Biner lira vereceğinize

Devlete ihtiyacını bildiren pek çok aile biner liralık nakdi yardım aldı. Bu aileler arasında gerçekten ihtiyacı olmadığını iddia edilenler de var.

Bunlarla ilgili daha sonra bir araştırma yapılması ve haksız yere özellikle de bu dönemde bu paraları alan kişiler bunun bedelini ödemeye de hazır olmalı. Devletin yardımda bulunmak isteyen vatandaşından yardım istemekten çekinmediği bir dönemde fırsattan istifade etmeye kalkanlar bunun bedelini ödemeliler.

“Haram helal ver Allah, yiyemezsem al Allah” mantığı ile devleti kandırmanın bir karşılığı olmalıdır.

Bu birinci konu.

İkinci konu da bu paranın dağıtılması tek çare miydi?

Genel olarak işinden olan insanlar evlerine gelen faturaları ödemekte zorlanıyordu. Bu kişilerin faturalarının bir kısmının karşılanması söz konusu olsaydı…

İnsanlar doğrudan para almak yerine faturalarındaki yükten bir parça da olsa kurtulsaydı…

Bu durumda devlet dağıtıcı firmalardan da bir miktar kolaylık isteyebilir, yükün bir kısmını bu şirketlere dağıtmış olurdu.

Sanki bu durumda daha adil bir düzenleme yapılmış olabilirdi.

Halen de bu konuda bir gecikme olmadığını ve bu konunun da ele alınabileceğini düşünüyoruz.

Tarım hep önemli

Besin olarak tükettiğimiz her şey bir şekilde tarımla alakalı. Üstümüzdeki kıyafetten tedavi olduğumuz ilaca kadar her şeyde tarımın katkısı var.

Hal böyleyken bize sürekli teknolojinin öneminden bahsedildi. Sanal dünyanın değerinden, yerinden kalkmadan yapılabilecek ticaretten falan…

Tarım alanlarını otoyollara çevirdik. Yetmedi konut alanlarına dönüştürdük. Doymadık sanayi tesisleri kurduk, tarım alanlarına…

Şimdi tüm dünya ciddi bir küresel krizle karşı karşıya. Sanayi pek de işe yaramıyor. İnsanların önceliği karınlarının doyması. Ancak işin kötü tarafı teknoloji satıp gıda alan ülkeler mağdur.

Ülkemizin durumu pek çoğundan çok daha iyi. Ancak bu yaşanan küresel durum bizim kendimize gelmemizi sağlamalı. Önünde sonunda tarımın kurtarıcı olacağını unutmadan sanayi yatırımları yapılmalı. Yiyeceğimiz ekmeği unutmadan konut alanları açılmalı. Otoyollar karnımızın doymasına imkan sağlamayacak alanlardan geçmeli.

Özetle önce karnımızı doyurmayı başarmalıyız.

Sanayi, turizm, teknoloji, ulaşım falan bunların hepsi karnımız doyduktan sonra düşüneceğimiz şeyler…

Hasta sayısı değil artış hızı düşüyor

Son günlerde Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan sayılar umut verici. Ancak toplumda bir rehavet olduğu da görülüyor.

Verileri doğru okumak lazım.

Koronavirüs ile ilgili alınan tedbirler bir sonuç veriyor. Ancak hastalık ve tehdit ortadan kalkmış değil.

Hasta sayısı değil hastalığa yakalananların sayısı düşüyor. Yani hastalık yayılmaya devam ediyor da yayılma hızı eskisi kadar değil.

Buna göre düşünmek ve önlemlere titizlikle uymak gerekiyor.

Kimse sınıfta kalmayacak

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk öğrencilerin ilk dönem notlarının geçerli olacağını ve kimsenin sınıfta kalmayacağını açıkladı.

Zaten öğrencilerin sınıfta kalması geçmesinden daha zordu.

Öğrenciler en fazla devamsızlıktan sınıfta kalabiliyordu. Şimdi devamsızlık sorunu da olmadığına göre…

İş kökten çözülmüş oldu.

HECATİ: Eskiden virüs telefona bilgisayara girmesin diye uğraşıyorduk, şimdi bize girmesin diye uğraşıyoruz…

YORUM EKLE