Çakallık virüsten hızlı yayılıyor

İngiltere’ye taşınan bir bürokrat anlatıyor:

“Londra’ya yeni taşındık. Birkaç gün sonra belediyeden geldiler. Sosyal durumumuza ilişkin bir form doldurmaya başladılar. Kaç kişi olduğumuzu, ne kadar maddi gelirimizin olduğunu, eğitim durumlarımızı, evdeki elektronik eşyaları kayda geçtiler. Sonra da ‘Balkonda çiçek beslemeyi düşünür müsünüz’ diye sordular biz de ‘Düşünürüz’ dedik. ‘O zaman çevre temizlik vergisinden yüzde 15 indirim alacaksınız’ dediler. Ben hemen “Peki besleyeceğimizi söyler ve beslemezsek ne olur?” Görevliler birbirine baktı ve ‘Biz böyle bir soru ile ilk kez karşılaşıyoruz’ dediler. Oysa her Türk’ün aklına önce bu soru gelir.”

Biz kitaba uymayı değil de kitabına uydurmayı düşünen bir milletiz.

Daha önce de yazmıştım. Tüm dünyada kredi kartlarından komisyon alınması yasaktır. Bizde nakitte indirim yapılır. Kredi kartına komisyon uygulanmış olmaz.

Şimdi şehirler arası geçişlere kısıtlama getirildi. Bunun üzerine zaten toplu taşıma durdu. Firmalar yazıhanelerini kapattı.

Ne oldu?

İstanbul’a gitmeniz lazım. Korsan dolmuşlar türemiş oldu. Bunlar sizin arayış içinde olduğunuzu görüyor. Yanınıza geliyor ve sizi araçla İstanbul’a sorunsuz götürüyordu.

Olay hemen çözüldü. Ve katı bir önlem daha alındı. Bundan sonra akraba olduğunu ispatlayamayan şehirler arası yolculuk yapamayacak.

Bakalım uyanıklar buna nasıl bir formül bulacak!

Zira çakallık virüsten hızlı yayılıyor.

Çin’e yardım etseydik

Koronavirüs ilk olarak Çin’de ortaya çıktı.

Zamanı geri aldığımızı düşünün. Ülke olarak Çin’e yardımda bulunsaydık, Çini maddi olarak hatta gıda olarak besleseydik ne olurdu?

Doğu Türkistan’da Türklere zulmeden gavuru beslemiş olurduk. Elin yarasa yemesinin faturasını biz ödemiş olurduk. Müslümanlar varken elin Taocusuna yardımda bulunmuş olurduk.

Ama virüs ülkemize gelmemiş olurdu. Hepimiz evde kalmak zorunda kalmamış olurduk. Üretim de devam ediyor olurdu.

Ama dedim ya, genç bilse ihtiyar yapabilse…

Virüs de giremez inşallah

Geyve’nin Koru Mahallesi’nin girişine “Virüs nedeniyle köyümüze yabancıların girmesi yasaktır” yazmışlar.

Güzel de virüs tanıdıklardan bulaşıyor. Köydeki vatandaşlar bir yere gider, birilerine temas eder ve sonra köye gelirlerse virüs de onlarla gelmiş oluyor.

Yabancılara karşı önlem almak güzel de önce kendimizi kendimizden olanlardan korumak lazım.

Balıklar neden ölüyor

Sakarya Nehri’nde balık ölümleri yine baş gösterdi. Balıklar genel olarak kimyasal atıktan ölüyor. Ancak şimdi koronavirüs var. Acaba onun bir etkisi olabilir mi? Konu çok daha hassas.

Yoksa birileri “Bu dönemde nasılsa kimse işini tam manası ile yapmaz” diyip krizi kendi fırsatına mı çeviriyor?

Balıkların toplu olarak eceli gelmediğine göre suyu bulandıran biri var.

Bu eğer virüsse önlem alınmalı. Eğer uyanıklarsa bir daha uyanıklık yapamayacak hale getirilmeli…

HECATİ: Son vermedim kalbimin işine. Evden çalışıyor sadece...

YORUM EKLE
YORUMLAR
Önal Kobaș E. Ziraat Müh.
Önal Kobaș E. Ziraat Müh. - 6 ay Önce

Nehirde su debisinin yüksek olduĝu bu zamanda balık ölümleri olmasì, kanìmca nehre arıtılmadan atìksu veya kirletici atìlmasìndan kaynaklanmaktadır. Çevre denetimleri mahalli idarelerinde ißbirliği ole dahaetkinhale getirilmelidir