Biz böyleyiz

Genel olarak yaptığımız şeyleri gizlemeyi seviyoruz. Olmadığımız gibi görünmeyi seviyoruz. Hepimiz “belgesel kanalı izliyoruz” diyoruz ama finalde en fazla izlenen programlar arasında belgeseller çıkmıyor.

Şimdi anket yapsanız ve bu anketi ciddiye alacak olsanız hiç düşünmeden bir belgesel kanalı satın alabilirsiniz. Varınızı yoğunuzu belgesel sektörüne yatırabilirsiniz. Ama finalde en çok takip edilen yayınlara baktığınız zaman size söylenenle uzaktan yakından alakası olmadığını görürsünüz.

Biz de gazetemizi daha fazla geliştirmek için, daha çok okura ulaşmak için çeşitli araştırmalar yapıyoruz. Bu araştırmalar yüz yüze olduğu için de insanlar size oldukları gibi değil toplumu görmek istedikleri gibi yanıtlar verebiliyor.

Anket düzenlemek kadar anketi değerlendirmek de önemli. Anket sadece sayısal verilerle açıklanamaz. Anketin düzenlenme şekli, düzenlendiği ortam da çok önemlidir.

Neyse bizim yaptırdığımız anket sonuçları elbette şirket içinde değerlendirilecek. Bunlara ilişkin adımları attığımızda okurlarımız durumun daha da farkında olacak ama…

Benim şaşırdığım konu vatandaşların genel olarak “üçüncü sayfa haberi” diye adlandırdığımız cinayet, kaza, hırsızlık gibi haberleri okumak istemediği yönündeki beyanları oldu.

Ankete göre okurlar üçüncü sayfa haberleri yerine kültür sanat ve sağlık haberleri görmek istiyor.

İnternet sayfamıza kimin girdiğini bilemeyiz elbette. Ama sayılarını görmek mümkün.

Kültür sanat haberlerinin görüntülenme sayıları ile üçüncü sayfa haberlerinin görüntülenme sayıları kıyaslanabilecek ölçüde değil.

İnsanlar demek ki üçüncü sayfa haberini okuyor ama okumaktan da okuduğunu itiraf etmekten de çok memnun değil.

En başında yazdığım gibi (zaten sizin de yazardan daha iyi bildiğiniz gibi): Magazin programları izlemeyen, açık oturum ve belgesel hayranı bir toplumuz.

Medya bizi yanlış yönlendiriyor…

Toplumun rahatlatılması lazım

Ülkede herkesin sessizce yaşadığı bir kriz var. Kimse bir başkasına söyleyemiyor. Herkes ekonomik zorluk yaşıyor. Kimsenin işi iyi gitmiyor. Ama herkes bir şekilde hayatını sürdürmeye çalışıyor.

Bir adım bir adım rahatlık sağlamaya çalışıyorsunuz. Kendi ekonominizi biraz dengeliyorsunuz. Olmadık bir anda bir darbe daha geliyor.

Mesela siz planlamanızı yapıyorsunuz. Bütçenizi hazırlamışsınız. Kendi yolunuzu çiziyorsunuz pat diye doğalgaza zam geliyor. Onu ayarladınız ulaşuma zam geliyor. Onu da hallettiniz suya zam geliyor. Tam onu bitirseniz elektriğe bir zam daha geliyor.

Bu arada eğer kendi işinizi yapıyorsanız vergi denetçileri ve zabıtalar sıklıkla kapınızı çalıyor. “Darlandım bir sigara içeyim” deseniz kendi aracınızın içinde ceza yiyorsunuz. Eğer maaşlı çalışansanız (devlet ya da özel sektör fark etmez) her ay yeni bir bütçe yapmak zorundasınız.

Sabit gelirli vatandaşın her ay yeniden bütçe yapması ne demek? Her ay biraz daha zor şartlarda yaşamak zorunda kalması demek.

Hiç kimsenin maaşı enflasyon oranında artmıyor.

Ama hiç kimse neredeyse hiçbir şeyi geçen ay aldığı fiyata alamıyor.

O zaman vatandaşların bir şekilde ekonomik olarak rahatlatılması en azından geleceğe ilişkin ümitlerin oluşturulması gerekiyor.

Eğer bir şeylere zam gelmesi gerekiyorsa gelsin. Siz ona fiyat ayarlaması diyorsanız diyin. Dolar mı artacak, işten mi çıkarılmamız lazım? Bunların hepsi olsun! Ama önümüze bakalım.

Hani meşhur bir klişe var ya, “Ölüm gibi bir şey ama ölmüyorsun” diyordu.

Sürekli hesap yapmak zorunda kalan vatandaşa daha fazla yüklenmemek lazım.

Vatandaşın artık ekonomi dışında, politika dışında bir şeyler düşünmesine imkan sağlanmalı.

İnsanlar artı ülke yönetimi ile değil kendi işleri ile ilgilenmek istiyor.

Üniversite eğitimi almış biri ile konuşuyordum, dün. Dedi ki “Bence politika çok saçma. Hiç de ilgilenmiyorum, siyasetle…”

Siz elbette siyasetle ilgilenmeyebilirsiniz. Ama o sizinle yakinen ilgileniyor.

Ve biz artık siyasetle ilgilenmek de siyasetin bizimle ilgilenmesini de istemiyoruz.

Lütfen artık “Siyaset insanların hayatını kolaylaştırma sanatı” olarak tanımlansın.

Ve lütfen artık vatandaş sizin aldığınız yanlış kararlardan dolayı kemer sıkmasın. “Burası çokomelli” diyin de bir kere vatandaş çokomel tadı alsın…

HECATİ: Hepiniz belgesel izliyorsunuz da bu Survivor’u bir tek ben mi izliyorum…

YORUM EKLE