Bir bayramı daha buruk geçireceğiz

 Ortadoğu alev alev…
Her yanımız acı ve gözyaşı içinde.
Komşu ülkeler büyük bir yıkım yaşıyor.
Gazze ise haftalardır ateş altında.
Siyonist işgalci, katliam şampiyonluğunu kimseye bırakmayacağını bir kez daha ispatladı.
Fakat uluslar arası güçlerin olanca desteğine, elindeki üstün savaş teknolojisine rağmen en ufak bir ilerleme kat edemiyor.
Karşılaştığı direniş hattını geçmeye bir türlü muvaffak olamıyor.
Bu sebeple acımasızca saldırıyor, yakıp yıkmaktan, kuşatma altındaki Gazze halkını katletmekten başka bir şey yapmıyor.
Dünya halkları ise Filistin halkına güç kuvvet olmak, yanında olduğunu göstermek için günlerdir ayakta!
Hangi milletten ya da hangi inançtan olursa olsun, adalet ve vicdan duygusunu yitirmemiş insanlar Gazze için meydanlarda!
Katliamın durdurulması ve ablukanın kaldırılmasını istiyorlar.
Hükümetlerinden, İsrail’le her türlü ilişkiyi kesmelerini bekliyorlar! İşgal rejiminin sonlandırılması ve özgür bir Filistin’in kurulması çağrısını yükseltiyorlar!
Filistin Direnişi ve dünya halklarının dayanışması aslında bize kurtuluşun doğru adresini de gösteriyor.
Ve o adreslerin hiçbiri, halkların çağrılarına sağır kalan devletlere çıkmıyor!
Çünkü birçoğu siyonist vahşeti kınamaktan dahi aciz ve hemen hepsi siyonist İsrail’le işbirliğini sürdürüyor.
Gazze ise bu kirli ittifaka karşı yalnızca kendisini değil insanlık onurunu savunuyor!
Yanan sadece Gazze değil…
Çevremizdeki her şehir acının başkenti olmaya namzet.
İşte Suriye! İşte Irak! İşte Mısır!
Halkların adil ve özgür bir gelecek beklentisi maalesef kana bulanmış vaziyette.
Her gün bir acıya diğeri ekleniyor.
Kriz ortamını kendi çıkarları için fırsata çevirmeye çalışan emperyalist ve siyonist güçler ise gelişmelerden son derece memnun!
Nasıl memnun olmasınlar ki?
Irak’taki işgalin ve Suriye’de yaşanan iç savaşının tetiklediği mezhepçi fay hattı, tüm bölgeyi tehdit ediyor!
Yaşanan gelişmeler, müslüman halklar arasında çok uzun yıllar sürebilecek iç savaşların işaretlerini veriyor.
Bu sürecin aktörleri, taşeronları ve figüranları; Müslümanların mezhebi farklılıklarını, kendi kirli gündemlerine malzeme yaparak, çatışmaları yaygınlaştırma gayretindeler.
Bugüne kadarki siyasal körlüklerin, basiretsizliklerin faturasının ne kadar ağır olduğu Afganistan’da, Çeçenistan’da, Suriye’de, Irak’ta, Mısır ya da Libya’da gün gibi ortadayken, yaşananlardan ders almayanların odun taşıdıkları ateş ise yalnızca kendilerini değil hepimizi yakacak!
Ya bu oyuna geliriz; küresel kapitalist müdahaleci hırs ve siyonist işgal kazanır ya da hep birlikte bu oyunu bozarız ve insanlık kazanır!
Duamız odur ki, bu bayram, hüzünle geçirdiğimiz son bayram olur.
Tabi bu kendiliğinden gerçekleşecek değil.
Bize de sorumluluk düşüyor.
Kapitalist dünya sistemine teslim olmamak şart.
Öncelikle siyonist vahşeti destekleyen her türlü firmayı ve markayı boykot etmeliyiz.
Daha sonra tüketim alışkanlıklarımızı, hayat tarzımızı başka bir gelecek için yeniden düzenlemeyi göze alabilmeliyiz.
Hükümet’i ise önce korsan devlet İsrail’le sonra NATO ile her türlü ilişkiyi kesmeye zorlamalıyız. Devletin, NATO ittifakından çıkması için, ülkemizdeki NATO üslerinin, radarlarının ve füze rampalarının kaldırılması için ciddi bir direnç sergilemeliyiz.
Adil ve barış dolu bir gelecek için önce küresel intifada bilincini kuşanmalı ve kendi Kudüs’lerimizi özgürleştirmeliyiz!
Huzur dolu bayramlara kavuşması duasıyla…

YORUM EKLE

banner22

banner21