Cesaret bilgeliğin babasıdır

Platon'un ünlü mağara alegorisini bilir misiniz? Mağarada yaşayan insanların biri, ışığı fark eder ve ışığı izleyerek yeryüzüne çıkar. Diğerlerine, dışarıda farklı bir hayat olduğunu, buradaki hayatın sadece gölgeler olduğunu anlatır. Fakat ona inanmazlar. Dışarıya çıkmak, bildiklerinin dışında yaşamak korkutur onları.

Aydınlanma, aklını kullanma cesaretiyle başlar.

Cesur ve aydın birey, objektiftir. Tüm insanlığa karşı sorumlu, eleştiriye açık ve gerçeği söyleme cesaretine sahiptir.

Cesaret, değiştirebileceğimiz şeyleri değiştirme gücüdür.

Bilgiyi kullanma cesareti bizde eksik olan. Fark ettiğimizi söyleme, "kral çıplak” deme cesaretimiz yok.

Aydınlığa çıkamıyoruz. Önümüzdeki boş inançlar, bağnazlıklar, elimizi kolumuzu bağlamış. Korku, alıştığımız hayat, yarın garantisi zincirlerimiz olmuş.

Cesaret, korkusuzluk değildir. Korkudan daha yüce bir şey için savaşmaktır.

Kendi içimize bakmak cesaret ister. Kendi ile hesaplaşabilen, korkularıyla yüzleşebilen, kendi hatalarını ve eksiklerini görebilen ve itiraf edebilen insan cesur insandır.

Cesaretin, kendini gösterebilmesi için, "korku" olması gerekir. Ve o korkunun, eylem ile aşılması gerekir.

Ve; cesaret; kabadayılık, küstahlık, deli cesareti, gözü peklik ile karıştırılmamalıdır. Kötülüğün ve iyiliğin, günahın ve sevabın, korkaklığın ve cesaretin tohumları, insanın vicdanındadır. Vicdanını dinlersen, asla yanlış yapmazsın. Bölünmezsin. Kalbini dinlediğinde, neyin yanlış olduğunu düşünmeden, doğru yolda olduğunu bilirsin.

Cesaret, kalple yaşamak demektir. Adanmışlık demektir. Özgürlüktür. Cesaret yoksa mutluluk da yoktur.

VICDAN ZORBALIĞA KARŞI

(Stefan Zweig )

Zweg, bu kitabında beni şaşırtmadı.

Hayran bıraktı. Böyle bir akıl, böyle bir sorgulama, akıl harcı değil. Verdiği her bilgiyi, sorguladığı her şeyi, kaçırmamak için kitap elimde süründü. Algım ve aklım bu kitaba az geldi sanırım. Evet şimdi benim savaşım.

15 yy. Avrupası. Cenevre.

St. Pierre Katedral'ine atanan bir vaizdir Calvin.

Martin Luter'in takipçisidir. Protestan bir vaiz olarak, Cenevre'de kendi yazdığı İncil tefsirleriyle diktatörlüğünü kurmuştur. Şehir meclisini bile korkutan yönetimiyle, halkın tüm doğal özgürlük alanlarına girmiş ve bunu din adına yapmıştır. Elit kesim bile, bundan payını almıştır. Kadınların kıyafetlerindeki fırfırlara dahi kota koymuştur. Yiyecek -sohbet-ibadet-giyim, gece baskınları vb... Muhbirleri sayesinde, Cenevre nefes alamaz duruma gelmiştir.

Aforoz ve engizisyon korkusu yüzünden, halk her şeylerini bırakıp kaçmak durumunda kalmıştır.

Her şey, başka bir vaiz olan Serveto' nun "Teslis" hakkındaki yazısıyla başlıyor. Kendinden başka, İncil tefsiri yapılmasını sakıncalı gören Calvin Serveto'yu tutuklattırıyor. Adice, alçakça, asılsız iftiralarla... (Zweg'e burada hayran kaldım. Bu kadar adi bir adamı, edepli kelimelerle anlatabilmiş) Ve, Cenevre şehir meclisi bu adama karşı çıkamıyor. Herkes korku içinde. Halk korkmuş, aydın kesim korkmuş.

Ve, Serveto yakılıyor. Canlı canlı.

Çünkü Calvin, din hakikatini değil, kendi hakikatinin tekelini umursuyor.

İşte, bu dönemde Baselde, Basel Üniversitesinden biri çıkıyor. Castellio. Calvine karşı çıkabilen tek kişi. Calvin'in tüm silahlarına karşı kalemiyle savaşıyor. O da farkında baş edemeyeceğinin, fakat vicdanını engelleyemiyor.

