Bir siyasetçinin günü nasıl geçmeli, nasıl geçiyor

Siyasetçi kendini topluma adamış kişi olmalı. İktidarda ya da muhalefette olsun kendisinin ana derdi “Benim yaşadığım yerin en büyük sorunu ne? Ben bu sorun için ne yapabilirim” olmalı.

Adam eğer Sapancalı ise gölü, teleferiği düşünmeli. Karasu’da ise borcu, yolları… Eğer Kaynarca’da yaşıyorsa son sel felaketinde yaşanan hasarı düşünmeli. Sorun varsa çözmek için sorun kalmamışsa mevcut durumu iyileştirmek için çalışmalı.

İktidarda ise bir şeyler yapmak için muhalefette ise bir şeyleri yaptırmak için gayret etmeli. Mevcut durumu iyileştirmek için gayret etmeli. Ama kendi mevcut durumunu ya da yakın çevresininkini değil.

Toplumun genelinin mevcut durumunu iyileştirmeli.

Eğer yönetimde ise bu siyasi sabah işe geldiğinde dün yapılması gerekenlerin ne kadarının tamamlandığını gözden geçirerek güne başlamalı. Dün eksik kalanları ya da düzeltilmesi gerekenleri tespit edip bunlarla ilgili adım atılmasını istemeli.

Ardından bugün yapılması gerekenleri sıraya koymalı. Bugüne ilişkin çalışmaları planladıktan sonra yarının planlamasını ve finansmanını sağlamalı. Sonrasında da uzun vadeli planlarını gözden geçirmeli ve o planlar için ne zaman ne şekilde davranması gerektiğini değerlendirmeli.

Muhalefetteyse yaşadığı yerdeki eksiklikleri tespit etmeli. Bu eksikliklerin çözüm yolunu belirlemeli. Ardından hangi birime hangi dille iletmesi gerektiğine karar verip harekete geçmeli.

İdeali bu falan da değil üstelik. Hani derler ya “Bunlar standart pakette var” diye. İşte siyasetçilerin standart paketinde bunların olması lazım.

Ama bizde durumlar şu şekilde:

Muhalefetteyseniz: Sabah sosyal medyadan biraz muhalif eleştiride bulun. Çözüm önerisinde bulunma. “Bunlar hep böyle” demeyi siyaset kabul et. Görevi tamamla.

İktidarda isen, gelen gideni kabul et. Senden ihale isteyenlerin iyi niyetli mi artniyetli mi olduğunu anlamaya çalış. Personelin kaytarmasını yakalamaya çalış. Güvensiz bir ortamda paranoyak olmadan görevi tamamla…

Gündüz cenaze, akşam okuma hafta sonu da düğünleri aksatma…

Gerisi kolay…

Hayırlı işler…

Tersine demokrasi

Partilerin delege seçimleri aslında genel başkan değişikliklerini bile getirebilir. Çünkü siyasi partiler yasasına göre delegeler tespit edilir. Seçilen delegeler ilçe başkanlarını ve il delegelerini tespit eder. İl delegeleri il başkanını ve genel merkez delegelerini belirler. Genel merkez delegeleri de genel başkanı tayin eder.

Bugünlerde partilerde delege tespitleri yapılıyor.

Pek çok kişi konu hakkında fikir sahibi bile değil.

Artık genel olarak genel başkan il başkanını il başkanı ilçe başkanlarını ilçe başkanı da ilçede kendisini seçecek delegeleri tayin ediyor.

İlerisini gerisini bilmem ama bizimki tersine demokrasi…

Öncelik sağlık olmalı

Sakarya’nın en öncelikli sorunu sağlık. Ancak sağlık sorununun sağlıklı bir şekilde çözülmesi lazım. Panikle atılacak adımlara da ihtiyaç yok onu söyleyeyim.

Sakarya 1 milyonluk vilayet. Türkiye’nin en önemli geçiş güzergahında yer alıyor. İstanbul ile Ankara arasındaki bağlantı yolu bu ilden geçiyor.

Sakarya Türkiye ekonomisinin en önemli illerinden de biri. Siyasi olarak Türkiye’deki tüm siyasi partilerin üst yönetimlerinde Sakaryalı bulmak mümkün.

Ama sağlık konusunda ne yazık ki hiç de hak ettiğimiz konumda değiliz.

Ya bu tip yazılar genelde okunur geçilir de…

Neredeyse her gün bir kişi çoğunca da günde birkaç kişi bizi arayıp hastalarının başka bir ile sevk edilmesi gerektiğini söylüyor. “Bir saattir 112’nin yer bulmasını bekliyoruz” diye ağlıyor insanlar. Düşünün ki sevdiğiniz insan sedyede ve gideceği yer bile belli değil. Sizden haber bekleyen akrabalara hangi ile gideceğinizi söyleyemiyorsunuz. Çünkü siz de bilmiyorsunuz.

Birden fazla kez yoğun bakıma muhtaç olan hastaların çilesinin ne demek olduğunu bilemezsiniz.

Şansınız varsa Bolu’ya gidiyorsunuz. Düşünün yani. Yalova, İstanbul hele İzmit çıkarsa şansınıza ne ala…

Bu yazdıklarımı yarım ağız okumayın. Her birimizin hastaneye işi düşecek. Her birimizin bir tanıdığı yoğun bakım sırası bekleyecek. Onun için yemek ekmek gibi şart olan hastanelerin 1 milyonluk nüfusun ihtiyacını karşılayacak şekilde düzenlenmesi gerekiyor.

Özellikle de yoğun bakım konusu üstünde hassasiyetle durulması gerekiyor.

Sonra hastaneye yolunuz düştüğünde “Bize de mi lolo” demeyin…

Ben şimdiden ikaz edeyim. Durumumuz iyi değil.

Bir yıl içinde kaç hastanın il dışına sevki yapıldığı ile ilgili bir veri yayınlanırsa durumun vahametini hepimiz görmüş oluruz.

Allah o durumu yaşayanlara kolaylık yaşamayanlara da bu konu hakkında duyarlılık versin…

YORUM EKLE

banner7

banner6