Ceren'in katili suçlu mu hasta mı?

Bu ve benzeri sorular ve soruların yarattığı sorunlar hayatı bizim için giderek daha karmaşık hale getiriyor.

Ya da hayat giderek daha karmaşık hale geldiği için bu soruları soruyor, bu sorunları yaşıyoruz.

Kafalar esrara bulanmış vaziyette!

Çocukları taciz /tecavüz eden, kadınlara şiddet uygulayan, yaralayan, öldüren kişilerden bahsederken ortaya çıkıyor bu tartışmalar.

Sadece tartışmayı gündeme getirenlerin sorunsalı değil bu tartışma,

hepimiz içimizde o kişinin hasta olabileceği kuşkusunu taşıyoruz.

Içimizde bir öfke dalgası yükselirken “hasta olduğu için” böyle yapıyor olabilir endişesi yaşayıp,

öfkemizi frenliyoruz.

Frenlenen öfkenin sebebi,

o kişinin hasta olma ihtimali mi gerçekten

yoksa “insanın bu kadar kötü bir varlık olabileceğine” dair bir korku mu, bilmiyorum!..

Bu tartışmada özne kişi erkek.

Erkeğin doğasına ait yapısal bir bozukluk mu söz konusu,

yoksa bu bu durum “güçlü”nün ya da “gücün” kusuru mu,

bu da başka bir tartışma...

Evet konuya dönelim;

suçlu mu bu katil, yoksa hasta mı?

Şahsın geçmiş dava dosyalarında ileri düzeyde antisoyal kişilik bozukluğu tespiti yapılmış.

Psikolojik/psikiyatrik bir tanım yapılmış.

Kişi bu tanı nedeniyle “paranoid psikoz” hastası gibi işlediği suçtan tamamen muaf olmasa da,

ceza indirimi almalı mı?

Öyle ya eğer hastaysa ve bu suçu hastalığının etkisi altında işlemişse cezai ehliyeti tartışmalıdır ve alacaksa cezai ehliyeti oranında bir ceza almalıdır!

Neyin suç neyin hastalık olduğu hususu psikoloji/psikiyatri camiasında da tartışmalı bir konudur.

Kişilik bozukluklarının tedavi edilmesi gereken bir hastalık olup olmadığı halen tartışma konusudur ve daha ötesi tedavi dilebilir bir sorun olup olmadığı da tartışmalıdır. Kişilik bozukluğunun kişiliğin özüne ait bir sorun olduğu düşüncesi onun hasta olarak görülmesini de ayrıca zorlaştırır. Ancak yine de toplumsal olaylarda değilse de kişisel boyutta hak verme eğilimini güçlendirir, onun hasta olarak görülmesini salar.

Şimdi soru şu;

Eşinin kendisini aldattığını takıntı haline getirmiş bir “paranoid” gibi cezadan muaf olmasa da psikiyatrik bir tanımlama yapıldığı için cezai ehliyetini tartışmaya açmalı mıyız?

“Suç ve delilik, hapishane ve klinik” tartışması insanlığın uzun bir öyküsüdür.

Bu kavramsallaştırmalar günahkar ve Tanrı diyalektiğine mi uzanır yoksa

Antropologların söyeldiği gibi içine kötü ruh kaçmış insan ve onun arınması ritüeline mi?

Tartışmayı toplumun menfaati açısından sürdürürsek şu soruyu sormak mümkün;

İnsanlık bu tanımlamlarla sorunlarını çözüyor mu?

Bu tanımlamalar sosyal hayatımızı daha karmaşık hale mi getiriyor yoksa adalet ve huzur mu sağlıyor?

Medya nedeniyle mi daha görünür hale gelmiş bir sorundan bahsediyoruz yoksa gerçekten bu vakaların sayısında bir artış mı var?

İçimdeki his işlerin yolunda “gitmediğini” söylüyor.

Lakin emin değilim bu histen,

Ceren’in katiline duyduğum öfke yüzünden mi böyle düşünüyorum,

yoksa bu gerçek algım mı,

emin değilim!

Bu tartışmanın sonraki boyutu ise daha da karmaşık;

Suçluysa cezası idam mı olmalı, müebbet mi?

Hastaysa hastaneye mi kapatılmalı yoksa eline ilaçları verilip evine mi yollanmalı?

Bu kısmı daha da can yakıcı…

Belki de bu tartışmaları daha anlaşılır hale getirecek olan “yaptım ama” diye başlayan cümlelerin alıcısının olmasıdır.

Ya da “yaptı ama” diye başlayan cümleler kurup, kişisel öfkeden vazgeçilip hakverme eğiliminde olunmasıdır.

Kimbilir!...

İyi haftalar…

YORUM EKLE
YORUMLAR
La edri
La edri - 13 ay Önce

Bu ve benzeri olaylarda gerçek suçlu toplum ve mevcut köhne roma hukukudur
Adalet dağıtamadığı gibi adalet arayanlarıda yutan bir bataklık haline gelmiştir mevcut roma hukuku

Son Osmanlı
Son Osmanlı - 12 ay Önce

Mutlaka Topkara bilir.....