Boş Laflar

Kahramanmaraşlı bir arkadaşım anlattı. Ona da dedesi anlatırmış.

O dönemin ozanlarından birine demişler ki: “Sen her konuda yazdın, her şeyi söyledin. Senden sonrakilere laf kalmadı. Onlar ne yapacaklar?”

Ozan cevap vermiş: “Onlar da benim tumanımı yazsınlar!”

Ozan söyleyince susulur, düşünülür. Belki de haklıdır. Geçmişte her şey söylenmiş, yazılmış, çizilmiştir.

Ne diyordu Mevlâna:

“Dünle beraber gitti cancağzım,

Ne kadar söz varsa düne ait

Şimdi yeni şeyler söylemek lazım!”

Demek ki dert bugüne ait değil. Öyle kolay da değil! Yeniyi bulmak, ortaya çıkarmak! Hele yazmak? Her zaman mümkün değil!

Bugünlerde ancak ikili ilişkilerdeki boş laflar kadar yazılabiliyor.

Eskiden dedelerin, babaların ağırlığı vardı. Kısa söz söylerler, iki cümleleri ile problemleri çözerlerdi. 3 – 5 sene askerlik yapan adamlardan bahsediyorum. Savaşları görmüş, Atatürk’ü tanımış. Devlet ve millet kavramlarını içselleştirmiş adamlardı.

Okula gideni de tarlada yetişeni de hakikat ile olan bağlantısına sımsıkı tutunmuştu. Yalan konuşmaktansa susmayı bilirlerdi.

Eskilerdeki maharet; az sözü doğru söylemekti. Bam teline dokunmak, taşı gediğine koymak belki de böyle bir şeydi.

Şimdilerde seviye düşük! Hem konuşmada hem yazmada… Buna “yozlaşma” deniyor da durumun farkında olan kaç kişi var, o meçhul. Bol laf ile bırakın peynir gemisini, tatlı su kurnazları gibi suyun altından denizaltı filosu yürütebiliyorlar.

 “Çok söz yalansız olmaz” noktasından “yalansız söz mü olur” noktasına geldik.

Kim ne anlatıyorsa, iki dakika geçmeden şırrak tersi bilgi içeren, tersi anlam ifade eden başka bir söz söyleniyor.

Koca koca adamlar, sayfalar dolusu yazıyor. Koşullar değişiyor, iki ay geçmeden tam tersini yine sayfalar dolusu yazabiliyor.

“Eee, geçen böyle yazmıştın, ne oldu?” diye sorsan… Yemediğin küfür kalmıyor. “Değiş tonton değiş” diyerek şekilden şekle giren çizgi film karakterlerini fazla mı seyrettik, seyrettirdik acaba?

Akşamları televizyonları seyredin, sabah köşe yazılarını okuyun. Söylemek istediğimin farkına varacaksınız.

Eskiden adamlar vardı. Sözleri, yazdıkları değerli idi. Bugün o adamlar maalesef yok! “Yerlerini soytarılar aldı” desek, mahkûm olmak içten değil. O yüzden söylemeyelim, içimizde kalsın!

Belki de sadece bu yüzden; bir Peyami Safa yetişmiyor. Yazar bildiğin adam kitabına uymuyor!

YORUM EKLE

banner7

banner6