Biz bize yetecek miyiz? Gerçekten iyi düşünün!

Türk milletinin en çok kullandığı sözlerdendir, biz bize yeteriz. Her başımız sıkıştığında, her ihanete uğradığımızda, her felaketle karşılaştığımızda, her bir imtihanda biz bize yeteriz deriz değil mi. Biz kimiz ? Biz önce karı kocayız. Biz sonra çocuklarımızla biziz. Sonrasında ana baba amcalar yeğenlerle büyük bir aile olan biziz. Biz gerektiğinde bir şirket çalışanlarıyız, bir okulun öğrencileriyiz, velileriyiz. Ortaya çıkan problemi çözmek, sıkıntıdan kurtulmak gerektiğinde biz’i devreye sokarız. Çünkü ben’in yetişmediği yere biz yetişir.

Biz aynı zamanda sokakta dayak yediğimizde, mahalleyi korumamız gereğinde biz oluruz, bir dereyi veya ormanı, doğayı korumak için biz oluruz. En önemlisi ülkemizi ve milletimizi korumak için biz olmaktır. Biz gerektiğinde ailemizi, şirketimizi, mahallemizi ve ülkemizi korumak için bırakın paramızı, malımızı; canımızı ortaya koymaktan çekinmeyiz. Bin yıldır Anadolu topraklarında biz olduğumuz için yaşıyoruz. Biz olduğumuz için her saldırının, her savaşın sonucunda burada yaşamaya devam ettik.

Şimdiki felaketimiz, bir deprem gibi karşı koyamadığımız salgın hastalık. Ancak bu bizim imtihanımız değil sadece, Dünyadaki 200 ülkenin de imtihanı. Herkes can derdinde. Kimsenin kimseye yardım edecek hali olmadığı gibi sınırları bile kapatmış durumda ülkeler. Bu yüzden biz bize yetecek miyiz? Gerçekten iyi düşünün dostlarım!

Ülkenin son iki yıldır kaynakları dışta ve içte çıkan ekonomik sıkıntılar sebebiyle ancak günlük ihtiyaçlarına cevap verebiliyordu. Birden ortaya çıkan salgın sebebiyle ortaya çıkan can kaybı tehlikesini önlemek için işyerlerini, fabrikaları, atölyeleri kapattık, seyahat edemiyoruz, üretim azaldı, ihracatta aynı şekilde etkilenecek. Ama çalışmayan işçiye, işe gidemeyen tezgahtara, gazeteye gidemeyen gazeteciye, lokantası, oteli kapanan garsona para lazım. Şirkette çalışan muhasebeciye,  büroda çalışan avukata, inşaatta çalışan mühendise, dış ticaret şirketinde çalışan müdüre para lazım.

Evet işyeri sahipleri olarak maaşlarını ödemeye çalışıyoruz. Şirket sahipleri olarak kredi borçlarını ödemeye çalışıyoruz. Kiracılar olarak kiraları ödemeye çalışıyoruz. Çalışanlar kredi kartlarını ödemeye çalışıyorlar ama ticaret yok, üretim yok. Bu yüzden ilave para lazım. İşte kenara koyduğumuz zor gün parası bu güne lazım, işte ev, araba değiştirmek için biriktirdiğimiz para bugüne lazım, işte hanımın bilezikleri bugün lazım.

Bu öyle bir salgın ki ne kadar süreceği belli değil, en iyi ihtimalle Mayısta işe, çalışmaya, fabrikaya dönersek bile bunun maliyeti ekonomik bir savaşın maliyetidir. Hele birkaç ay daha sürerse üç beş devletten daha fazlası bu işe dayanamaz. Yoksul ülkelerin bu işin sonunda tedarik zinciri kırılır, kimse borcunu ödemezse, cep telefonu şirketi de, kurye şirketi de, inşaat şirketi de, dış ticaret şirketi de batar ve bu batışlarla ödenmeyen krediler bankaları batırır. Bu bankalar batınca gelişen ülkelerin bankaları da bunlardan alacaklarını alamadığından batar, finans sistemleri, borsaları batar. Evet, Dünyanın %70’ini yoksullaştıran, %1’in %50 nüfusun zenginliğine sahip olduğu kapitalizmin sonu geldi, ama birden çökerse hiçbirimiz ayakta kalamayız. Şirketler batarsa kredi tahsil edemeyen bankalar batar. Bankalar batarsa bankadaki paran uçup gideceği için, bankayı ayakta tutmak, kredi kartı borcunu, kredi borcunu ödemek zorundasın. Bankayı da, bankaya borcu olan şirketi de ayakta tutmak zorundasın, bankaya kredi kartını ödeyen kişiyi de işten çıkarmamalısın.

