Çok haklılar

Bugün yazıma, geçen hafta attığım bir tweet ile başlamak istiyorum. ‘’ 'Yazma'' diyorum "Bedenine vurulan zincirler gibi, sen de kalemine zincirler vur'' diyorum. Sonra yüreğim giriyor devreye. ''Yazacağım'' diyor. "ne olursa olsun, ülkeye dair de yazacağım, insanlığa dair de, siyasete dair de.'' diyor. Ben de yüreğime uyup, yazmak istiyorum’’ 
Evet, zaman zaman, ‘’Yazma’’ diyorum kendi kendime. ‘’Kork biraz’’ ‘’ortadan yaz, her taraf sevsin seni’’ diyorum. Sonra, gerçekten de, ülke, zor zamanın içinden geçiyor iken, ülke, dört bir cepheden tehdit ediliyor, dört bir yandan ırzına girme amacı ile taciz ediliyor iken ve içimizden birileri de, terör safında yer tutup, ülkeye söverken, yüreğim susmaz, kalemim susmaz, ben susmam ve başıma ne gelirse gelsin, asla susmayacağım.
Evet Türkiye tehdit altında ve bu tehdit, geçen hafta yazdığım gibi, biraz uzun süreceğini düşünüyorum. Kendimi, Amerika’nın, Avrupa’nın, kısacası İslama ve dolasıyla Türkiye’ye nefret besleyen, batı zihniyetinin yerine koyduğum vakit, ‘’çok haklılar’’ diyorum. Çünkü yıllar boyunca, elinin altında olan, verdiği her emire amade olan, batı kültürüne hayranlık ile bakan ve kendi gücünü, özünü, sözünü, büyüklüğünü ve değerini unutan bir Türkiye vardı. İslam kimliğinden istifa eden, bir Türkiye vardı. Başörtüden rahatsız olan, ezandan rahatsız olan, dinden rahatsız olan, ama yılbaşı kutlamasına hayran olan, televizyon kanallarında, içki reklamları olan ve 29 Ekim cumhuriyet bayramlarını, şampanya patlatarak kutlayan, bir Türkiye vardı. Ee böyle bir Türkiye’yi, Amerika da seviyordu, Fransa da, Hollanda da, almamaya da, İsveç te ve hatta, İslam düşmanı olan İsrail de.
Ve artık Türkiye, özünü ve sözünü kaybeden ülkeden, yüce olduğunu, zamanında tüm dünyaya hüküm ettiğini hatırlayıp, gücünü ve öz güvenini yeniden eline alan, dirilen bir ülkeye döndü.
Yukarıda da dediğim gibi son zamanlarda, yaşadığımız olaylara, bir de onların gözü ile, yani, Türkiye’nin ayağa kalkmasını, hiç bir şekilde istemeyen, İslamın dünyadan silinmesi için, sürekli Tanrı’ya dua eden, batı zihniyetinin gözü ile baktığım vakit, ‘’çok haklılar’’ diyorum. Çünkü adamların sahip çıktıkları bir dava var. O dava için, ne gerekiyorsa, onu yapıyorlar. Bunu anlıyor ve ‘’eyvallah’’ diyorum. Ama çözemediğim, bizden birilerinin, düşmana ‘’hizmet’’ etmeleri. Anlayamıyorum, düşman safı tutmalarını, anlayamıyorum, terör öldürürken susup, terörist ölürken ‘’barış’’ demelerini. Hiç ama hiç anlayamıyorum, kendi ülkelerine, bu kadar nefret ekmelerini.
Kimin, hangi pis eli değdi, nasıl bir zehir aldık ve hangi genimiz kimliğini unuttu da, biz, sürekli her tarafa, kin, öfke, nefret eken, farklı fikirlere ağız dolusu küfür eden hale geldik bilmiyorum. Ama bize, bizden başka bir dost olmadığını biliyorum. Bize ait, başka bir bayrak olmadığını biliyorum. Dünya üstünde, bu kadar güzel ülke, başka bir Türkiye olmadığını biliyor, Türkiyem için, elimden geleni yapıp ve her türlü yazıyı yazacağıma ant içiyorum. 

YORUM EKLE