Bu da mı gol değil

Büyükşehir yasasından önce İl Genel Meclisi vardı. Genel olarak muhtar kökenli meclis üyeleri yerel siyasetin uyanık tarafına kaçardı.

Pek çok konuda önerge verenler “Şu işi de biz yaptırdık” diye ilçelerine döner ve hava atardı. Hele o dönemin iktidar partilerine mensup bir il genel meclisi üyesi ise bu şanı artardı. Muhalefet partisinin il genel meclis üyesi de bilirdi işin nasıl yapıldığını ama sesini çıkarmazdı. Çünkü o da kendi partisinin iktidara gelip bazı işleri kendisi yapıyormuş gibi göstereceği günlerin gelmesini beklerdi.

İl genel meclis üyesi aslında durumların tespiti ve taleplerin iletilmesi noktasında çok önemli bir görev ifa ediyordu ama bunun kaymağını da yiyordu.

Hatta bir meclis oturumunda bir Karasulu bir üyenin önerge verme rekoru kırdığı da konuşulur.

Zamanında hatırlarsınız sık iktidar değişiklikleri oluyordu. Hatta bu değişiklikler öyle oluyordu ki iki seçim arasında iki üç hükümet değişikliğine tanık olabiliyorduk. İlk anda partisi iktidarda olan il genel meclis üyesinin önerdiği işi yapmak zamanında o işe muhalif olan il genel meclisi üyesine nasip oluyordu. E basın, sosyal medya falan da bu kadar güçlü olmayınca vatandaş greyderin üstünde gördüğü adamın o işi yaptırdığına ikna oluyordu.

O günlerden kalma alışkanlıklarla bugün de siyaset denemesi yapmak mümkün. Bunun son örneğini İktidar Partisi’nin Hendek İlçe Başkanı’nda yaşıyoruz. Hendek’te koku oluyor. Olaya müdahale etmesi gereken kurumdan önce İlçe Başkanı açıklama yapıyor. Sonra? Sonra yok! İyi olursa bizden kötü olursa onlardan.

Hendek’e Fen Lisesi geldiğine ilişkin paylaşım yapıyor. Ama bakıyorsun öyle bir şey yok.

Ama ya olsaydı? İşte o zaman “Bu iş İlçe Başkanı’nın girişimleri ile oldu” denecekti. Hatta belki de “İlçe Başkanı Hendek’e Fen Lisesi kazandırdı” olacaktı.

Oluyor böyle. Bazen denemek de lazım. Selden kütük kapmak da mümkün ama selden kapılan kütükten medet ummak çok kaliteli bir yol mu? Onu da sizin düşünmeniz lazım.

SASKİ’den önce açıklama yaptığınızda defansın arkasında kalıyorsunuz ama buna “Ofsayt” deniyor.

Fen Lisesi konusunda İl Milli Eğitim Müdürü’nden bile önce açıklama yapıyorsunuz. Ama top ayaktan çıktığı anda gene defansın arkasında kalıyorsunuz.

Eskiden olsa ne güzeldi. Medya yaygın değil sosyal medya hiç yok. Ama şimdi öyle değil. Eski yöntemlerle yeni dönemde başarılı olunur mu? Onu da siz göstereceksiniz.

Çaycı Hüseyin yine ölmüş

Sosyal medyada bazı ünlüler her sene birkaç kere ölüyor. Münir Özkul ile başlayan akım Kenan Işık ile devam etti.

Son olarak da Çocuklar Duymasın dizisinin Çaycı Hüseyin’i için bu haberler çıkmaya başladı. Çaycı Hüseyin’in Kenan Işık ve Münir Özkul’dan farklı bir durumu var. Zira Özkul için yaşlılık bahanesi kullanılıyordu. Kenan Işık zaten yıllardır bitkisel hayatta.

Ama Çaycı Hüseyin öyle değil. Onun için Çaycı Hüseyin dönemine göre ölüyor. Bayram trafiği olduğunda trafik kazasından ölüyor, deprem olduğunda enkaz altında kalarak.

Bu defa da gündemi yakalayan Çaycı Hüseyin koronavirüsten ölmüş. Asparagas tabi. Allah ömrünü hayırlı etsin. Ama bir gün gerçekten ölecek kimse inanmayacak, ben ondan endişeleniyorum.

HECATİ: İnanmak başarmanın yarısı ise iki kere inanın…

YORUM EKLE