Çok uğraşıldı ama değdi

Kocaali Meslek Yüksekokulu’nun hikayesini başından bu aşamasına kadar bilirim. Umarım hikayenin sonu burası değildir.

Kocaali’ye yüksekokul kurulması ile ilgili ilk adımlar atıldığında herkes bu işi gerçekleşmeyecek bir hayal olduğunu söylüyordu. Dernek kuruldu. Faaliyete başlandı. Dönemin kaymakamları destek oldu. Ama vatandaşın çok büyük bir kısmı bu işin gerçekleşmeyeceğini söylüyordu.

Sonunda inşaat da başladı. Ama bu kez yeterli para bulunamadı. İş iyice açmaza girdi. Öngörülemeyen aksaklıklar falan…

Kimse dalgalarla nasıl boğuştuğunuzu umursamaz. Gemi karaya geldi mi? Yok. O zaman ortada başarı da yok.

Sonra Kanadalı (Turan Kalfa) ortaya çıktı. “Neden bu ilçede üniversite yok” dedi. O zamana kadar “Fındık eksperliği” bölümüne razı olan Kocaali’ye son derece pahalı ekipmanlar gerektiren “Denizcilik” getirmeyi düşündüğünü söyledi. Eskileri bilenler için durum çok daha komikti.

Hatta yetmedi hedef olarak da 2020-2021 Güz Dönemi’ni koydu.

Kocaali’de “Vuramayan taşın büyüğünü kaparmış” şeklinde espriler dönmeye başladı. Çünkü denizcilik çok pahalı bir bölümdü. Ama Kanadalı pek çok yönden bastırdı. Siyasilerle doğru iletişim kurdu. Kocaalililerle anlaşılır dil kullandı. Doğru kişilerden yardım aldı. Harcaması gerekmediği halde ciddi miktarda para da harcadı.

Hikayenin ara kısımlarını es geçiyorum. Dediğim gibi onlar denizde yaşanan dalgalar olarak kalsın. Neticede Kocaali’ye Denizcilik MYO kuruldu ve bu dönem de öğrenci alıyor.

Turan Kalfa’yı seversiniz sevmezsiniz, eleştirirsiniz ya da översiniz. Bunlar ayrı şeyler. Bu yazı Turan Kalfa’yı övmüyor da ayrıca.

Sadece olanı söylüyor.

Emeği geçen pek çok kişi var. Elini taşın altına koyan milletvekilleri var. Bu iş için gecesini gündüzünü ayıranlar var. Hepsinin emeğine sağlık.

Bundan sonra yapılması gereken bu okula olan ilgiyi artırmak. Buradan mezun olanların iş bulmasını sağlamak. Sonra da okulu marka okul haline getirmek.

Eğer komik bulmazsanız da Denizcilik MYO’yu kısa sürede Denizcilik Fakültesi’ne dönüştürmek.

Bakalım zaman ne gösterecek…

Öğrenciye bakış açımız

Ülkemizde üniversite öğrencisine üç tip bakış açısı var. Birinci bakış açısı bulunduğumuz yere döviz gelecek. Öğrenciler ev kiralayacak. Burada yemek yiyecek, dolmuşa binecek falan.

İkincisi öğrenciler ahlaksızlık getirecek. Kız-erkek gecenin geç saatinde okuldan çıkacak. Bizim çocuklara kötü örnek olacak.

Üçüncüsü de üniversite öğrencilerinin eğitim almaya geldiğini ve kendilerine yardım edilmesi gerektiğini düşünen kesim.

Birinci kesim kısmen haklı. Çünkü öğrenci gittiği yere ihtiyaçlarını da götürüyor. Haliyle harcama yapması gerekiyor. Bu kesim içinde işi fırsata çevirenlerin sayısı az değil. Biz okurken evde kaç kişi kalındığına göre para almaya çalışan ev sahipleri gördük.

İkinci kesim kesinlikle art niyetli. Başına bir hal geldiğinde başvurduğu avukat, bir yeri ağrıdığında ona müdahale eden doktor, vergi borçlarını hesaplayan muhasebeci hep o okullardan mezun oldu. Eğer üniversiteler onların sandığı gibi yerler olsaydı mezun olanların hepsi sokakta uyuşturucu satıyordu. Kaldı ki kendi çocuğu da bir şekilde bir başka yerde üniversitede okuyorsa… “Benim çocuğum onlar gibi değil…” Hayırlı işler.

Üçüncü kesim ise imrenilesi. Bir yerde “Öğrencinin kalemi altından da olsa zekat verilir” diye bir fetva okumuştum. Gerçekliğini bilmiyorum ama öğrenci her zaman korunasıdır. Yardım edilesidir.

İlim için gurbete çıkmış evlattır. Sizin nasıl evladınız varsa ve ondan ayrıldığınızda mahzun olursanız onun da ana babası vardır. O da mahzundur.

Öğrencileri nasıl gördüğünüzü ve nasıl görmeniz gerektiğini özellikle yeni kayıt dönemi olan şu günlerde bir daha gözden geçirmenizi öneririm.

HECATİ: "Tadını çıkar" dediler. Tadını çıkarınca geriye bir şey kalmıyor ki…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Karasulu
Karasulu - 2 ay Önce

Keşke bir Turan Kalfada Karasudan çıksa.