Çocuklar ve kitaplar

Geçen hafta sosyal medyada bir çocuk kitabı (!) hakkında yapılan paylaşımlar, bir kez daha hukuku harekete geçirdi.

2000 yılından bugüne kadar üç farklı yayınevi tarafından 4 kez basımı yapılan bir çocuk masal kitabında yer alan iğrenç ifadeler, geçtiğimiz hafta sosyal medyada paylaşınca büyük infial yarattı. Tecavüzün meşrulaştırıldığı kitapla ilgili savcılık soruşturma başlatıldı. Kitap için toplama kararı alındı. Yazar, ilgili bakanlıklar ve kitabı basan yayınevi ardı ardına açıklamalar yaptı… Bir tilkinin ayıyı 'tecavüzle cezalandırması'nı anlatılan kitabın (!) yazarı (!) tutuklandı…

Sonuçta sosyal medya olmasa takipsiz ve cezasız kalacak bir suç, sosyal medya sayesinde cezalandırılacak…

Olay çocuk edebiyatının ne kadar başıboş, ne kadar kontrolsüz olduğunu göstermesi açısından önemli.

Kitap 2000 yılından bu yana, yani 20 yıldır piyasada… Üç farklı yayınevinde 4 kez baskısı yapılmış… Onlarca kitap fuarına katılmış, binlerce satmış… Hatta Kürtçe'ye de çevrilmiş. 20 yıldır bir Allah’ın kulu bu iğrenç ifadeleri fark etmemiş. Ne yayınevleri, ne yayınevlerinin editörleri, ne de kitapları çocukları için satın alan anne-babalar… Ne Kürtçe’ye çeviren, ne Kürtçe yayımlayan… Hem de tam 20 yıldır…

Kitabın son baskısını yapan yayınevi, genellikle dini kitaplar yayımlayan, Atatürk karşıtı yazılarıyla tanınan Türkiye Gazetesi yazarı Prof. Ekrem Buğra Ekinci’nin kitaplarını da basan bir yayınevi… Yayınevi "Bahsi geçen kitap yazarın editörlüğünde çıkan bir yayın olup, 2019'da bu konu üzerinden satışa ve dağıtıma kapatılmıştır. Yayın çizgimizin dışında olup hataen çıkmış ve sonra da satışa kapatılmıştır" şeklinde abuk bir mesajla kendini savunmuş… Bir yayınevi yayın çizgisinin dışında bir kitabı okumadan nasıl yayımlar? Hata ile kitap nasıl yayımlanır? Anlamak mümkün değil…

Ya kitabı okumadan içeriğini kontrol etmeden, çocuklarının eline tutuşturan anne babalarına ne demeli? 20 yıldır binlerce anne, babadan hiçbirisinin bu iğrenç ifadeleri fark etmemesi de ebeveynlerin çocuklarının okudukları kitapların içeriği ile ilgilenmediklerini göstermektedir. Çocuğu sessizce otursun, kendini meşgul etmesin diye içeriğini bilmediği bilgisayar oyunlarını, uyuşturucu gibi çocuklarının eline tutuşturan anne ve babalar kitap konusunda bu zahmete girer mi? O da ayrı mesele.

Yazarın kitabını İslamcı bir yayınevinde yayımlatmasına karşılık, biyografisini incelediğimizde, üye olduğu sivil toplum kuruluşlarına baktığımızda hem sol, hem de Kürtçü, çevrelerle iç içe bir kişilik olduğunun anlaşılması, olayın arkasında farklı karmaşık ilişkiler olma ihtimalini de akla getirmektedir.

Bu olay çocuk kitaplarının, hiçbir merci tarafından denetlenmediğini bir kez daha göstermiştir…

Anlaşılan o ki bu kitap, çocuk kitaplarındaki başıboşluğun ilk örneği olmadığı gibi son örneği de olmayacak…

İnternette yapacağınız ufak bir araştırma benzeri olaylara çok sık rastlandığını görmenizi sağlayacaktır. “Çocuk kitabında; şiddet”, “Çocuk kitabında; pedofili”, “Çocuk kitabında; eşcinsellik övgüsü”, “Çocuk kitabında; hayvana tecavüz”, “Yine çocuk kitabı, yine rezalet” gibi başlıklara sıkça rastlanmaktadır. Ayrıca küfür, müstehcenlik içeren ifadelere de çocuk kitaplarında yer verildiği bilinmektedir.  Yabancı dilde yazılan çocuk kitaplarının milli kültür süzgecinden geçirilmeden çevrilmesi de ciddi problemler yaratmaktadır… Pek çok kitapta domuz ve domuz eti övgüsü, İslamiyet’i ve Türkleri suçlayan ifadeler çevirmenlerin dikkatinden kaçmakta veya aslına sadık kalma hassasiyeti ile olduğu gibi bırakılmaktadır. Ayrıca; kitabın hangi yaşa uygun olduğunun tespitinde yapılan hatalar, bozuk Türkçe, yazım kurallarına uymama gibi yanlışlara da çocuk kitaplarında oldukça sık rastlanmaktadır.

