Bilinçaltımıza dikilen fidanlar

Ülkemizde öğretim konusu ile eğitim konusu birbirine karıştırılmaktadır.

Öğretim; öğrenmeyi kolaylaştıracak etkinlikleri düzenleme, araç gereçleri sağlama ve öğrenmede yol gösterme işidir. Bu süreç genelde okullarda  ve benzeri kurumlarda sürdürülen ve başı sonu olan bir süreçtir.

Eğitim ise; yeni kuşakların toplum yaşamında yerlerini almaları için gerekli bilgi, beceri ve anlayışları edinmelerine, kişiliklerini geliştirmelerine yardım etme eylemi ve sürecidir bu da ömür boyu devam eder. 

Okulların eğitim kurumu olarak nitelendirilmesi öğretimin yanında eğitimle ilgili tüm sorunlarında burada çözüleceği gibi bir yanlış algıyı önümüze koymaktadır.

Oysa eğitim okulda, evde, çevrede, sokakta, işyerinde, eğlencede, dinlenmede hayatın her alanında ömür boyu devam eden bir süreçtir.

Bu sürece başlama ve sağlıklı olarak sürdürmenin temeli de küçük yaşlarda çocukların içinde büyüyeceği, gelişeceği; ev, aile, okul, çevre faktörünü en güzel şekilde düzenlenmesi dinamiklerin neler olduğunu özümsenmesi içinden en doğrularını seçerek davranış olarak benimsenmesi çocuklarımıza örnek olunmasıdır.

İnsan söyleneni yapan değil eylemi izleyen davranış haline getiren bir varlıktır. Evde ailede çevrede yapılan tüm davranış ve eylemlerin yeni yetişmekte olan nesil tarafından birebir kopya edildiğini unutmamak gerek.

Sizin de içinde büyüdüğünüz ve birkaç nesli tanıdığınız mahalleyi, çevreyi incelediğinizde yeni yetişen bireylerin genel manada bir önceki ebeveyn ve çevre davranışlarını kopya ettiklerini ve sergilediklerini gözlemleyeceksiniz.

Bilinçaltımıza dikilen; davranışlarımıza, kişiliğimize hayata bakışımıza yön veren içinde büyüdüğümüz ortamın yanlış dinamikleri tarafından sulanıp büyütülen fidanlar ağaç olup meyve vermeye başladığında iş içten geçmiş olacaktır.

Ebeveynler bu süreçte yeni yetişen nesillere örnek olarak bilinçaltlarına doğru fidanları dikme ve büyütme sorumluluğu taşımalıdır.

Adil olmayan bir ortamda büyüyen çocuktan adalet beklenemez.

Baskılı bir ortamda büyüyen çocuktan açık fikirli ve girişimci olması beklenemez

Yeteneklerinin farkında olmayan bir çocuk neyi başaracağını bilemez.

https://www.youtube.com/watch?v=3JCHpkkfxHE (Bir Eşek Hikayesi Prof. Dr Doğan CÜCELOĞLU)

Bu nedenle çocuklarımızın;

Özgüven sahibi, yeteneklerinin farkında olan ve bunları  geliştirip yeri geldikçe kullanan, sorgulayan, çevresi ile  iletişim halinde olan, ne istediğini bilen, çağın gerektirdiği bilgi ve becerilerle donatılmış, Türkçeyi iyi kullanan ve ek bir dil öğrenmiş, vizyon sahibi, olumlu kişilik becerileri geliştirerek bunları davranış haline getirmiş, hayatını yakın ve uzak hedefler doğrultusunda planlayan, sorunun değil çözümün parçası olan, kendi sorunlarını kendisi çözmeyi öğrenmiş, adil olmayı özümsemiş, kendine, ailesine, yakın çevresine, vatanına,  milletine, insanlığa yararlı nesiller olarak yetiştirilmesi gereklidir.

Çocuğunuzun içinde büyüyeceği mahalledeki, eğitim gördüğü okuldaki, birlikte oyun oynadığı sokaktaki, yaşayacağı ülkedeki diğer çocukların eğitimindeki sorumluluklarınızın farkında olup inisiyatif kullanıp gereğini yapmadığınız sürece çocuğunuzun eğitiminden sonuç alamazsınız.

                                                                                         Şenol KABAOĞLU  21.08.2020

YORUM EKLE
YORUMLAR
Fatih Çatalbaş
Fatih Çatalbaş - 2 ay Önce

Özellikle velilerin okuması gereken bir yazı

Selçuk sezgin
Selçuk sezgin - 2 ay Önce

Son derece verimli bir yazı olmuş.

Selma çağlayan Tan
Selma çağlayan Tan - 2 ay Önce

Çok beğendim, keşke herkes okusa algılayabilse