File karşı bir sivrisinek.

Calvinizm öğretisi olarak benimsenen bu hoşgörüsüz, katı, acımasız, kendi fikirlerini benimsemeyeni yok et, din için öldürmek mübah gibi şeytani fikirli bu 'Reform', bir kuşağı etkilemiştir. Avrupa; hiçbir diktanın, hiçbir tefsir dininin uzun bir süre yaşayamayacağını öğrenmiştir.

Yoksa; Moliere duvar kağıtçısı kalırdı. Rubens'i, şaşaalı resimleri için yakarlardı. Goethe, Keats'i, Nietzsche bu disiplinin gölgesinde düşünebilirler miydi sizce ?

Alıntılar:

= Fransa'dan gelen yeni mülteciler Cenevre yurttaşı yapılmış seçmen listelerine alınmıştır. (Calvin, seçimleri mültecilerin oylarıyla kazanmıştır.)

 = Ve, yine bütün makamlara göçmenlikten yeni çıkmış, yeniyetme yoksulların yerleşmelerine içerleyen, cenevre soyluları...

= İnsancıl mizaçlar, kendilerini insanca ve dostça ifade ederek, dünyaya aynı pencereden bakma zorunluluğu duymazlar. Dünyayı risaleler ve broşürlere boğmazlar, konferanslarla böbürlenmezler, ittifaklar ve bölünmelerle ayrıştırmazlar.

= Calvin on yılda, Katolik Kilisesi'nin 6 yy. da yaptığından daha fazla yenilik (dikta) getirmiştir.

= Castellio'ya göre insanlığı bu tür barbarlıklardan kurtaracak tek şey vardır ; HOŞGÖRÜ.

Hiç bir diktatör kalıcı değildir. Her dikta yönetimi halkı daha çok uyandırmakta, bilinçlendirmekte, cesaretlendirmekte, özgürlük ve düşünce özgürlüğü üstünde düşündürmektedir.

Tüm dinlerin mezhepleri, kendi tefsirlerinin doğruluğunu ispat ederek karşı mezhepleri karalayarak, dine hizmet ettiklerini sanıyorlar. Kötülük isteyen, savaş isteyen, insan haklarını hiçe sayan davranışlarını "Din" adı altında yapıyorlar.

Allah'a, hizmet etmedikleri kesin.

Bunlar kime hizmet ediyorlar?

Sorgulamalı.

Benden bu kadar.

Okuyunuz.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Üzeyir
Üzeyir - 3 hafta Önce

Din adina günümüzde de bir cok seyler yapılmakta. Yasar Nuru hocam Allah ile aldatmak kitabında anlatti ama kime. Seyhan teşekkürler her zaman ki gibi yine döktürmüşsun kalemine diline saglik

Eda Tezcan
Eda Tezcan - 3 hafta Önce

Kaleminize ve yorumunuza sağlık Seyhan Hanım.
Değindiğiniz güzel konulu yazılarınızı ve kıymetli kitap yorumlarınızı severek okuyoruz.

İlknur Büyüköz
İlknur Büyüköz - 3 hafta Önce

Harika konu ve dolu dolu bir yorum . Kalemine sağlık annecim.

Gülay
Gülay - 3 hafta Önce

Evet korkunun üstüne gitmek cesaret eylemi ister. Çok beğendim

Hüzeyme Avcı
Hüzeyme Avcı - 3 hafta Önce

Çok güzel yorulamissin Seyhan ablacım. Körü körüne inanmak
kolay geliyor araştırıp okusalar
mukayese yapabilirler. Başkasının direttigi fikirlere zorbaliklara baş eyilmezdi males . Esaret altında olan insanın ne söyliyecek sözü nede savunacak bir fikri olur.

Guzin Halli
Guzin Halli - 3 hafta Önce

Goruyoruz ki 6.yy dan beri degisen bir sey yok. Her cagda ve her gorusteki amator siyasetciler din kalkanina sarilarak, halki daha iyi yonettiklerini sanmislardir. Tabi bu sistem ister istemez dikta rejimlerini dogurmustur.
En guzeli din ve devlet islerinin birbirinden ayri tutulmasi ancak, Ulkemizin bugun geldigi durum ortada.
Konu cok guzel, kaleminize saglik Seyhan hanım.

Nermin Coştur
Nermin Coştur - 3 hafta Önce

Seyhancigim harika eline yüreğine sağlık başarıların daim olsun inşAllah

Afacan0007
Afacan0007 - 3 hafta Önce

Aydınlanmaya hevesli her bireyin, sırasıyla okuması gereken düşünürleri çok güzel kaleme almışsın hala kalemine ve yüreğine sağlık harikasın