Şirketinde çalışan işçilerine, çalışanlarına şirket kapalı bile olsa maaş vermek zorundasın, kredi ile aldığın makinenin taksitlerini ödemek zorundasın. Yoksa 20-30 yıllık birikimini yatırdığın fabrikan batar. Çalışanın 20 yıllık kıdem tazminatı yok olur. Aç kalır, açıkta kalır. Ev aldıysan taksidini ödemelisin, kimse taksitleri ödemezse inşaat şirketi batar, batınca senin evini teslim edemez ve birikimlerin heba olur.

Hepimiz sorumlulukla davranmalı bu ekonomik zincirin kırılmamasını sağlamalıyız. Herkes borcunu ödemeli, herkes kirasını ödemeli, herkes doğalgazını ödemeli. Bu yüzden ekonomiyi döndürmemiz gerekiyor. Bu yüzden bankalarda çocuğun okul parası diye, ev, araba almak için birikim diye ayırdığımız para bugün lazım.

Şimdi ortaya çıkan salgın hastalık, hepimizi test ediyor. Ben kendimi kurtarayım dersen canını kurtarırsın belki ama evin, çalıştığın fabrika, banka gider, birikimlerin uçup gider. O yüzden iyi düşünün!

Burada Devletin devreye girdi, pek çok ödemeyi üstlendi, vergiyi erteledi, fakir, fukara parasını ödeyemese de elektrik, suyu kestirmiyor, ananın, babanın, dedenin, büyükannenin emekli maaşına zam yaptı, fakire fukaraya gıda yardımı yapıyor, canını kurtaran doktorlara 6 milyar ek ödenek ödüyor, özel okulu kapalı olan öğretmene asgari maaşı garanti ediyor. Hastanelere, testlere milyarlarca lira masraf ediyor, yeni hastaneler açıyor? Peki sen kardeşim, dostum ne yapıyorsun? Biz bize yeteriz diyor musun? Elini cebine atıyor musun? Biz bize yeteriz kampanyasına çocuğun okul taksiti diye, ev, araba almak için birikim diye ayırdığımız paranın bir kısmını ya da zekatını yolluyor musun?

İşin bir de manevi boyutu var, her Cuma hutbesinde hoca, “akrabalarınıza, yakınlarınıza yardım edin, Allah böyle söyledi” diyor.

Çalıştığı fabrika batan yeğenin işsiz kalabilir. Batan nalburda çalışan kuzenin işsiz kalıp, kapına gelebilir. Kızının çalıştığı danışmanlık şirketi onu işten çıkarabilir. Alacağını alamayan dayın kredisini ödeyemediği için evine haciz gelebilir. Yine komşun, akraban açken kardeşim sen tok yatamazsın. Yan komşunun, akrabanın işi devam etmeli, Devlet onların kredisini ötelemeli batmamalı, karşı komşunun çalıştığı şirket Devlet desteği alıp onu işten çıkarmamalı. Emekli Fatma Teyzeye Devlet bu zor günler için 1000 TL verebilmeli.

Ertelenen kredi borçlarının finansman yükünü çeken Banka Devletten alacağı destekle bu yükü kapatabilmeli. Pazarda çalışan Ali, pazar kapansa; otelde çalışan Ahmet otel kapansa da Devletinin ödeyeceği işsiz maaşıyla evine ekmek götürebilmeli, çocuğunu okula gönderebilmeli. İşte bunları, “Biz Bize Yeteriz” deyip senin Devletine ulaştıracağın yardım, vereceğin zekat sağlayacak, sen de dostum bunun manevi hazzını yaşayıp, yardım edememenin külfetini yaşamayacaksın.

Evet, biz bize yetmek zorundayız. Bu yüzden “Biz bize yeteriz” kampanyasına destek olmalıyız. Gün suçlu aramak, hatayı sıralamak, eleştirmek, Devlete güvenmemek günü değil. Yoksul ülkelerde olacağı gibi şirketler batıp, banka batıp, paralar uçup gitmesin diye bankadaki birikimimizin bir kısmını, hanımın birkaç bileziğini bütün yükü senin adına üstlenen Devlete vermeliyiz. İyi düşünürsek, çocuğun üniversite eğitimi için, ev, araba almak için ayırdığımız paranın bir kısmını Devletimizin başlattığı “Biz Bize Yeteriz” kampanyasına  vermek kendimize, ailemize, ülkemize en verimli yatırımımız olacak. Unutmayın az veren maldan çok veren candan. Sözüm parası, birikimi olanlara, olmayanlara destek olalım diye.

Biz bize yetecek miyiz?. İyi düşünün, gün bu gündür!

Haydi dostum, kardeşim, din kardeşim bir el ver, biz bize yetelim.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Lütfi Yılmaz
Lütfi Yılmaz - 6 ay Önce

Birlik olma zamanı geldi