Bizi düşünecek adamlar lazım

Türkiye’de temsili demokrasi var. Temsili demokrasi demek “Ben seni belli bir süreliğine vekil kılıyorum. Benim adıma benim yararıma olacak kararları alabilirsin” demek.

Burada iki önemli detay var. Karar alırken benim adıma alıyorsun. Dahası bu karar alma yetkin belli bir süreliğine sana verilmiş bir görev.

Yani seçilenler vekil, seçenler asil.

Vekil asilin taleplerini karşılamak ve çıkarlarını gözetmek zorunda. Kural bu.

Aslında bunu bu şekilde okursanız da iş kendiliğinden yoluna giriyor. Yani seçtiklerimiz aslında bizim adımıza yeti kullanıyor. Yetkinin asıl sahibi ise biziz. Dikkat ederseniz seçtiklerimize “millet vekili” diyoruz. Onlar millet adına karar alıyor.

Tabi millet adına karar alırken bireyleri baz alamazsınız. Eğer bireyleri baz alırsanız tanıdıklarınızın ihale almasına, akrabalarınızın iş bulmasına kadar gider konu. Hatta vekil de milletin bir parçası olduğuna göre kendine de bazı imtiyazlar sağlamak isteyebilir. “Eve lazım olan camiye haram” diye düşünebilir.

Ancak bunu değil de toplumun genelini ilgilendiren konuları gündeme getirirseniz bir sonraki dönem yeniden o vekalet size uygun görülebilir.

Daha önce defalarca bu millet birilerini yetkilendirmiş daha önce yetkilendirdiği pek çok kişiden de vekaletini çekmiştir.

Sakarya’nın pek çok temel sorunu olduğu aşikar. Ancak özverili bir halkı var. Sakaryalı asla her şeyi devletten bekleyen yapıda değil. Aksine devletçi davranıyor. Kendi cebinde yokken devletin variyeti ile gurur duyuyor.

İktidar partisine en yüksek oranda destek de veriyor. Hizmet noktasına hiçbir şey almıyor demek emeği olanlara haksızlık olur. Bunu demeyeceğim. Ama sanki daha fazlasını hak ediyor. Mesela 1 milyon nüfuslu bir vilayetin yoğun bakım hastalarının çok büyük bir kısmı çevre illere yönlendiriliyor. Bu çok önemli bir konu. Sağlığın her şeyin önünde olduğuna ilişkin atasözlerinin laf ola beri gele söylenmediğini pandemi döneminde yaşayarak gördük. Sağlık söz konusu olunca ekonomi de duruyor teknoloji de üretim de tüketim de… Hatta ibadet ve özgürlükler de…

Onun için Sakarya’ya yapılacak 1000 yataklı hastaneyi önemli bir yatırım olarak görüyorum.

Ne olursa olsun asilinden vekiline, başkanından üyesine, iktidarından muhalefetine bu konuda herkes Sakaryalı gibi düşünmeli ve bu hastanenin Sakarya’ya kazandırılmasına yardımcı olmalıdır. Önde olanlar öncü olmak şartı ile elbette…

Yasakta yapılması gereken işler

Sokağa çıkma yasağı olan günlerde işlek caddelerin üst ve altyapı işlerini halletmek aslında çok akılcı bir iş.

Sakarya Büyükşehir Belediyesi bu şekilde hareket ediyor. Ancak sokağa çıkma yasağı olduğu günlerde personeli eve yollayıp herkesin işlerini halletmeye çalıştığı günlerde işlek caddeleri şantiye alanına çeviren belediyeler de var.

Amacınız iş yapmaksa kısıtlama günleri sizin için bulunmaz nimet. Amacınız şov yapmaksa bu sokağa çıkma yasağının hemen ertesi sizin için eşsiz bir fırsat. Seçin, beğenin, yapın.

Sorunlarınız çok mu büyük

Kendi dünyamız içinde büyük sorunlara sahibiz. Kavgalarımızın gürültülerimizin sebepleri bize göre çok önemli. “Ses çıkardın” diye “yan baktın” diye, “sağdan geçtin” diye kavgalar çıkarıyor hatta canlara kıyıyoruz.

Şöyle bir derin düşünürsek…

Pandemi döneminden geçiyoruz. Herkes canı ile cebelleşiyor. Pek çok işyeri kapandı. Çocuğuna çikolata alamayan babalar var. Mübarek ramazanda bir lokma ekmekle orucunu açmak zorunda olanlar var.

Bizi geç Suriye’den Afganistan’dan Irak’tan gelip vatansız kalanlar var. Ne durabiliyorlar burada ne de dönebiliyorlar doğdukları topraklara…

Sorunlarınız var evet. Çok büyük. Size kimse yan bakamaz falan…

Peki bu insanların yaşadıkları hangi sorun var sizde?

Kaç yan bakma bir evsiz kalmaya denk gelir sizin matematiğinizde?

Allah aşkına bu kadar imkanınız varken kaba tabirle “Rahat batmasın…”

Allah aşkına elimizdekinin kıymetini bilelim. Sonra da elinde olmayanlara yardım elimizi uzatalım.

Elimizi yardım eli olarak kullanalım, şefkat eli olarak kullanalım. “Ne baktın birader” diyip yumrun atmak için değil…

HECATİ: İyi bir çocuk olursak şirinleri göreceğimizi sanıyorduk. Şimdi evden çıkmazsak koronavirüsü yeneceğimize inanıyoruz. Birincisi olmadı ama virüsü yeneceğiz sanırım.

YORUM EKLE