Bize bir şey olmaz patron

HECATİ yazıyor:

Bize bir şey olmaz patron

Karasu’da yıllar önce bir tersane kuruldu. Tersane sahibi Yücel Gündoğdu ile sohbet ederken, “Bu kadar zengin ve kültürlü bir adamsınız. Ama inanılmaz tahammül sahibisiniz. Sizin de çileden çıktığınız bir an oluyor mu” dedim.

Gündoğdu, “Ben işyerimde güvenliğe aşırı önem veririm. Kendim de örnek olmak için gayret ederim. Bir gün sahada dolaşırken birinin eli cebinde kafasında kask olmadan gezindiğini gördüm. Aslında benim ve yöneticilerin kullandığı kask renginden bilinir. Yani işçiler bizim kim olduğumuzu bilmese bile kaskın rengine bakarak ayırt edebilir. Haliyle yöneticiyi gördüğünde kendine daha bir çekidüzen verir. Neyse ben işçiye doğru yaklaştığım halde ne kaskını takma gereği duydu ne de cebindeki elini çıkardı. Ben iyice yanına yaklaşıp, ‘Kaskını tak kardeşim’ dediğimde adam benden daha gür bir sesle, ‘Bize bir şey olmaz patron’ dedi. Yani adam aslında kaskın renginden falan benim kim olduğumu anlamış. Buna rağmen kendine çekidüzen verme gereği duymamış. O gün kendimi çok kötü hissetmiştim” dedi.

Hendek’teki patlamadan sonra da aslında bu rehavetle çalışmaya devam edildiği ortaya çıkıyor. Pek çok kişi aslında tehlikeyi fark etmiş. Uyarıda bulunanlar da olmuş ama uyarılar da etkin şekilde yapılmamış.

Sonuçta olanları hepimiz biliyoruz.

Geçtiğimiz hafta sonu bir düğüne katıldım. Düğünde önce çiftetelli falan çaldı. Sonrasında başladı horon, halay…

E oğlan bizim kız bizim aga. Koronavirüs bize ne yapacak!

Bir iki aklı başında olduğunu düşündüğüm arkadaşa ikazda bulundum. Adam bana “Sen bari yapma! Şurada azıcık eğleniyoruz” dedi.

Yemin ederim ki denetimcilerden korktuğumuz kadar koronavirüsten çekinsek her şey çok daha kolay olacak.

İtiraf edin! Eğer yollarda radar uygulaması olmayacak olsa her birimiz aracın son hızını bir denerdik.

Böyleyiz abi biz.

Sorunu çözmenin birinci adımı sorunun varlığını kabullenmektir. Biz sorunun varlığını reddediyoruz. Kask takmadığımızda hayati tehlike yaşayacağımızı, kurallara uymadığımızda havai fişeklerin patlayacağını, sosyal mesafeyi korumazsak virüse yakalanacağımızı, hızlı gidersek kaza yapacağımızı söyleyenlere düşman oluyoruz.

Felaket tellallığı diye bir suçlama var bizde. Adama “Kurallara uymazsan…” diye başlayan bir cümle kuruyorsun. “Bir dur! Felaket tellallığı yapma” diye susturuyor seni.

Kardeşim ben felaket tellallığı yapmayayım da sen de “Sülalem rahat” modunda uzun süre yaşayamazsın ki!

Sorumlu ile sorunlu çatışması

Devlet vatandaşın can güvenliğini korur. Gerekirse kendine karşı bile. Bunun için intihar girişiminde bulunmak suçtur.

“Emniyet kemeri takmayınca sadece ben öleceğim. Devlet bana ceza kesemez” diyememenizin nedeni de bu ana ilkedir.

Devlet sorumludur. Cezalar da sorumlu ile sorunlu arasındaki çatışmadan kaynaklanır.

Sorunlu sorumluların takıntıları doğrultusunda birilerine cezai yaptırımda bulunmaları da mümkündür. Fahri trafik müfettişleri mesela. Size farklı alanda bozulur ve trafikte sizden intikamlarını alırlar.

Aralarında işlerini çok güzel yapanlar var mıdır? Vardır! Onlar da saygı duyulasıdır. Ayrı. Ama gene de biz işin gerçek sorumlulara verilmesi gerektiği kanaatindeyiz.

Ekonomi nedir

Hayatımda duyduğum en güzel ekonomi tanımını sizinle paylaşmak isterim:

İnsan ihtiyaçları sınırsızdır. Kaynaklar ise kıt. Sınırsız insan ihtiyaçlarının kıt kaynaklarla doyurulması bilimine “ekonomi” denir.

HECATİ: Öyle dostlarım var ki düşmana hiç ihtiyaç duymuyorum…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ayse
Ayse - 2 ay Önce

Cok. Haklısın