Medyada ve sosyal medyada konu edilen uygunsuz çocuk kitapları, Türk aile yapısına, çocukların sosyal ve psikolojik gelişimine uygun olmayan kitapların çok küçük bir bölümü. Bir başka ifadeyle, buzdağının görülen kısmı…

Özetle, bu konuda sorun büyük… Yazarlar, çevirmenler, editörler; çocuklara hitap ettiklerinin farkında bir duyarlılıkla hareket etseler,   Yayınevleri; çocuk psikolojisi ve pedagojisi konusunda uzman editörler istihdam etseler ve ebeveynler; çocuklarına vermeden kitapları incelemek duyarlılığını gösterseler hiçbir sorun yaşanmaz. Ama bunlar yapılmayınca iş duyarlı yurttaşlara ve sosyal medyaya kalıyor…

Çocuklarımız geleceğimiz… Onlar ne kadar bilgili, ne kadar sorgulayan, ne kadar araştırmacı olursa geleceğimiz o kadar aydınlık olacaktır… Bunun başlangıcı da okumaktan geçer… Ama doğru ve sağlıklı okumadan…

Görüldü ki çocukların doğru ve sağlıklı okumasını sağlayacak olan yazarlar, çevirmenler, yayıncılar ve  ebeveynler gerekli özeni göstermiyorlar…  O zaman denetim ve gözetim şart… Denetim ve gözetim derken kesinlikle sansürü kastetmiyorum… Çocuk kitapları, yayıncılar, psikologlar, pedagoglardan oluşan bir ekip tarafından çocuk psikolojisi ve pedagojisine uygunluğu açısından denetlenebilir… Bu denetleme zorunlu olabileceği gibi ihtiyari de olabilir… Komisyonca kontrol edilen kitaplara “Bu kitabın x-y yaş grubundaki çocuklar için uygun olduğuna …… komisyonunca karar verilmiştir” şerhi verilir… Komisyonca kontrol edilen kitaplar da komisyonun oluşturacağı internet sitesinde yayınlanır. Anne ve babalar da çocuklarına kitap alırken, kitabın komisyonca kontrol edilip edilmediğine bakarlar…

Bunlar yapılır mı? Yapılabilir mi? Tabii ki yapılır… Yeter ki yapma niyetiyle harekete geçelim…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Selahattin Coşkun
Selahattin Coşkun - 2 ay Önce

Başkanım gene çok güzel yazı konuda Türkiyenin geleceğini ilgilendiriyor ancak bugünkü yönetimin öyle bir derdi yok denetimmi sıfır insana değermi sıfır onların sadece derdi oy ve taraf okadar.

Musa Can
Musa Can - 2 ay Önce

Bizim milletimize basi evi ve yazarı islami sembollerle bürunmüş olması tum suçları kapatmaktadir Başkan

İlknur Köksal
İlknur Köksal - 2 ay Önce

Şimdiki aileler , yeterki beni, bizi meşgul etmesinler durumundalar. Araştırma ilgilenme kesinlikle yoktur. Etrafımda bu konu ile ilgilenen, araştıran aile yok denecek kadar az. Ayrıca bir de cep telefonlarındaki oyunların içeriğinde de sıkıntılar var. “ Saldım çayıra, mevlam kayıra” durumundayız.

Ayhan Turhal
Ayhan Turhal - 2 ay Önce

Sözün bittiği yer ve rezaletin son perdesi kimse kimseyi suçlamasın bu durumlardan herkez sorumlu o kadar dejenere bir toplum oldukki o kadar silkinip kendimize gelme vakti coktan geldi geciyor ama hicbir belirti de yok maalesef

Mustafa Yandakci
Mustafa Yandakci - 2 ay Önce

Çocuklar Geleceğimiz Diyoruz ama Lafta KaKalıyor,Maalesef

Arslan Küçükyıldız
Arslan Küçükyıldız - 2 ay Önce

Meselenin özünü gayet açık bir şekilde anlatmışsınız. Kutlarım.

İbrahim Yalçınkaya
İbrahim Yalçınkaya - 2 ay Önce

Çok güzel birazı ancak bir noktasına katılmıyorum:Türkleri suçlayan ifadelerin gözden kaçması! Türkleri suçlayan ifadeler kıllanan yazarların eserleri Türkçeye çevrilmemeli, bize hakaret edenler bizim üzerimizden para kazanmamalı