Biraz da meslek kuruluşlarını tartışalım

Sıklıkla “Bu odalar ne iş yapar para almaktan başka” isimli tartışmalar yaşanıyor. Özellikle oda borcu olanların söylemi bu şekilde oluyor. Odalar da yaptıkları hizmetleri bağıra çağıra anlatıyor kimse de bir şey anlamıyor.

Bir süreden bu yana Sakarya’da et konusunda tartışma yaşanıyordu. Sonunda bir baskında tonlarca sorunlu et ortaya çıktı. Önümüzdeki sürecin daha neler getireceğini de bilmiyoruz üstelik.

İşte tam da bu noktada Kasaplar Odası bir açıklama yaptı ve “Üyelerimizin hepsine kefiliz” diye açıklama yaptı.

Ben yapılan bu açıklamayı meslek birliği açısından önemsiyorum ama yeterli bulmuyorum. Yani bu yine bizim usul bir kefillik. “Bunun garantisi şahsen benim abi” gibi olur. Bunun daha leveline geçmemiz lazım.

Şu şekilde olmalı:

Meslek odaları ya da üst kuruluşları o meslek dalındaki tüm kuruluşları denetleme, cezalandırma ve ödüllendirme hakkına sahip olmalı. Bu şekilde hem o meslek erbabı hem de vatandaş güvende hisseder.

Şöyle düşünelim: Bir dükkanın camında “Bu işletme odamızın üyesidir. Oda sözleşmemizdeki şartlar bu üyemiz için geçerlidir” diye bir ibare olsa… Oda şartları arasında da “satılan tüm ürün ve hizmetlerin standartlara uygun olmaması halinde müşterinin tüm memnuniyetsizliğinin giderileceği” ibaresi olsa…

Tabi ki sırf ceza değil.

Yılın en iyi on işletmesini seçse mesela bu odalar. Tüm kurallara uyan, müşterilerini memnun eden işletme ödülü verse yılda bir kez.

Müşteri bilse ki hizmet aldığı işletme yılın en çok memnun olunan işletmesi konumunda. Oradan daha güvenle alışveriş etse…

Odaların etkinliği de yetkinliği de artsa. Hem esnaf kazansa hem de vatandaş odalara itibar etse…

Herkes bildiğini okumasa. Vatandaş oda tarafından denetlenen ve cezalandırılıp ödüllendirilen işletmelere daha güvenle gitse. Odaların itibarı artsa. Esnaf odalara kaydolmak ve kurallara uymak için daha çok gayret etse…

İşte bunlar hep hayal…

Sakarya’sız Play Off mu olur

Sakaryaspor adalet gibidir. Her dönem sorunlar yaşar. Sıkıntılar çeker. Tartışılır. Konuşulur ama sonunda mutlaka Play Off’a kalır. Sakaryaspor olmadan Play Off’un tadı çıkmaz bir kere.

Sakaryaspor da bu hafta Bodrum’da berabere kalarak galibiyet serisine son vermiş sayılmaz. Puansız hafta geçmemesi tarafından bakarsak halen iyiye doğru gidiyoruz.

Ben Sakarya’sız Play Off olacağına inanmıyorum. Umarım umduğumuz gibi olur…

Demiryolunun üstüne su içelim mi şimdi

Ulaştırma Bakanı Sakarya’ya geldi hafta sonu. Adapazarı’ndan Karasu’ya oradan da Bartın’a uzanacağı iddia edilen, büyük umutlarla başlanan demiryolu ile ilgili tek bir açıklama yok.

Onca yatırım yapıldı, o kadar ümit… Onca kamulaştırma falan. Ödenek bitti, müteahhit battı diyecek kadar basit bir şey mi bu?

Karasu’daki yatırımcılara projeler çizdirildi. “Bu demiryolu sayesinde ulaşım maliyetleriniz düşecek. Alıp yürüyeceksiniz. Yatırımlarınızı buraya yapın” dendi.

Adamlar da devlet sözüne itimat etti yatırım yaptı. Bazıları sözün yerine gelmesini bekledi Allah var. Ama beklemeden yatırımını yapanlar şimdi kamyonlarla, tırlarla malzeme taşıyor.

Sadece onlar da değil elbette. Demiryolu yapılınca fabrikalar artacaktı. Fabrikalar artınca çalışan insan sayısı, çalışan insan sayısı artınca da bina ihtiyacı artacaktı…

Bunlar hep zincirleme. Herkes kendine göre yatırım yaptı.

Bu tabi buradan görünen kısmı. Bartın’da da bu konuda beklenti olmadı mı? Adamlar geride kalan ay Ankara’ya ziyarette bulunmuş. Bartınlıların taleplerinde ilk sırayı bu demiryolunun tamamlanması alıyor. Onların da bu demiryolu hattından ciddi beklentiler var. Efendim zeminde sıkıntı olmuş, üstlenici firma tüm ödeneği yaptığı ayakların sağlam olması adına harcamış.

Gidin bakın Karasu’nun girişinde bir ucube, az ilerisinde de suyun içinde çürümekte olan demirler göreceksiniz.

Adapazarı-Karasu-Bartın demiryolunun demirleri orada.

İleride yolu da görürüz diye umutla bekliyoruz…

HECATİ: Kafamı kırışık seviyorum. Lütfen ütülemeyin...

YORUM EKLE

banner7

banner6