Biz ne şehri olacağız?

Sakarya pek çok avantaja sahip bir şehir. Jeopolitik olarak çok önemli bir noktadayız. İstanbul’a da Ankara’ya da yakınız. Marmara, Karadeniz ve Ege ile dip dibeyiz. İç Anadolu’nun hemen dibindeyiz. Yol üstündeyiz. Ticaret şehri olabiliriz. Ama bir Afyon ya da Kayseri kadar gelişmiş ticaretimiz yok. Potansiyelimiz çok daha yüksek olmasına rağmen örneklediğimiz iki il kadar ticarette ileri gidebilmiş değiliz.

Denize kıyımız var. Bu kıyıyı turizmle mi yoksa ticaretle mi geliştireceğimize karar veremiyoruz. Bir ara tersane yaptık Karasu’ya. Şimdi liman yapıyoruz. Liman ve tersanenin hemen yanında kumsal var. Denizi turizmde mi taşımacılıkta mı kullanacağımıza karar veremediğimiz için ikisini de kullanamıyoruz. Ne liman şehri olabiliyoruz ne kumsaldan istifade edebiliyoruz.

Sapanca var elimizin altında. Doğa turizmi için mi kullanacağız yoksa parselleyip Araplara mı satacağız? O bile belli değil.

İki üniversitemiz var. On binlerce öğrenci bu şehirde öğretim görüyor. Ama bir Eskişehir değiliz. Bir eğitim şehri değiliz yani.

Geçtiğimiz hafta SATSO Başkanı Akgün Altuğ bir açıklama yaptı. Sakarya’da daha fazla OSB kurmak istediklerini söyledi.

Ferizli’deki vatandaşlar birinci sınıf tarım arazilerinin OSB yapılmak istendiğini söylüyor. Tarım alanında bir Konya değiliz. Sanayi konusunda bir Bursa, bir İzmit olamıyoruz.

Asıl neden bizim kararsızlığımız.

Bir şehirde hem liman hem deniz hem verimli arazi hem sanayi potansiyeli hem ticaret güzergâhı üzerinde yer alırsa… bunların hepsini aynı anda aynı enerji ile düzenlemek çok ciddi bir emek istiyor.

Şimdi soru şu: Sakarya ne şehri olacak?

Tarım şehri mi olacağız? Verimli kaynaklarımızı öne çıkarmalı ve diğerlerini tarım arazilerine göre planlamalıyız.

Liman şehri mi olacağız? O zaman turizmi ona göre şekillendirmeliyiz.

Ticaret şehri mi olacağız? O zaman yollarımızı, dinlenme tesislerimizi, satacağımız ürünleri ona göre dizayn etmeliyiz.

Sanayi şehri mi olacağız? O zaman ona göre bir yol haritası çıkarmalıyız.

Eğitim şehri mi olacağız? Öğrenci odaklı bir politika izlemeliyiz.

Hepsi birden mi olacağız?

“Ne iş yaparsın” sorusuna “Ne iş olsa yaparım” diyen insan ne kadar değer görürüz.

Yakalamaç oynarken tüm grubun peşine düşen kimseyi yakalayamaz. Ama birini gözünüze kestirirseniz onu elde etme ihtimaliniz daha yüksektir. Yoksa kitlenin peşinde koşar durursunuz.

İl olarak şu an tam da o durumdayız.

Şeffaflık kazandırır

Bir işletmeye gittiniz. Süper bir yemek yediniz. İçinde ne olduğunu merak ettiniz. Garsona sordunuz. Garson, “İşletme sırrı efendim” dedi ve size yemeğin içindekileri söylemedi. İşletme size güvenmedi yani. Siz bir daha o işletmeye güvenmeye devam eder ve aynı yemeği yemek için o kurumu tercih eder misiniz?

Yönetim de aslında bu şekildedir. Bir yerde yapılmış bir kamu hizmeti gördünüz. O hizmetin hangi şartlarda ve kaça mâl olduğunu bilirseniz yani her şeyi şeffaf olduğuna itimat ederseniz o hizmeti yapanlara duyduğunuz saygı artar.

İktidar ve muhalefet demokrasilerin olmazsa olmazlarıdır. Çünkü ikisi de varlığını diğerine borçludur. İktidardakiler muhalefettekilerin her söylediğini art niyetli olarak göstermemeli, muhalefettekiler de iktidardakilerin her yaptığını iyi niyetten yoksun ilan etmemelidir.

Gizlilikte şahıs çıkarları şeffaflıkta toplum çıkarları önemsenir. Şahıslar da toplumun parçası olduğuna göre şeffaflık kazandırır.

Yakında yok olacak

Sakarya’da ekmek gramajı biraz daha düşürüldü. Arabasına hep 50 liralık yakıt alan insanlarız biz. Ekmeğin gramajı düşürüldüğünde fiyatı değişmemiş oluyor. Birkaç defa daha gramaj düşürürse ekmek yemeyi bırakacağız zaten. Ya da ekmek kendiliğinden yok olmuş olacak.

HECATİ: Çağımızın en büyük problemi Had aşımı...

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ergül şentürk
Ergül şentürk - 10 ay Önce

Her şeyin en iyisini ben bilirim.en akıllı benim diyen insanlarla bu kadar..!