Coğrafya kader mi?

Uzun zamandır dillere pelesenk olan “Coğrafya kaderdir.” Cümlesini “Yapacak bir şey yok.” minvalinde ben de ara sıra telaffuz ediyorum. Peki ülkece yaşadığımız acılarda gerçekten elimiz kolumuz bağlı mı, yapacak hiçbir şey yok mu, diye sorgulatmak istedim bu yazımda okurlarıma. Avukat kimliğimle “Nerede bu devlet nerede bu millet, nerede bu deprem vergileri, X partili belediyeler sınıfta kaldı” bakış açısıyla yazıp birilerine sitem etmektense, bir vatandaş bakış açımla yorumladım ve benim sorguladığım noktaları paylaştım sizlerle. Ülkemde böyle bir acı yaşanırken, başkaca didaktik bir içerik yazmaya da elim varmadı aslına bakarsanız.

24 Ocak 2020 Elazığ depreminin üzerinden henüz 4 gün geçti. Sene bilgisini özellikle belirttim çünkü 2020 yılında olduğumuzu unutup, yaşanılan doğal afetlerin “Ne yapalım Allah’tan” çaresizliğiyle değerlendirenleri gördükçe akıl tutulması yaşıyorum. 2020 yılında bilim insanları ülkemizin bir doğal afete yatkınlığı konusunda bizleri sürekli uyarıyorsa biz de birey eliyle yahut devlet eliyle neler değişmeli sorusunun cevabını öğrenmeye çabalamalıyız. Yoksa her deprem sonrası haberlerde çocuklarına siper olduğu için, enkazdan sağ çıkamamış babanın hikayesini izlerken gözlerimizin dolduğuyla kalırız. “İyi insan olmak” vah vah demekten ziyade hiçbir ailenin babasız kalmaması için çaba gösterme borcudur bana kalırsa. 

JAPONYA BİZDEN FARKLI NE DÜŞÜNÜYOR ? 

Mart 2011 depreminde Japonya, 9.0 sallantıyı gördü, hiçbir bina yıkılmadı ve hiçbir can kaybı yaşanmadı. Çünkü yapı denetimini, Japonya’da belediyeler daha proje aşamasında üstleniyor, hatta denetçiler inşaatlara habersiz baskınlar düzenliyormuş. Türkiye’de ise müteahhitler, özel yapı denetim firmalarından belli bir bedel karşılığında kolaylıkla alabiliyor bu belgeyi. Ama Japonya’da Sismik koda uymayan bir tane yapıya izin verilmiyor, otorite muazzam bir disiplinle işliyormuş. Hatta çok ilginç, eğer inşa edilen bina standardın üzerinde güçlü ise, devlet ekstra düşük faizli kredi vererek ödüllendiriyormuş. Orada gayrimenkul sektöründe reklamlar “dayanıklılık” üzerinden ilerliyormuş, Japon halkının ev alırkenki kriteri önce canlarının güvenliği yani. “Lüksün ve konforun adresi, şehrin gürültüsünden uzak Paşazadeoğlu Konakları” Japonya’da pek de talep görmez anlayacağınız, oranın yoksulu bile tenezzül etmez bu reklama yani.

Büyük Kanto depreminin yıldönümü olan 1 Eylül Afet Önleme Günü ilan edilmiş mesela Japonya’da. O gün, ülkede her mevkiiden insanlar, afet farkındalığı seminerlerine katılmak zorundaymış. Çünkü yıllar önce yaşanan acıya, ölen insanlara saygıları var, tekrarına tahammülleri yok. Vicdanları, çözüm bulmak, kaybın önüne geçmek endişesi vermiş Japon halkına/yönetimine. Bizim vicdanlarımız ise 17 Ağustos’u yas günü ilan edip, Fatiha okumaktan bir adım öteye gitmiyor ne acı. Elbette hayatını kaybeden sevdiklerimizin arkasından dualarımızı okuyalım ama yalnızca bunu yaparak vatandaşlık görevimizi tamamlamış mı oluyoruz sizce?

TÜRKİYE HALKI DA CANINA KIYMET VERİLMESİNE LAYIK

Vicdan sahibi, insana, cana kıymet veren bir devlet anlayışı, farkındalık sahibi, otorite oluşturulması için hükümeti yönlendiren bir halk bizde de olabilir. Bu nafile bir umut değil, inanın. Hele ki Türk halkı gibi, Yüsra bebeğin enkazdan çıkarılma görüntülerini izlerken kendi evladı kurtarılmış gibi sevinçten ağlayan, afet bölgesine bir günde onlarca tır yardım toplayabilen, sevdiklerine “İyi misin?” diye sormak için GSM operatörlerini çökerten güzel kalpli halkımız, doğal afet ihtimaline karşı diğer dünya ülkesi vatandaşları kadar güvende hissedebilmeye ve kıymet görmeye layık bence.

Berna Sena Çatalbaş

YORUM EKLE
YORUMLAR
Hamide vural
Hamide vural - 4 ay Önce

Sevgili berna biz insanların da kaliteli yaşamaya korkusuzca yaşamaya hakkımız olduğunu düşünenlerdenim tıpkı sizin gibi deprem hafife alınmamalı olduktan sonra ahlayıp vahlamakla olmuyor çareler üretilmeli bu konuyla ilgili hassasiyetinize teşekkür eder daha çok üzerinde durmanızı bekleriz

Erdoğan Arduç
Erdoğan Arduç - 4 ay Önce

İşte bilip de duymayı hazmedemediklerimiz.kalemine sağlık...

Feridun Köknar
Feridun Köknar - 4 ay Önce

Sevgili Berna, hiç siyasete bulaşmadan neden güzel söylemişsin.Güzel kızım artık herkesin kutuplaşmadan insanlığımız için çalışması gerektiğini bir kez daha hayırlatman mutlu etti beni. Başarıların daim olsun.

Yildirim ak
Yildirim ak - 4 ay Önce

Daha japonya olmamiza coooook var

Feyzi kocabey
Feyzi kocabey - 4 ay Önce

Cok doğru konuyu işlemişsin kardeşim ama halkımız 2o2ode olsa kurum duymaz

Sabriye Eker
Sabriye Eker - 4 ay Önce

Kalemine sağlık