yerlerde göz yaşı, çocuk cenazesi falan göremiyorsunuz.

Dahası savaşa hayır diyenlere biraz daha yakından bakmak lazım.

Aslında barış zamanında savaş çıkaranlar, savaş zamanında barış istediklerini söylüyorlar…

YORUM EKLE