Cankurtaran hizmeti sürmeli

Sakarya Büyükşehir Belediyesi tarafından başarı ile sürdürülen cankurtaran hizmeti hayati önem taşıyor. Denize girenlere gerekli ikazlar yapılıyor. Sahil boyunca kurulan gözetleme kulelerinde görevliler gün boyu denizi izliyor. Risk olması anında kendiliğinden hareket geçiyor. Deneyimli gençler yaz ayları boyunca hayat kurtarıyor. Denize girenler kendini güvende hissediyor.

Hayat kurtarmak en güzel hizmetse Sakarya Büyükşehir Belediyesi en güzel hizmeti veriyor. Görevliler bölgeden seçildiği için de denizi bilen deneyimli gençler müdahale etmiş oluyor. Bu da takdir edilmesi gereken ikinci konu.

Ancak sezonun sona ermesinin ardından cankurtaranların görevi de tamamlanmış oluyor. Ancak Kuzey’de balıkçılık da yaygın. Dahası liman olması dolayısıyla deniz yılın her günü insanla dolu.

Dahası her sezon sonunda işten çıkarılan cankurtaranların sürekli iş bulmaları da mümkün. Adam yazın aldığı maaşla 12 ay geçinemez. Kalıcı personel oluşması, hizmetin etkisinin ve kalitesinin sürmesi için kemik kadronun korunması gerektiğini düşünüyorum.

Aksi halde kışın can kaybı yaşanması ihtimalinin ötesinde bundan sonra verilecek hizmetin kalitesinin düşmesi de söz konusu olacak.

Sağlığın bedeli

Koronavirüs sürekli aklımızda. Sevdiğimiz biri ile karşılaştığımızda içimizden gelen sarılma isteğini bile sıklıkla frenlemek zorunda kalıyoruz.

Bu arada okulların açılması gündemde. Kimileri “Öğretmenler evde oturduğu yerden maaş aldı” diye eleştiride bulunuyor. Günümün büyük kısmını öğretmenlerle sohbet ederek geçiriyorum. Adamlar bu eleştirileri gram hak etmedikleri gibi okul özlemleri de had safhaya çıkmış durumda.

Okulların açılmasına günler kala her gün bir açıklama geliyor. Yetkililer sorumlulukları çerçevesinde hareket ederken yetkisizler olası sorunları dile getiriyor. Tedirgin olmak ve tedirginliği dile getirmek başka felaket tellallığı başka.

Okulların açılmasının ciddi bir ekonomik boyutu da söz konusu.

Okul sadece öğretmenlerin ekonomik durumunu da ilgilendirmiyor. Kantinciler var mesela. Adam binlerce lira vererek, ihalelere girerek bu işi meslek ediniyor. Her okul kantininde birden fazla işçi çalışıyor. Bu kişiler de evlerine bu sayede ekmek götürüyor. Yaz aylarında pek çok kantinci kışın elde ettiği geliri tüketiyor.

Taşımacılık işi ile uğraşanlar var. Bunlar da okulların açılması durumunda iş buluyor. Yoksa çoğu okul servisi işsiz kalıyor.

Kırtasiyecisinden giyim satan esnafına kadar pek çok kişi okulların açılmasını bekliyor. İnsanlar hayatların bu sistem üzerine kurmuş durumda.

Okulların ikili eğitime geçmesi ya da seyreltilmiş sisteme geçilmesi durumunda başta servisler olmak üzere her kaleme daha fazla ödeme yapılması gündeme gelecek. En azından okulların aydınlatma ve ısınma giderleri ikiye katlanacak.

İşin sağlık boyutu bir kenara mali boyutu da çok artacak.

Bu noktada ise şu hesap yapılıyor: İnsan sağlığı mı önemli yoksa maddi kayıp mı?

Verilen karar insan sağlığının önemli olduğu yönünde. Bunun için maddi kayıpların tamamı göze alınmış durumda.

Yetkililer tüm bu durumları gözeterek ve mali konuda cesur, eğitim konusunda temkinli adımlar atarken, oturduğu yerden eleştiride bulunanlar da kendilerini sorgulamalıdır.

Her konuya siyasi bakmaktan vazgeçmek zorundayız. Siyaset her konuya müdahil olmamalı. Vatandaş da her konuyu siyasete bağlamamalı…

HECATİ: Şeytan boş silahı doldurur mu bilmiyorum ama boş insanları dolduruyor…

YORUM EKLE