Çaresiz değiliz çare bizleriz

İlk olarak 2019 Aralık sonlarında Çin’in en büyük şehirlerinden olan Vuhan’da Huanan adlı et ve deniz ürünlerinin satıldığı bir pazaryerinden yayıldığı düşünülen ve bütün dünyaya yayılan yeni virüs Korona...

Haberlerde karşımıza çıkmaya başladığında bizdeki genel fikir sütlü yarasa çorbası yemişler, e onlar da kedi, köpek yemeselerdi gibi yorumlar yaparak olaydan bihaber olan ahalimiz gözle görülemeyecek kadar küçük mikroskobik bir virüsün, kendilerini etkilemeyeceğini buralara kadar etkisi olmaz düşünceleri dünyaya yayılınca bi kenara bırakmış ve pandemi halini alan virüsü ancak kabul etmiş durumdalar.

İnsan iradesi dışındaki doğa olaylarında deprem, sel, çığ gibi doğal felaketlerde bile önlem alınca en az kayıpla atlatabiliyorken mesela en son 24 Ocak’ta olan Elazığ depreminde sadece 25 bina yıkıldı, sapa sağlam hiç hasar almayan binalar var.

Elazığ ve Malatya’da yıkılan 25 binayı yapanların hiç mi ihmali yok?

Mesela bölgemizi de etkileyen 18 Temmuz’da yaşadığımız 7 can kaybımızın olduğu sel felaketi 23 köy, 4 bin kişiyi etkilendi ama 7 can kaybında hiç mi ihmal yok?

Mesela en son 4 Şubat’ta yaşadığımız Van’daki çığ felaketi ilk gün 5 kişinin çığ altında kaldığı tedbirsizce, ihmallerle ertesi gün kurtarmaya gönderilenlerle birlikte sayı 41 olmadı mı?

Ölenlerin sayısının bu kadar yüksek olmasında hiç mi kabahatli kimse yok?

Temenni ediyor ve inanıyorum ki bu illet virüsten de kişisel önlemlerimizi alarak en az kayıpla atlatacağız, yine elini sıkacağız dostlarımızın yine sarılacağız, kapı kollarını düşman gibi görmeyecek yine elimizle yüzümüze dokunmaktan çekinmeyeceğiz.

“Öğrenilmiş çaresizlik” teorisi değil çünkü bu durum.

Bu durumun çaresi yok. Böyle gelmiş böyle gider. Kurtuluşu yok gibi düşüncelere yer vermeden.

Behçet Necatigil’in dediği gibi;

“Ya ümitsizsiniz, ya da ümit sizsiniz. Ya çaresizsiniz, ya da çare sizsiniz”

YORUM EKLE

banner22

banner21