Çocukça bir yazı 

Bugün, çocukça bir yazı yazmak geldi içimden. Çocuk gibi patavatsız olmak, doğru bildiğimi, eğip bükmeden direk söylemek, ayıp nedir bilmeden, istediğim gibi davranıp, her şeye “bana ne’’ demek ve bedeni hiçe sayıp, cümlelerle özgürleşmek geldi. Yaşayamadiğım hayata, delice yazasım, söyleyemediğim ne varsa, birer birer söyleyesim ve yaşadığım her şey için, yaşatana saatler boyunca secde edip, şükür edesim geldi.  
“Keşke hep çocuk kalsaydık’’ tarzı, mesaj vermek değil amacım. Çocuk masumiyetine dair yazmak gibi, bir niyetim de, yok ayrıca. Ben sadece, çocuk şımarıklığını, çocuk asiliğini arkama alıp, çaresizliğimi, hayata olan hırsımı, öfkemi cümlelerden çıkartmak istiyorum. Evet ben, çok şey istiyorum hayattan. Kim bilir, bu kadar çok şey istemeye, hakkım yok. Ya da ben ve benim gibiler, yiyip, içip, oturmalı popolarının üstüne.  
Ne yazık ki ben bunu, hiçbir zaman yapamadım, yapamıyorum ve yapmayacağım hayatımda. Çünkü, bir insan nefes alıp veriyorsa, helal olan her şeyi tatmaktan korkmayacak. Yaşamaktan ürkmeyecek insan. Yüreğinin dediğine, hiçbir zaman sağır olmayacak. Gerektiği kadar, siyaset de olacak dilinde, “neden’’ ile başlayan, isyan cümleleri de olacak, yürekte her şeye rağmen, yaşama sevinci de olacak ve hiç duymasa da, “seviyorum’’ demeyi bilecek. Hayat ile dolacak yürek. Aşk ile dolacak. Huzur veren mutluluk dolduğu gibi, dibe batıran hüzünle dolmayı da, hiçbir zaman ihmal etmeyecek. 
Peki “hayat acıtacak mı?’’ diye, soracak olursak, evet,  acıtacak hayat. Hem de baya bir acıtacak. İstekler olmayacak acıtacak. Hayaller kurşun yiyecek acıtacak. Günler, aylar ve hatta yıllar boyunca, bakıp, büyütülen umutlar yara alacak acıtacak. Gelip geçici olsa da, kapıyı çalan çaresizlik acıtacak. Her şeye ilaç olan zaman, ilaç olana kadar acıtacak.  
Dedim ya, farklı zaman diliminde, farklı isim, farklı sebepler ile acıtacak. Ancak hayat acıttıkça, yaşadığını çok daha iyi anlayacak insan. Dibe batınca, dua etmenin, Allah’a sığınmanın, ne kadar huzur verici olduğunu, bir kez daha hatırlayacak. Sevip sevilmeyince de, aşkı yaşatana şükür edip, yanmaya inat eder gibi, yeniden aşık olacağı günü bekleyecek.  
Neden bilmiyorum, ben bu ara hayati, inat eder gibi yaşamak istiyorum. Beden dursa da, yürekle koşmak istiyorum duygular arasında. Doymasam da,  canımın çektiği her şeyi, özgürce tatmak istiyorum. Esen rüzgarı hissetmek ve meyvesini yiyemesem de, bir ömür boyu, aşk ağacının altında oturmak istiyorum.  
Çünkü eğer insan, bu dünyaya bir kere geldiyse, aldığı nefesinin, baş tacı ettiği aklının ve sol tarafta taşıdığı yüreğinin hakkını vererek yaşayacak.

YORUM EKLE