Bir Kelime Oyunu: Eğitim mi, Terbiye mi?

        Yakın geçmiş bir zamanda eski bir cumhurbaşkanı bir üniversitenin açılış konuşmasında şöyle diyordu: “Cumhuriyetin amacı tek tip insan yetiştirmektir.” Yani sizi eğip bükeceğiz ve düzenin sürdürücüleri ve koruyucuları olacaksınız, üstelik doğrusuna yanlışına bakmadan ve sorgulamadan.

        Eğitim bir eğip bükme oyununa dönmüş durumda, din(i)darlar da, modernistler de hep aynı şeyin peşinde. Ne olacağına, nasıl olacağına hep onlar karar veriyor.

Hani ya özgürlük nerede?

     Hâlbuki onlardan beklenen kişilerin önünü açmak ve desteklemektir.  Biz burada sadece olan ile olması gerekeni belirlemek adına eğitim mi yoksa terbiye mi diyeceğiz.

       İnsanı eğitirseniz kurulu düzenlerin kölesi haline getirirsiniz. Gerçi onlar ben istesem şunu yaparım, bunu yaparım der ama yapmaz-yapamaz. Çünkü ne gerekli donanıma sahiptir, ne de yeterli bilgiye. Bir film repliğinde dendiği gibidir durum aslında: Düşünme, yap! Çünkü sana düşünecek kadar bilgi vermiyorum ki.

       İnsanı terbiye ederseniz onu özgürleştirirsiniz ve gerektiğinde itaat eden veya isyan eden biri olur. Hiçbir şeyi araştırmadan sorgulamadan kabul etmez. Davranışının temelleri ve ilkeleri vardır. Tek başına kalsa da bunlardan taviz vermez.

       İnsanı eğitirseniz her gün değişen ölçülere göre hareket eder. Sevdiklerini taparcasına sever ve onun karşısında olan herkesten ve her şeyden nefret eder. Bu nedenle de karşı tarafı itibarsızlaştırmak adına her türlü çirkefi yapabilir. Fakat bu tarafgirliği geçici bir durumdur ve başka bir tarafa dönebilir sanki hiç o tarafta olmamış gibi.

        İnsanı terbiye ederseniz ölçüsü hep vardır ve bellidir. Sevdiklerini ölçü ile sever ve karşı tarafın da haklı olabileceğini göz ardı etmez. Davranışları etik ve estetiktir. Fikirleri beğenilmese de saygı uyandırır.

       İnsanı eğitirseniz şekilci olur. Onun tarafından aslında ayrıntı olan şeyler çok önemli addedilir. İnsanın kılığına, kıyafetine bakar ve karar verir. İnsanları hep kategorize eder ama çoğu zaman “ele verir telkini, kendi yutar salkımı” tarzında hareket eder. Başkalarına yakıştıramadığını kendine yakıştırır ve yüzü de hiç kızarmaz.

       İnsanı terbiye ederseniz şekilden çok manayı ve sonucu önemser. Ayrıntılarla fazla uğraşmaz. Kılık, kıyafet takıntısı yoktur. Başkalarına yakıştırmadığı şeyi kendine hiç yakıştıramaz. Hataen böyle bir şey olursa mahcup olur, üzülür.  

Yazımızı şöyle bir mukayese ederek bitirelim:

       İyi(eğitimli-terbiyeli) insan girdiği yerin şeklini alan değil, girdiği yere kendi şeklini veren insandır. Zaman ve mekân gözetmeksizin (muhalefette) doğruyu söyleyip (iktidarda) doğruyu yapandır. Ulaşamadığı yerlerdeki işlerle ilgili ahkâm kesen değil, kendi işini en güzel yapandır.

        Bilmem anlatabildim mi?

YORUM EKLE
YORUMLAR
Kemal Sarı
Kemal Sarı - 2 ay Önce

Terbiye arapçadan dilimize girmiş kavram,eğitim kökü Türkçe olan terbiyenin, yerine aynı anlam yüklenerek kullanılan kavram.Kaplumbağa terbiyecisi resminde olduğu gibi.Ya da aslan terbiyecisi gibi. Evlere alınan Fransız mürebbiyeler gibi.Eğitim kavramını yukarıdaki terbiyenin yerine koyarsak aynı anlamı ifade ediyorFransız mürbbiyede olumsuz anlam düşünsek bile.Hatta zindanlara insanların terbiye edilmeleri için atıldığını düşünürsek terbiye kavramı olumsuzluk da çağrıştırıyor.Eğitim kavramı bilim ve ahlak terimi olarak kullanliılmakta ve oldukça isabetli anlam kazandırılmıştır.Ahlak eğitimi(ahlak terbiyesi hiç te yakışmıyor),din eğitimi, tıp eğitimi,hukuk eğitimi,sanat eğitimi ...Bence arapça kelimelere takılmamak lazım.Türkçemizi zenginleştirmemiz lazım.
Selam ve saygılar.